Kişioğlu baba ocağını ana kucağını terk etmeye görsün bir daha o tarafa yönünü dönüp bakmaz. Ne yazık ki millet olarak da ata yurdundan koptuktan sonra asırlardır yönümüz hep batıya dönük kalmıştır. Son yarım yüzyıldan beri ise istedikleri her tavizi vermemize ve istenmeyen adam ilan edilmemize rağmen batının yani Avrupa’nın kapısında dilenci kılığında çöreklenip kaldık. Yıllardır hükümet olanlar bunu anlamasalar da millet olarak bu durumun ezikliğinden kurtulmamız gerekmektedir.Çare, yönümüzü doğuya, güneşin doğduğu yöne yani ata topraklarımıza dönmektir.  Bunun ne anlama geldiğini meşaleyi tutuşturacak bir kıvılcım örneğini irdeleyerek anlatmaya çalışalım.

Menfaat ilişkilerine dayanmadan, başımızı ağrıtmayacak şekilde sağlıklı ilişkiler kurabileceğimiz tek yer kardeş ülke ve topluluklardır. Kardeş topluluk ve cumhuriyetlerle aramızda oluşan olumlu en küçük kıvılcımlar bile milletimizi memnun etmektedir. Bunun en son örneğini Türkvizyon şarkı yarışmasında uzaktan da olsa doya doya yaşadık.

Bu etkinlikte bulunup bizzat üyesi olduğu ekiple açılış programını gerçekleştirenlerden Sayın Selim Demirtürk beyle oradaki heyecanı tekrar yaşamak adına bir görüşmemiz oldu. Tabi ki merak ettiğimiz sorulara cevap aradık.

Böyle bir ekip ruhunu nasıl oluşturduklarını ve nasıl bir hazırlık yaptıklarını sorduk, aldığımız yanıt: ‘‘Ekip ruhunu oluşturmak bizim için zor olmadı çünkü ekipte ki herkes Türkçü, Turancı olduğu için Arslanbek Sultanbekov komutasında tam bir askeri hiyerarşi ve disiplinle üstlendikleri göreve kilitlenerek çalışmalarını yürüttü. Sahneye çıkmadan önce 2-3 kez prova yapmamıza rağmen bu kadar güzel bir performans sergiledik bunun sebebi de üstte saydığım o ruha sahip olmamızdı.’’ şeklinde oldu.

Açılışı gerçekleştirmek için ekip olarak özel bir girişiminiz oldu mu? Sorumuza ise ‘‘Özel bir girişimimiz olmadı. TRT’nin talebi doğrultusunda Organizasyon ekibi Türk Dünyasına malolmuş, Türk gençliğinin vazgeçilmez şarkısı haline gelmiş Dombra şarkısıyla Türkvizyon açılışını yapması için Arslanbek Sultanbekov’a ulaşmış. O da Türklüğe yakışır bir sahne gösterisi için kam davulunun, at İgilin, balabanın, sazın, temir komuz’un, dombra’nın eşlik ettiği Türk tarihine iz bırakacak bir gösteriyle izleyenlerin karşısına çıkmak istemiş ve ekibimizi bu kutlu görevle taçlandırmıştır.’’ Demesi yüreğimize serpilen su gibiydi adeta.

Bizim yüreğimize su serpildi ama acaba organizasyon amacına ulaşabildi mi merakımızı gidermeye çalıştık. Bu konuda aldığımız yanıt: ‘‘TRT’nin çekimi berbattı. Açılış esnasında canlı yayında ses tv’lere aktarılamamış ayrıca kameramanlar sahnede ki o muhteşem performansı tamamen izleyenlere aksettirememiş. Ayrıca organizasyonun duyurulması noktasında da çok büyük eksiklikler vardı. Reklam yeteri kadar yapılmamış, bu önemli yarışma ulusumuza duyurulamamıştı. Bütün bu eksiklik ve problemlere rağmen amacına ulaşma noktasında ilk kıvılcımı yakması sebebiyle önemli ve güzel bir yarışmaydı.’’ Doğrusunu söylemek gerekirse ben de bana gelen bir telefonla haberdar oldum. Gönül isterdi ki böyle bir programı  Eurovision şarkı yarışmalarında olduğu gibi bütün ulusal Türk televizyonları reklamını yapıp canlı yayınla izleyiciye sunabilseydi.

Türk devlet ve toplulukları arasında gerçekleşen bu yarışmanın gelecek yıllarda da yapılması kararlaştırıldı. ‘‘Dilde-işte-fikirde birlik’’ şiarıyla ortaya konan ve TÜRKSOY’un da desteklediği bu ufak kıvılcımın acaba Türk Turan davasına hizmeti ne olabilir düşüncesiyle Türk Turan Ülküsünün bir eri olan Selim beyin düşüncelerini almak istedik bu arada. ‘‘Turan kavramının ne anlam içerdiği ve bunun gerçekleşmesi için nelerin yapılması gerektiği konusunun yeniden ortaya konması gerekiyor. Bu noktada Türkçüler tek bir sancak ve kağan etrafında toplanma hayaliyle yanıp tutuşsa da, zamanın gereklilikleri ve getirdikleri artık bunun bu şekilde olamayacağına en güzel kanıt. O yüzden Turancılık bizler için her Türk Devletinin kendi sancağı altında bağımsızlığını devam ettirip diğer dünya devletlerinin karşısında birbirlerine destek ve omuz verecek kadar güçlenmesinin yanı sıra kültürel, askeri, ekonomik, ticari işbirliklerinin yapıldığı, ‘dilde-işte-fikirde birlik’ söyleminin gerçeğe dönüştüğü bir yapılanma olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında kardeşlerin birliğinin sağlanması açısından aynı havayı soluyacağımız bu tarz ortamların hazırlanması çok büyük önem arz etmekte.’’ Yanıtıyla bazı insanların farkı anlamlar yüklediği hatta öcü gibi gördüğü veya göstermeye çalıştığı Türkçü düşüncenin ana hatlarını özetlemiş oldular.

Üyeleri değişik Türk topluluklarından olan böyle bir müzik ekibinin varlığı şahsen beni mutlu etmekle beraber varlığını sürdürüp sürdürmediği ve çalışmalarının devam edip etmediğini, başka etkinliklere katılıp katılmadıklarını da öğrenmeye çalıştım: ‘‘Ankara’da olan kandaşlarımızla bir araya gelip çalışmalarımız devam etmekte. Bunun dışında kam kıyafetim ve tüürümle (Kam Davulu) geleneksel yeni yıl, yeni gün, baharın gelişi olarak adlandırdığımız (Nevruz) etkinliklerde ve buna benzer Türk kültürünün ve gerçek inanç sisteminin tanıtılması konusunda ki faaliyetlerde sahneye çıkmam konusunda gelen davetleri şuan değerlendirmekteyim.’’ Yanıtı gelecekte daha güzel gösterilerin habercisi gibiydi adeta. Hatta Arslanbek Sultanbekov ve ekibi olarak Türkvizyon’a yarışmacı olarak katılmanın umut ışığını yaktılar ki bu değerli ekibe başarılar dilemekten güzel bir şey düşünemiyorum.

Osman Öcal

1 YORUM

Bir Cevap Yazın