KÜLTÜR DEVRİMİ

Artık Türkiye’de bir kültür devrimi yapmanın zamanı geldi. Açılımın konuşulduğu, teröristlerin salıverildiği, Ziya Gökalp’in adının kaldırılıp gayri Türk unsurların değersiz isimlerinin yerleştirildiği ve dahası terör örgütü yandaşı olduğunu gizlemeyen kişilere nikah şahitliğinin yapıldığı bir dönem de, bütün bunları silip süpürecek tek şey, kültür devrimidir.

Kendi dilinden, kültüründen uzak tutulmuş ve başka idollerin etkisi altına alınmış Türk insanı, bir 50 yıl daha bu baskılara dayanamayıp asimile olacaktır. Bugün, özellikle “ açılım sayıklamasının “ savunucularının 50 yıl sonra Türkiye Türkleri’ne yapılanları görünce ne diyebileceklerini merak ediyorum açıkçası.

Kendi dilinden, kendi kültüründen uzak bir insanın “ karma “ karaktere sahip olması kaçınılmaz bir yenilgidir. Türkiye’de, Türkçe ibadet yok ve her taraf hurafelerle dolu. İnsanımız, başını secdeye eğene kadar ettiği duaların büyük bölümünü bilmiyor. Bu nasıl bir ibadetse artık…

Türkçe ibadet et daha anlamlı dediğin de “ hem Arapçası’nı hem Türkçesi’ni öğren “ diyenler var. Arapça şart mı? Tabi ki hayır! Arapça’da sonuçta bir dildir ve zamanla değişmeye mahkumdur. Değişecek bir şey İslam’ın temeli olamaz. Dil insani bir özelliktir ve insana göre ortaya çıkmıştır. Kendi dilinde ibadet etmekte bir insanın en doğal hakkıdır. Bazı kişiler, Arapça’dan Türkçe’ye çevrilemeyecek birkaç kelime olduğunu iddia edip sırf bunun için Türkçe ibadete karşı çıkmaktadır. Türkçe anlamını olmayan bir kelimeyi nasıl anlarsınız? Arapça’da anlayamazsınız. Çünkü Türkçe’de onu karşılayacak bir anlam yok dediklerine göre! Tipik bir “ mankafa “ örneği diyebiliriz.

Biz arınmış Türkçeciyiz. Tasfiyeci Türkçeci değiliz. “ Anlamı olmayan kelimeler “ saçmalığına rağmen bunu kabul edip pek ala anlamı olmayan kelimeleri alabiliriz. Sonuçta amaç insanın daha çok ettiği duayı anlayabilmesidir!

İşte sırf bu yüzden sizi pek çok “ Müslüman “ toplum yönlendirebilir. Arap, kendi menfaati için gelip sizi kandırabilir ve sizi zarara uğratabilir. Dini açıdan yanlış yönlendirilmiş olmak zaten bir zarardır ve tarihte bunun örneklerini çok gördük. Örnek, Türkler ile ilgili hadisler, Türklerin Yecüc ve Mecüc olduğu iddiaları.

Türkler ile ilgili hadisler, en önemli örnektir. Arap casusları yüz yıllar boyu Anadolu’da hadisler ile ilgili propagandalar yapmışlardır. İşlerine gelince Türklerin zamanı geldiğin de yok olacağı şeklinde hadisler yaymışlar gelmeyince de Türkler kafir ilan edilmişlerdir. Bu, insanımızı yanlış yönlendirmiş ve İslamiyet ile alakasız tamamen Araplar’ın cahiliyet döneminden kalma hurafelere inanmaya itmiştir.

Türkler, Yecüc ve Mecüc değildir. Yecüc ve Mecüc, din kaynakların da en doğru şekli ile “ Çekik gözlü ve kısa boylu “ olarak tarif edilir. Oysa, Türkler önceleri düşük oran da çekik gözlü idiler ve kısa boylu değil orta boyludurlar. Hangi akla hizmet böyle düşünülür ki? Yoksa, ana dili ile ibadet etmeyen bir Millet’e batılılar İslam’dan soğutmak için propaganda yapıyor olmasın? Yoksa, kim inanır Tek Tanrı’ya inanan Türklerin sapkın Çinli’ye saldırdı diye zalim olacağına? Ancak, dilinden yoksun mankafalar…

Manevi alanda olduğu gibi ticari alanda da paramızın doğru değerlendirilmesi ve üretimin artması için Türkçe şarttır. Bununla ilgili çeşitli aşamalar uygulanmaldır;

  1. – Türkiye’de satış yapan yabancı bir bilgisayar oyunun adı Türkiye’de Türkçe sunulmalı ve oyunun içerisine Türkçe dil seçeneği eklenmelidir. Aksi takdir de, bu oyunlar yasaklanmalıdır. Paranızı verdiğiniz bir şeyden en iyi şekilde hizmet almak hakkınızdır. Eğer yabancı firmalar bu zorunluluğu reddedip Türkiye’ye oyun göndermemeye kalkarlarsa yerli oyun üreticileri desteklenmelidir. Bu, sadece bilgisayar oyunu için değil yabancı markaların hepsi için geçerlidir.
  2. – İşyerlerinde Türkçe tabela zorunluluğu ve denetimi arttırılmalıdır. Türkçe tabela kullanmayan işyerlerine sadece bir kez uyarı verilmeli ve uyulmaması durumun da kapatılmalıdır. İşyeri sahibi Türkçe isim kullanana kadar da işyeri kapalı kalmalıdır.
  3. – Yurtdışından gelen giysi tüketimine sınırlama konulmalıdır. Eğer yabancı giysi firmaları bu karara uymazsa ülkeye girişleri yasaklanmalı ve yerli üretime destek olunmalıdır.

Özellikle kıyafet konusu çok önemlidir. Az geliştiğini iddia ettiğimiz ülkeler bile kendi tarzların da giysi veya mimari yaratıyorlar. Mesela, Türkiye’de ceket mi yapılacak? Anadolu tarzında olsun. Üzerin de, Türk motifleri olsun. Namaza durarken takılan başlıklar, normal hayatta takılabilecek başlıklar Türk insanına özgü olsun.

Moğolistan’da, bir stadyumun mimarisi “ Otağ “ şeklinde. Biz de, kendi mimarimize dönüş yapmalıyız. Batı, kendine özgü teknoloji yaratırken biz de batıya özgü teknoloji yaratıyoruz. Bu, bizi derinden yıkacak ve Milli kimliği yok edecek kadar kötü bir durumdur.

Bazı insanlara yeniden kıyafet devrimini açıkladığınız da eminim ki hemen “ Evet mesela sarıklı kıyafetlere dönülebilir “ gibi çok ezgi zamanlar da evliyaların giydi ve hatta İslam’dan önce Arapların giydiği ve İslam’dan ziyade Araplara özgü ola kıyafetleri arzu ederek yanılgıya düşebilirler.

Sarık vb. giysi türleri Araplara özgüdür diyoruz madem o halde Türkler’e özgü dini giysiler de yaratılabilir.

Bunlar, tabi ki Kültür devrimi ile Millileştirme yolunda sadece birkaç örnektir. Bunların hiçbirinin evrensellik ile bir alakası yoktur.

Bazı kimseler de “ Kıyafetler vb. evrenseldir “ iddiasın da bulunabilirler. Bu büyük bir palavradır. Siz, kendi ülkesin de Anadolu kıyafeti ile giyinen İsveçli gördünüz mü? Kalpak takan İngiliz? Bira yerine kımız içen Alman?

Eminim görmemişsinizdir. Öyle ki biz bunu da istemiyoruz. Biz sömürgeci değiliz ve başka Milletlerin kendi kültürlerine karışmayız. Bizi ilgilendiren kendi kültürümüzdür.

Bütün bu saydıklarımı uygulamak sıkı denetlenecek köklü kanunlara ve tabi cesarete dayanır. Kendi kültürüne sahip kendi dilini yaratmış medeniyet güneşi ve Devletin resmi dilini kazandırmış olan asli unsur Türkler’in bunlar en doğal hakkıdır. Bu yolda umutsuzluğa kapılmamakta medya-basın kuruluşlarını Sömürgeci uşağı olmaktan, batı hayranı olmaktan çıkarmamaya bağlıdır.

Eğer bunlar olursa;

Yerli üretim artar,
Dini sömürü kalkar,
Kültürümüzü yozlaştıran yanlış Milli bilgiler kalkar,
Bu toprakların asıl sahibi olan atalarımıza özgü görünüş sağlanır ve onlara olan borcumuz ödenir,
Ve asıl dikkat edilmesi gereken sonuçta Ulu Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği yola ulaşmış oluruz.

Yeter ki, “ TÜRK “ olmayı bilelim ve Milli değerlerimize aşağılık kompleksine yakalanmadan sahip çıkalım.

“ Muhtaç olduğun kudret damarlarında ki asil kanda mevcuttur! “

Esenlikle.

Yusufhan Güzelsoy

Bir Cevap Yazın