Kategoriler
Genel Konular Sinema Dünyası Türk Sineması

Türk Komedi Sineması Nereye Gidiyor?

  Türkiye’de izlenime girdiğinde gişeleri altüst eden film türleri genelde Türk komedi filmleri oluyor fakat ne yazık ki üretilen komedi filmlerinin yüzde seksen beşi boş.
   Bu türlerin başını Recep İvedik çekiyor.İnsanları küfürle güldürmeye çalışan bu film sinemayla içli dışlı olan insanlar için tam bir hayal kırıklığı.Sadece malum film değil bunun gibi bir çok örnek var bunlardan size bahsedeyim.
  Destere;büyük umutlarla bileti alıp salona girmiştim.Film başladı.İlk başta Peker bey küfür ederek insanları güldürmeye çalıştı.Bazı kişiler özellikle çocuklar bu küfürlere kırıp geçildiler.Fakat bende herhangi bir mimik hareketi yok öyle filmin ilk yarısını izledim.İkinci yarısında isyan ederek sinema salonundan çıktım.Alttaki alışveriş merkezinden bir film satın aldım ve onu izledim.O film için hem zaman hem de para kaybettim.
  Avanak Kuzenler;belki bir şeyler çıkarmışlardır diye dvd’sini almıştım.Evde oturdum film başladı.Yirmi dakka sonra midem bulanarak filmin dvd’sini çöpe attım.
  Çılgın Dershane;bomboş bir film.Erotizm,küfür,salakca espiriler katarak bir film yapmaya çalışmışlar ama bana hiç bir şekilde zevk verdiğini söyleyemem.
  Günümüzde de saygı duyulucak komedi filmleri de yok değil.Ferhan Şensoy’un Son Ders’i bana komedi,hüzünü aynı anda yaşattı ve gerçekten çok hoşuma gitti.Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım eğlenceli vakit geçirtti ve gerçekten bana ders çıkaracak şeyler gösterdi. Fakat her zaman ki gibi absült filmler onlardan daha ön plana çıkmayı başardı.
  Nerde o eski komedi filmleri değil mi arkadaşlar?Kemal Sunal,Şener Şen,Adile Naşit,Münir Özkul ve daha ismini sayamadığım yüzlerce yüce usta.Keşke tekrar bir araya gelseler bizlere Hababam Sınıfı gibi Neşeli Günler gibi filmler yapabilseler.Koltuğumdan kalkmadan hayatımın sonuna kadar onları izlerim…

 Alaattin Cem Özdemir
 

Kategoriler
Genel Konular Günlük hayat Kişisel makaleler Toplumsal Konular

Bu Yazı +18

  Henüz bir ay önce kendimi denemek için internette hikaye yarışmaları aramaktaydım.Gözüme Rıfat Ilgaz Hikaye Yarışması adında bir yarışma takıldı.Tıkladım girdim.Yarışma kurallarının ilk başında dikkatimi çeken kural,"Yarışmaya 18 yaşını doldurmuş kişiler katılabilir".Ben 18 yaşında değilim ama ben de yarışmaya katılmak istiyordum.Rahmetli Rıfat Ilgaz yaşasaydı eminim ki bu yarışmaya herkesin katılmasını isterdi.Sadece bu yarışma da değil hayatımızın çoğu yerinde +18 levhaları ile karşılaşıyoruz.Misal vereyim.
  Suadiye-Erenköy-Feneryolu arası bir plajda  yazan tabelaya göre"18 yaşından küçüklerin denize girmesi tehlikeli ve yasaktır".Bir düşünsenize 12 yaşında milli bir yüzme sporcusu denize girip yüzmek istiyor.Dubaları geçtiği an güneş yanığından kararmış,güneş gözlüklü bir adam elinde megafonla onu denizden çıkarıyor.Ne yazık.
 Bakkallarda yazan bir yazı "18 yaşından küçüklere içki ve sigara satılmaz".Fakat bu tabela ne esnafları ne de bizleri durduruyor.Ben rahatça içeri girip sigara veya içki satın alabiliyorum.Bana o malları satmakla esnafta haklı sadece 18 yaşından büyük insanlardan para kazancak değil ya.
 Televizyonlardaki akıllı işaretler +18,+13,+16,cinsellik içerir,şiddet ve korku içerir vs.Sevgili anne ve babalar bu işaretleri gördüklerin de çocuklarını televizyon başından kaldırıyorlar mı?Bence hayır.Tam tersine çocuklar ve ebeveynler bu işaretleri gördüğünde televizyon başına resmen kilitleniyor."O onun kafasını kesti,bakın öpüşüyorlar,şimdi soyunacak" gibi diyaloglar bu tür ortamlar da duyulabilir.
  Belirttiğim örneklere de bakarsak gerçekten bazı şeylerde kısıtlanıyoruz.Ben beş yaşındaki çocuğa sigara satılsın demiyorum fakat özgürlüklerimiz kısıtlanmasın.Bıraksınlar da herkes ne yapacağına kendi karar versin.
                                                                                                                       Alaattin Cem Özdemir