İnsanlar adedince mutluluk tercihleri vardır. İnsanımızın hoşlandığı, önemsediği çeşitli alanlardan dolayı kimseleri kınamamalıyız.
İnsandan insana mutluluk kaynağı, eğlence alanları, olmazsa olmazları, kazanç yolları vardır. Kimimizin çok hoşlandığı alan, diğerimizin hiç ilgisini çekmeyebilir.

İnsanların zevk aldıkları normal şartlardaki konulara şaşırmamak gerekmektedir. İnsanın yapısından kaynaklanan hobileriyle şakaya alınmadan demek ki benim hoşlanmadığım alanda arkadaşımın ilgi ve alakası var diyerek konuyu yoruma kapatmalıyız.
Hepimizin aile içinde bile farklılıklarımız olmuştur. İki, üç kardeşin bile çok farklı yönleri bulunmaktadır.

Mesela iki kardeşimiz olduğunda bile iki ayrı dünyayla karşılaşıyoruz.

Günlük hayatta bazen diyoruz ki, hiç kardeşine benzememişsin. Şunları bile duymuş olabilirsiniz, senin yaptıklarına bak, çalışmıyorsun, televizyon izliyorsun.

Keşke sende kız olsaydın da ablan gibi akıllı, çalışkan, uysal, kurallara uyanlardan olurdun belki sözlerini duymuşuzdur.

Bizim ailede de buna benzerleri yaşandı. Lise çağımda saç uzatmayı severdim. Ailem kesinlikle karşı çıkarlardı.

Efendice saçını kestir dediklerini duymazlıktan gelir, aldırmazdım, biraz daha uzardı dolayısıyla, saçımın uzamasıyla bana söylenen ibarelerde ağır olurdu.

Gün gelir ailemin lafları çok ağır gelir ve tıraş olurdum. Tıraş olmadan sevilmeyen ben, tıraş olduktan sonra bambaşka biri olarak makbul sayılırdım.

Ağır sözlerin yerini iltifatlar alırdı. İçimden öncesinden kızdığım büyüklerimi sevmeye başlardım. Bir de harçlık verirlerse mutlu olurdum.

Bazen tıraş olmaya da ikaz ettirmeden berbere gidersem, ödülüm büyük olurdu. Önce aferin sonrada üç beş kuruş harçlık verilirdi.

Bunun gibi insanımızın kendince önemsediği, dikkat ettiği işlerde onun gibi davranırsanız sizi severler. Mutlaka onun kadar seveceksin değil, ona yakında sevseniz yeter.

İki kişinin bile sevindikleri, hoşlandıkları alan oldukça farklılık arz eder. Çevresine önem vermenin vazife olduğunu kabul edenimiz olduğu gibi bu âleme ben mi düzen vereceğim diyen kişiler aynı çevrenin insanıdır aslında.

Duyarlılık sahibinin önemsemiş olduğu alanda, eksiklikler ve fazlalıklar dayanılmaz olur. Tepkisini koyar. Oradaki olumsuzluk, yanlışlık, hata onu çok mu çok sıkar, üzer, sıkıntının giderilmesi içinde elinden geleni yapar.

Diğer kişinin dünya yıkılsa da umurunda olmaz. İyilikte kötülükte onun için aynıdır. Başkasının duyarlı olduğu konuyu hiç önemsemez.

Arkadaşlardan kimisine bazen futbol izlemeye gidelim mi dediğimde? Bu kadar okuyan adam maça mı gider diyenler olur bana?

Başta babam ne anlarsın top seyretmekten derdi. Babam akşamları yorgunluğumu görünce hatta yine top mu oynadın diye çetin sorgudan geçirirdi?

Buna rağmen maç izlemeyi ve ara sıra oynamayı bırakamadım. Bunun gibi çoğumuzun başına gelenler vardır.

Kimi müziği çok sever, kimisi bu ne der? Hayatta farklılık olmalı ki, yaşantılarımızın tadı olsun.

Tek tip duygulu, tek tip düşünceli, tek tip inançlı, tek tip düşünceli insanları arayanlar yanlış dünyadalar.

Önemli olan farklılıkları birleştirerek beraberce yaşamanın tadını almalıyız. İnsani olarak vazifemizi yapıyorsak, geriye kalan kişisel özelliklerimizin önemi kurallara uyma şartıyla önemli değildir.

2 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın