YALNIZLIĞIN SENFONİSİ
 
Kal demeyeceğim artık sana !
Çağırmalarım boşuna…
Yıkılmaz kaleler altında,
Bu yitik şehirler kucaklar beni !
Dost edindim şimdi bunları…
Şu hoyrat elleriyle,
Namussuz akşamlarda !
Sensizlik heceler, gözleri kapalı …
Bensizlik sona erer.
Bir melodi tınlar aydınlıkla !
Elinde asası , yol arar…
Gözler kördür şimdi !
Gözler ferini yitmiş…
Bir rüzgar eser dünden kalma…
Saçlarının savrulduğu yerde,
Kumlar cilveleşir tenime çarptığı köşelerde !
Sevişmeler serpilir şimdi !
Tüm bedenimde gezinir.
Tüm bedenim titrer…
 
Gel demeyeceğim artık sana !..
Haykırışlarım boşuna …
Kapının eşiğinde bir kuşluk vakti,
Bir anlık bakış ve küçük bir sükut !…
Kendi benzerini buldum sandığım bakışlarında,
Tutup da  güneşi bir akşam saatinde ;
Bu siyah gecede doğan aşkımızla,
Hani bizim o sır gecemizde!…
Mavi kanatlı gemilerin bocalayarak götürdüğü
İncir dikenlerinin uçuştuğu sığlarda,
YALNIZLIĞIN SENFONİSİ çınlar !
Ezelinden çizilmiş, alın yazımızda …
 
Dön demeyeceğim artık sana !..
Adınla başlayan çizgiler çizerim gökyüzüne.
Karanlıkta şekillenen, bulutlar aydınlanır …
Topladığım yıldızları iliştiriveririm kenarına,
Gümüşten bir çerçeve varederim !
İçinde hayalden silüetin belirir…
Uazatamam ellerimi !
Dağılırlar…
Kalabalığın yuttuğu şu mavi akşamlarda,
Aç avuçlarını gökyüzüne !!!
Şerefsizliklerinden kaçışlarımda
Nefes nefese durduğum,
Bu taş kaldırımlarda
Vedalaşmaların ilminde kalışım !..
Yok artık düşlerim !
Bir ıssız kaktüs dolu çölde,
Yahut !
Terkedilmiş köhne bir limanda,
Küçük bir batık gemiyim…
Ay denizinde kayıp kıta gibi gömülü !
Zamansızlığın venüsü ağlar…
Kahpeliklerin hüküm sürdüğü ,
Alfabesi çürümüş şu kaldırımlarda,
YALNIZLIĞIN SENFONİSİ çınlar !,
Kokuşmuş  hayatların,  donuk  bakışlarında …
 
Gitme demeyeceğim artık sana !
Sinsi bakışlar acıtır canımı…
Haykırır  feryatlarım !
Vurgun yemiş şu istasyon ağzında,
Bir temmuz günüdür beklediğim !
Temmuz sıcağı ağzında…
Senden !
Arda kalan artıklarımla
Sürgünlerin uzmanlığında ,
Adım adım ateşlere basıyorum !
Hasretinin üzerimde uçtuğu sonsuzlukta ,
Hayasızca !
Söverim,
Doğrulara…yalanlara !
Bir titrek yazı çağırır tüm kahpelikleri,
Eski köprülerden geçmeye !
Duyulan karanlık çığlıklar korkutur…
Açlığımın  !
Susuzluğumun !
Vede,
Yalnızlığımın mahkümüyetindedir izlerin !
Dizginlenmez merhametlerim kucaklar …
Sabrımın ucunda kopan fırtınayla savrulur.
İsyanlarımda !
Can çekişen açmazlarımda,
Namussuzca ;
Gelmişime…geçmişime sövdüğüm
Bu batık gemilerde !
Kuzey kutbunda bir kayıkla,
Kürek çekerken
Ekvator ortasında;
YALNIZLIĞIN SENFONİSİ  çınlar !…
Üşürüm !
Amansız rüzgarlarda …
 
Neden demeyeceğim artık sana !
Kalleş fikirlerden sıyrılamadığın,
Fırtınaların aşındırıp kırış kırış yaptığı ;
Beklediğin…
Toz  zerreciklerinin kavuşmasını ,
Asırlar süren !
Hayasız , zavallı toplulukların insafsızlıklarını,
Karanlık maceranın kemendine tutsak
Peşi sıra , ardına koştuğun
Geceler uzuyordu şimdi !
Geceler ,
Sivri dişleri parlayarak ;
Karanlık koridorlarda büyüyordu !..
Çocuk yüreklerde ağlıyordu…
Yıldızların erişilmezliğinde ,
Gözü dönmüş korkaklığın
Çırılçıplak iniltileri geliyordu…
Ay bedenimi ısıtmaktan vazgeçti !
Kaygısız  tarlalarda  başıboşluğum …
Ufuk çizgisinde , kıvranan bileklerim !
Kavrulan yitmişlikle,
Yüzü sonbahar düşünceliyken !
İnce çizgilerin sessizliğinde ,
Haykıran bakışların düşleriyle ,
Yaban güvercinlerim, kanat çırpar …
Sevginin ışıltısıyla çoğalan meyvemle,
Şu 30 haziran gecesinde !
Temmuza 5 kala,
Sana yaslanıp uzanaraktan ,
Gözlerim kapalı !
Dinliyorum…
Beynimin içinde bir melodi !
Asırlar sürecek tutsaklığımla ,
Damarlarımdaki kanın
Her bir zerresinde ;
YALNIZLIĞIN SENFONİSİ çınlıyordu !
Bedenimde zincirli prangalarla…
 
Ve ben !
Zamanın yittiği şu saatlerde ,
Umutlarımı !
Sevgimi !
Hatta kendimi !…
En kalın urganlarla ,
Soktuğum bu çuval ağzını bağlarken;
Ağlamadan !
Ama …
Ağlayamadan !
Kal! demeyeceğim kadar ,
Bir zavallıyken…
Namussuzca !
Vede ,
Ahlaksızca !
Tüm kalıntılarını gömerek yanardağlara;
Ve bir gün !
Lavlarını fışkırtabileceği ihtimaliyle ,
Git diyebileceğim kadar ,
Terbiyesizce !
YALNIZLIĞIN SENFONİSİ ni haykırırım !
Bu şerefsiz gecelerde …
 
Saygılarımla,
arzu koç
 

5 YORUMLAR

  1. siirler ” su ” gibi!
    bir bebek güzelligini satiraralarinda görebilmek mümkün…
    yine bir güzel sunum okudugum
    saolun-varolun emi ;)
    bu arada bir siirinizi kendi web sayfama ekledim isminizle arzu hanim bunu belirteyim;)

    sevgiler daima

  2. sn: schair “yakup” hocam bana şeref verdiniz efendim sağolun.
    seslenişlerimi kendi sitenizde yayınlamanız tıpkı burada olduğu gibi bana onur vermiştir. çok teşekkür ederim.
    sitenizin ismini verme şansınız olursa müsait bir anımda ziyaret etmekten onur duyarım.

    ve siz sn: kuaza size inanın söyleyecek bir söz bile bulamıyorum . yalnız şunu bilinki sizi tanımış olmak beni onurlandırmıştır.

    sonsuz saygılarımla,
    arzu koç

Bir Cevap Yazın