Türkiye, pek çok vatandaşa göre, Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığında tam anlamıyla bir patlama yaşıyor ve çok yakında tüm Orta Doğu’yu yönetecek” İş Kadını ve anne, Mutlu Alkan’a göre kadınlar açısından da durum değişiyor: “Artık kafanın üzerindekinin değil, içindeki önemli” Bundan 15 yıl önce henüz var olmayan bir müşteri sınıfının göz bebeği, 36 yaşındaki iç mimar Şafak Çak hayatından oldukça memnun: “Yeni Türk burjuvasının hayallerini gerçeğe dönüştürüyorum.” diyen Çak, uzun yıllar New York’ta yaşamış.

Zengin müslümanların evlerini dekore ettiğinde parolası: “Aşırılıkta asla yeterlilik olmaz.” Çak, müşterileri için, “Aşırılıkları, Dubai’yi, Suudi Arabistan’ı, Swarovski’yi ve incik boncuğu seviyorlar” diyor. Daha sonra, hazırladığı iç mekânların birkaç görüntüsünü ekrandan gösteriyor ve insanın başı dönüyor. Üzerinde kubbeleriyle, apartman dairesi gibi büyük ve üzeri yastık dolu yataklar; siyah mermerin ve dore muslukların ışıldadığı, insan büyüklüğünde kristal kuğuların bile görüldüğü havuz gibi banyolar… Varsailles Sarayı, bu görüntüler karşısında minimalist görünüyor. Çak şöyle söylüyor: “Bundan 10 yıl önce Türkiye’de, Müslüman dindarlar, bir zamanlar ABD’de zencilere gösterilen muamele gibi muamele görüyordu. Onları küçük düşürmek için hiçbir fırsat kaçırılmazdı. Ama Başbakanımız Erdoğan, onlara kendine güven duygusunu aşıladı ve onları zenginleştirdi. Pek çoğu için artık para sorun değil.” Çak’a göre Türkiye doğru yolda. Çak’ın bahsettiği patlama, Türkiye’de her yerde algılanıyor; İstanbul’un Ataköy semtinde bulunan sergi salonunun kapısının önünde de. Karşısında bulunan yeni alışveriş merkezi, sabahın 11.00’inde alışveriş yapan kadınlarla dolup taşıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetiminde ülkede, yüzde 10’luk bir oranla uzun zamandan bu yana en yüksek büyüme kaydedildi ve uzun zamandan bu yana kaydedilen en düşük işsizlik oranıyla da yüzde 8,8 devasa bir adım atıldı. Pek çok Türk kökenli Alman’ın gözünde de geleceğin ülkesi artık Almanya değil, ebeveynlerinin vatanı. Nitekim Almanya’dan Türkiye’ye taşınanların sayısı, Türkiye’den Almanya’ya gidenlerden daha fazla. OECD’nin verilerine göre göçmen çocukları aynı vasıflara sahip olsalar da iş bulma imkânının daha az olduğu bir ülkeyi terk ediyorlar. Geçtiğimiz yıllarda, iyi bir eğitim düzeyine sahip “Almancı” sayısı yaklaşık 40 bin idi. Atalarının ülkesine geri dönüyorlar ve Almanya’da ancak hayalini kurabilecekleri bir kariyer yapıyorlar.

Bakan Egemen Bağış: AB’yi Bekliyoruz

Geçmişte o denli özlemi duyulan AB’ye katılım da ekonomide güçlenmenin bir sonucu olarak artık Türkler tarafından kayıtsızlıkla karşılanıyor. AB Bakanı Egemen Bağış, oldukça sakin bir şekilde, “Avrupa çöküyor, biz yükseliyoruz; eninde sonunda birbirimizin gözünün içine bakacağız. Türkiye’nin Avrupa’ya, Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Sadece AB’nin bunu anlamasını bekliyoruz.” diyor. Ulaşılan yeni refah düzeyi, oluk oluk akan çimentoyla sergileniyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin siluetinde minareler değil, vinçler hâkim. Bugün tüm Türkiye, devasa bir şantiye durumunda; kazılıyor ve kesiliyor: Yunanistan ve Bulgaristan sınırındaki Edirne’den, Ermenistan yakınlarındaki Ağrı Dağı eteklerindeki Iğdır’a, Karadeniz’deki Trabzon’dan Akdeniz’deki İskenderun’a, Suriye’ye kısa mesafedeki Urfa’dan Gürcistan’a yakın Hopa’ya kadar…

50’li yıllardan itibaren milyonlarca göçmenin şehirlerin banliyölerine inşa ettiği kaotik yerleşim yerlerinin yerine cıvıl cıvıl renkli prefabrik evler geliyor; kenar mahallelere “gecekondu” mahallesi deniliyordu. Başörtüsü takan, oldukça dindar, kozmopolit ve birden fazla dil konuşan 36 yaşında ve iki çocuk annesi Mutlu Alkan, “Türkiye’nin ekonomik ve siyasi anlamda istikrarlı ve enerji dolu bir halkı var.” diyor.

Orta çaplı bir aile işletmesi olan, tekstil endüstrisi için dikiş makinesi üreten ve Alkan’ın sürekli seyahat ettiği 86 ülkeye ihracat yapan Malkan adlı şirketi yönetiyor: “2001 yılına kadar enflasyon oranımız ortalama yüzde 70 idi ve bürokrasinin altında eziliyorduk. Ticaret yapmak bir kâbustu.” diyen Alkan, 2003’ten bu yana ülkeyi yöneten lidere eleştiri kabul etmiyor. Çünkü “Onun sayesinde, bir kadının kafasındakinin üzerindekinin değil içindekinin önem taşıdığı fikri nihayet Türkiye’de de başarıya ulaştı.”

Paris Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü araştırmacılarından Muhammed Troudi ise: “Türkiye tüm bölge için bir model. Çünkü İslam’ın gelişme ve kalkınmayla uyum içerisinde olup olmadığına dair ebedi soruya bugün en inandırıcı cevabı veriyor. Ülke, hem laik hem de aynı zamanda İslamcı olunabilineceğini; büyüyen bir ekonomiye sahip olup aynı zamanda da Müslüman olunabileceğini; kapitalizmi geliştirilip aynı zamanda da İslamcı olunabilineceğini; Avrupa’ya yakınlaşıp aynı zamanda da Müslüman olunabilineceğini gözler önüne seriyor. Türkler, temel hakları tehlikeye atmadan ve şeriatı getirmeden, İslam’ı siyasete entegre ettiler. Dini, çağdaşlıkla uzlaştırdılar.” diye konuşuyor.

Bu yazı http://www.byegm.gov.tr/dis-basinda-turkiye sitesinden alıntıdır.

Bir Cevap Yazın