Orda Bir Türk Var Uzakta…

Orda bir Türk var uzakta,
O Türk bizim soylumuzdur.
Bilmesekte, yardım etmesekte,
O Türk, bizim soylumuzdur!

Anaları feryat eder orda,
Askerleri, sapıktır dağlarda!
Duymamazlıktan gelsekte,
o Türk bizim soylumuzdur!

E kardeşim, Türkiye’nin bugün zihniyeti bu değil mi? Gitme, yardım etme, görmemezlikten gel hatta yeri geldiğinde sat hatta ve hatta sattığın halde destek bekle!

Adamlara, yani Türk dünyasında başka Devletler’in topraklarında yaşayan esaret altında ki Türkler’e, yıllardır yaptığımız kıyaklar, üstte yazdığım dörtlükler gibi. Tabi ben çevirme yaptım ama, olsun…

Şimdi, o ” uzaklarda yaşıyorlar. ” diyipte, Brezilya’ya gidenlerin ve Azerbaycan’a gitmeye üşendikleri yerde yaşayan Azeri Türkler’i kimlerdir, nerelerde yaşarlar ve durumları nelerdir onları inceleyelim;

KARABAĞ SORUNU VE AZERİ TÜRKLER’İ

Karabağ sorunu denildiğinde akla hemen Hocalı katliamı gelir. Bu katliam, Rus ve Ermeni tarihinin en iğrenç noktasıdır. İki Millet’in, birlikte nasıl çirkinlikler yapabileceklerinin kanıtıdır.

Karabağ’da, onca katliam ve uluslarası hukuk gibi bir kavramın hiçe sayılarak hukuk dışı hareketler yapılmasına rağmen Azeri Türkleri’nin nüfusu az değildir. Hocalı katliamını biraz detaylandıralım. Ondan sonra bahsettiğim gibi ne kadar çirkinleştiklerini görelim;

Hocalı’da canını zor bela kurtarmış ve bugün hayatta olan yaşlı amcaların anlattıkları ile Avrupalı gözlemciler, bir rapor hazırlamıştır. Bu raporda, bir de Rus askeri vardır tanık olarak. Tabi kimliği gizlidir. Rapor başta Avrupa ülkeleri olmak üzere pek çok yerde yankı bulmuştur. Ancak Avrupa konseyinde Avrupalıların gösterdikleri çabanın onda birini ancak Türkiye göstermiştir. Buna rağmen Türkiye’nin Azerbaycan’dan yeri geldiğinde destek istemesi son derece çıkarcı bir davranıştır.

Katliamın yapıldığı sabah, tanıkların ağzından;

” Katliamdan bir gün önce, Hocalı’nın dünya ile iletişimini sağlayan her türlü teknolojik gereç etkisiz hale getirilmişti. Rus ve Ermeni askerleri Hocalı’nın çıkışlarını tutmuştu. Biz az çok durumu anladık. Halk tedirgindi. Sabah olduğunda Rus ve Ermeni askerleri Hocalı’ya girip sayısız insan öldürdüler. Hamile kadınların canlı canlı karnını yardılar. Gençlerin kafalarından top ve kale direği yapıp oynadılar ( Amerika’nın Irak’ta yaptıklarına ne kadar benziyor değil mi? ). Fırınlarda insanları yaktılar ( Bu da Ermeniler’in kurtuluş savaşı dönemimde yaptıklarının aynısı! ). ”

Evet, belki bu katliamlar Sovyetler döneminde yapıldı. Ancak, kominist rejim değişsede, ne Rusya’da, ne de hükümetler değiştiren Ermenistan’da hiçbir şey değiştirmedi.

Kafkaslar’da azımsanmayacak etkinliğe sahip İran ise, güney Azerbaycan’da bir asimilasyon politikası gütmektedir. İran’ın kuzeyinde, Azerbaycan’ın güneyinde yer alan İran Azerbaycan’ın da 30 Milyon Türk’ün yaşadığı bilinmektedir. Çoğu kişinin, ” İran’da ki Azeri Türkler’i benliğini unutmuş, kendisi Farsi hissediyor. ” gibi araştırmadan yoksun cümleler sarfetsede, İran’da Türkler’i hamam böceği olarak gösteren karikatürden sonra meydana gelen olaylardan haberleri olmadığındandır.

Ama çoğu kişinin haberi yoktur.

İran ile Türkiye’yi her daim birbirine düşürme politikaları güden Avrupalılar, hamam böceği karikatürü çizildiğini Türk medyasına yansıtmış, İran ile Türkiye’nin arasını bozmaya çalışmıştır. Lakin, bundan sonra meydana gelen olayları medyaya yansıtmamaların nedeni, Türk Milletin de, bir kin duygusu yaratmaktır.

Peki nedir ” o ” olaylar?

Hamam böceği karikatüründen sonra İran’da ki Azeri Türkler’i müthiş bir tepki vermiştir. Farsiler’in yoğun olarak yaşadığı yerler de özellikle sokaklara dökülen Türkler, arabaları yakıp parçalamışlar, ” Bozkurt ” işaretleri yaparak yaşadıkları heryerde eyleme imza atmışlardır.

İlginç olanı, Ahmedinejad bu olaylardan sonra herhangi bir müdahalede bulunmamıştır.

Bu olaylar meydana geldiğinde, Azeri Türkler’i, derneğimize olayların resimlerini ulaştırmış, biz de aynısını medya kuruluşlarına yollamıştık.

Sonuç, ilgilerini çekmemiş olmalı ki (!) olaylara yer vermediler.

Kısacası, İran’ın kuzeyinde ki ipler elimizdedir. Ancak bunun kullanılmadığını görüyoruz. Son olarak Güney Azerbaycan için yayın yapan soydaşlarımızın kanalı İran’ın isteği üzerine Türkiye’de yasaklanmıştır.

BALKAN TÜRKLERİ VE MACARLAR

Balkan Türkler’i, Türk Dünyası’nın diğer bölgelerinden farksız işkencelere maruz kalmıştır. Bunların en önemlisi, Bulgaristan’da yaşayan Türkler’in, yıllarca maruz kaldığı sıkıntılı yaşamdır. Bugün Bulgaristan asimilasyon politikasını bir nebze olsun azaltmıştır. Ancak, hiçbir şekilde Türk düşmanlığından vazgeçmemiştir. Son zamanlarda meydana gelen Türkler’e ait balıkçı teknelerini kurşunlamaları da buna güzel bir örnektir.

Gelelim Macarlar’a, Nihal Atsız onlardan ” kardeş Macarlar ” şeklinde bahseder. Öyledirler.

Özellikle resmi tarih kitaplarının saçma dayatmaları vardır. Örneğin Hristiyan olan Türk, kısa sürede asimile olmaya mahkumdur, en iyi Türk müslüman Türk’tür gibi…

Ancak Macar Türkler’i ve Gagavuz Türkler’i bu saçma dayatmayı bitirebilecek kapasitede kanıtlardır.

Macarlar Türk olduklarını unutmamıştır. Dünya’da ilk Türkoloji bölümünün açıldığı, ilk Turan dergisinin çıkarıldığı ülke Macaristan’dır.

Gagavuz Türkler’i, Hristiyan olmalarına rağmen en eski Türk geleneklerini adeta aynaya yansımasıdır. Türk kimliklerini kaybetmemişlerdir.

Bulgarlar’ın tamamının Hristiyan olduğunu iddia edenler de bu sözlerini araştırmadan yoksun bir şekilde sarfetmektedir. Rusya ve Ukrayna’nın bazı kesimlerinde müslüman Bulgar Türkler’i yaşamaktadır. Hristiyan Bulgar olupta Türk kimliğini unutmayanların sayısı az değildir.

Bir de Yahudi Türkler vardır. Bunlara ” Hazar Türk’ü ” denir. Türk özelliklerini hiçbir şekilde kaybetmedikleri gibi, İsrail ile aralarında duygusal bağ yoktur. Zaman zaman kin duygusunun öne çıktığı durumlarda yaşanır. Bir Çeçen sitesinin; ” Mossad, Türk istihbaratı tarafından bir operasyon ile Kafkaslar’da etinliğini kaybetti. ” iddiası vardı. Ne kadar doğrudur buna araştırmacılar karar verecektir, ancak böyle bir durum olduğunda Hazar Türkleri’nin etkinliğinin az olduğunu düşünemezsiniz.

Yine bazı politik-istihbarat konulu araştırmalarda, Hazar Türkleri’nin, Mossad’a İsrailoğullarından mış gibi sızdığını iddia edenler vardır. Aynı araştırmada bundan zaman zaman Türk istihbaratının da yararlandığı iddia edilmektedir.

RUSYA’DA YAŞAYAN TÜRKLER’İN DURUMU

Kimi sayımda 50, kimi sayımda ise 30 Milyon Türk soydaşımızın Rusya’da yaşadığı bilinmektedir. Ancak, bu yaşam zaman zaman dram halini almıştır.

Sadece 1800′lü yıllardan sonra gelen Orta Asya’da Rus hakimiyeti döneminde, 1 Milyon’un üzerin de Türk katledilmiştir. Öyle ki o zamanlardan kalma bazı videolar da, işçiye sözler, vaatler verip sonunda iktidara gelen Kominist yönetimin, sadece Türkler’i değil kendi insanlarını da katledikleri görülmektedir. Bunların büyük çoğunluğunu Rus işçilerinin ve köylülerinin oluşturması da hazindir.

Yine Orta Asya’da, Rusya’da yaşayan veya yaşamış olan Türkler’in soyadlarının Rusça ekler almış olması da bence apayrı bir dramdır.

Bugün Türkiye’de durum oldukça farklıdır.

Soyadlarını herkes, soyadı kanunu çıktığın da özgürce alabilmiştir.

Milletvekili Ahmet Türk’ün dedeleri kanunun çıktığı dönemde kendi istekleri ile ” Türk ” soyadını almıştır. Bununla beraber içinde Türk olan soyadlarına sahip Kürt sayısı da az değildir.

Ayrıca, soyadları Kürtçe veya başka dillerde olanlarda vardır.

Önce Hrant Dink’in öldürülmesini doğru bulmuyorum deyip, daha sonra soyadı kanununu eleştirip, herkes istediği dilde soyadı kullanabilmelidir gibi aydınlık palavraları atanlar, az önce Hrant Dink derken ayrıntıya dikkat etmeyenlerdir.

Yani, Ermeniler’in isimlerine bakın;

Hrant Dink

Bir de çarşı grubunun başında ki Ermeni vatandaş, adını unuttum…

Bunlar Ermenice isim soyisim kullanmıyorlar mı? Kullanıyorlar.

O halde hani soyadı konusunda Türkiye’de özgürlük yoktu?

İşte, Türkiye’de Ermeni veya Kürt vatandaş kendi adını ve soyadını kullanabilir. Ancak bir Azeri Türk’ü kullanamaz. Soyadında mutlaka Rusça ekler vardır.

Bir de, Sibirya’da çoğunluk olarak yaşayıp, Rus göçleri ile azınlık durumuna düşmüş olan Yenisey Türkler’i vardır.

ÇİN’DE YAŞAYAN TÜRKLER

Çin’de yaşayan Türkler’den bahsetmek için, Uygurlar’ın çektiklerine mutlaka değinmek gerekir. Benim Türkistan’da ki son olaylardan aylar önce Türkistan’da yaşanan zulmü anlatan makalemi okursanız, Uygur Türkleri’nin çektiklerini anlayabilirsiniz.

Yalnız Çin’de yaşayan sadece Uygur Türkleri değildir. Kazak soydaşlarımız başta olmak üzere çeşitli Türk boyları da vardır. Bununla beraber Çin içlerin de unutulmuş mahalleler de sefalet içerisinde yaşayan Hunlar’da bulundu.

Doğu Türkistan bölgesinde, 10.000′den fazla Çin askeri vardır. Bununla beraber Uygur Türkleri, kendi topraklarından çıkarılan yeraltı kaynaklarından komik rakamlar haricinde pay almamaktır.

Türkistan’da Çin’in kömür ihtiyacının %80′i giderilmektedir.

Bununla beraber, Türkistan’a sırf uydurma olan Sincan adı verildiği için ” De Facto bölge ” diyecek kadar Türk ruhunu kaybedip doğal olarak alçalmış insanlar-da-vardır!

Bu kimseler, uçağa kement atacak kadar ” de facto ” olmayan Osman Batur’dan ve onların torunlarından habersizdir! Bu kişilerin beyinleri ” De Facto ” durumundadır.

Yine, Uygur Türkleri’ni ABD’nin kışkırtmasına geliyor diyerek, kendi politikalarının yetersizliğine, tıkanmışlığına çare bulmaya çalışan densizler de toplumun içerisinde gezinmektedir.

Bunlara da soruyorum; Osman Batur’un karakterine sahip kaç tane Amerikan maşası gördünüz?

Amerika’nın maşası olupta, Osman Batur karakterine sahip bir kişi bile yoktur.

Bunların temelinde Rabiya Kadir adlı Uygur Türkü’nün olduğu ve Amerika’nın maşası olduğunu iddia edenler, Rabiya Kadir’in sürgüne gönderildiği ABD’de kendisine kalp ilaçlarının bile verilmediğini bilmezler.

Rabiya Kadir Amerikan Maşası olsa, kalp ilaçlarını alamaz mıydı?

Alırdı.

Ama maşa değil, maşa olan kalp ilaçlarından öte Nobel alıyor bu dünya’da!

” Ermeni ve Kürt soykırımı var. ” diyen Orhan Pamuk, Devlet arşivlerinin ve Türk araştırmacılarının tezlerini yoğunlaştırdığı dönemler de neden ortadan kayboluyor?

Çünkü kendisi ABD maşasıdır ve bunun ödülünü de nobel ödülü almıştır.

Tebrik ederiz (!)

Orhan Pamuk ile benim bile bilgisayarımda bile bulunan, Ermeni çetecilerinin 6-7 metrelik oluşturdukları duvarlara beraber bakalım. O duvarlar nasıl oluşuturulmuş biliyor musunuz?

Türk kafatasları ile!

Neyse, konu Mançurya dolaylarında açıldı, Sivas dolaylarına uzadı!

Uzatmayalım.

KUZEY IRAK TÜRKLERİ

Kuzey Irak Türkleri’nin yaşadığı ortamı iyi analiz etmek gerekir.

Bölgede, en büyük iki Kürt aşireti Barzani ve Talabani aşiretidir. Barzani aşireti, Osmanlı zamanların da her savaşta ve isyanda Osmanlı’nın yanında yer almıştır. Talabani ise her türlü isyan ve savaşta Osmanlı’nun karşısında ki güçlere destek vermiştir.

Barzani ve Talabani aşiretleri, bu yüzden sürtüşmektedir. Bu sürtüşmeden Kürtler kadar Türkmenler’de zarar görmüştür. Türkmenler’i anlatan bir şiir, Türkmenler’in Saddam zamanın da yaşadıklarını biraz olsun aktarıyor;

” Türkmenem demişem, Türkçe söylemişem, eskiyaka’da kurşuna dizilmişem… ”

Bir de türkü vardır;

” Yıktılar kalamızı, sürdüler balamızı, daha can boğazdayken, çektiler sal’amızı… ”

Bugün Kuzey Irak’ta 2.5 Milyon Türkmen yaşadığı bilinmektedir. Buralar önceki dönemler de Türkmen yoğunlukta idi.

Ancak, Kürtler’in zulümden kurtulur kurtulmaz oralarda ki Türkmenler’e yaptıkları, Saddam’ın yaptıkları ile birlikte Türkmenler sayıca çok azalmıştır. Ancak, buna rağmen buralar bizimdir ve her katliama rağmen öyle kalacaktır.

Gördüğünüz gibi, ayrıntısı ile anlatmadığım halde Türk DÜnyası büyük zulümler çekmiştir. Rusya-Çin-ABD-İngiltere gibi emperyalist sömürgeci Devletler’in Türk Dünyası üzerinde ki politikaları bellidir.

Örneğin, Türkiye-Azerbaycan birleşmesine karşın Karabağ’ın işgal edildiğini düşünmekteyim. Özellikle Kurtuluş Savaşı dönemin de, Ulu Önder’in iki soydaş ülke arasında sağladığı bilinçli ortam, bu işgali hazırlamıştır…

Her fırsatta kendi haklarından bahsedip;

” Türkçe yoktur, Türk Milleti yoktur! ” gibi saçmalıklar ile Millet’i yanıltmaya kalkan aydınları, tez bile olamayacak saçmalıkları çürütüldüğü için hapse atmak, koministlerin bile desteklemesi gereken bir durumdur.

Çünkü bu ” Halkların Kardeşliği ” hayaline aykırı değil midir?

Önce bana Türk yoktur de, sonra da biz seninle kardeş olacağız de.

Bize düşen;

TANRI TÜRK’Ü KORUSUN!

demektir.

Esenlikle…

1 YORUM

  1. Bu yazi paha bicilemez.. ellerine yuregine saglik yusuf. Gercekten bu tarz yazilarin artik cogalmasi ve diger turk kullanicilarinada ulastirilmasi gerek. cunku yeni jenerasyon gencleri bir cok bilgiyi yanlis algiliyor ve biliyor. bunlarin ve bu tarz yazilarin, fikirlerin yayginlastirilmasi gerek diye dusunuyorum.. Turk tarihi gercekten nasil gerceklesti, bunu herkesin bilmesi gerek..

Bir Cevap Yazın