“Türkiye’de yapılandırıcı sistem uygulanabilir mi? Uygulanırsa nasıl uygulanır? Başarılı olunabilir mi?” bu sorulara cevap arayalım.

Yapılandırıcı sistemde öğrenci ön planda olduğu için ve Türkiye’deki sınıflarda öğrenci sayıları fazla olduğu için yapılandırıcı sistemi uygulamak zor oluyor. Çünkü öğretmen her öğrenciye yeterli zamanı ayıramıyor ve her öğrencinin sürecini olması gerektiği gibi değerlendiremiyor.

Örneğin yeni sistemde, grup çalışmaları, gösterip yaptırmalar, laboratuvar çalışmaları, proje-performans  ödevleri, tartışmalar ön planda geliyor. Öğretmenin proje veya performans ödevini değerlendirdiğini düşünelim. Her öğrenci ayrı ayrı ödevini  sınıfa sunuyor. Sınıflar kalabalık olduğu için çok zaman alıyor. “Konuşma halkası” öğretim yönteminin uygulandığını düşünelim. Öğrencilerin günümüz sınıflarında halka olması hayli zor görünüyor. Laboratuvar çalışmalarını düşünelim. Laboratuvarı olmayan okullarımız bile hala bulunuyor.

Gelelim sorularımızın cevaplarına… Türkiye’de yapılandırıcı sistem tabiki uygulanabilir, ama önce bazı düzeltmeler yapılmalı ve buna sınıflardaki öğrenci saylıarından başlanmalı. Yapılandırıcı sistem tüm ayrıntılarıyla öğretmenlere anlatılmalı, ve bu konuda uygulama yaptırılmalı. Yapılandırıcı sistemin içerisinde olan çeşit çeşit öğretim yöntemleri öğretmenlere kavratılmalı ve öğretmenler uygulama yapabilecek düzeye getirilmeli. Çünkü birçok öğretmen, öğretmen kılavuz kitaplarındaki öğretim yöntem ve tekniklerinin nasıl uygulandığını bilmiyor. Örneğin, altı şapkalı öğretim yöntemi, beyin fırtınası, vızıltı grupları, dedikodu yöntemi, arkası yarın yöntemi… Birçok öğretmenin bu öğretim yöntem ve tekniklerinden haberi bile yok, onun için bilgilendirme çalışmaları yapılmalı.

Öğretmenlerin yeni sistemi kavradıktan sonra, yeni sistemin amacını anladıktan sonra ve uygulamada da sorun yaşamadıktan sonra  başarılı olmamaları olanaksız. Ayrıca öğretmenler, okul-veli ilişkilerine de gereken önemi vermeli, öğrencilerini yakından tanımaya çalışmalı.

Velilere yapılandırıcı sistemde çok iş düşüyor. Onlar da öğretmenin rolü gibi rehberlik rolündeler çocuklarına karşı. Onlara destek olmalı, yardımcı olmalılar. Ama birçok veli çocuğunun birtakım sorular yöneltmesinden, çok araştırmasından, çok soruşturmasından şimdiden şikayetçiler bile. Aslında veliler de ne yapacaklarını bilmedikleri için sorun ortaya çıkıyor bazen. Ve veliler kendilerini yetersiz hissediyorlar. Ayrıca bazı velilerde çocuklarının ödevleriyle ilgilenmek istemiyorlar.

Burada en önemli görev yine öğretmenlere düşüyor. Öğretmenler, eğitim- öğretim sürecini, okul-veli ilişkisini iyi planlamalılar. Sonucunda yine her şey öğrencilerin güzel, sağlıklı, başarılı bir eğitim-öğretim görmeleri için…

Bir Cevap Yazın