Kara kışın yerini tatlı serinliklerin aldığı; onların da pabucunu dama atacak olan iç ısıtan bazen bunaltan ama sebepsiz mutluluk veren yaz günleri kapıda. Birçok insan eminim ki şimdiden kara kara düşünmeye başlamıştır: Nereye tatile gitsem? Kiminle gitsem? Nasıl gitsem? Uygun fiyata nasıl tatil yaparım? vs vs. Kara kara düşünmeye başlarlar derken tam da bundan bahsediyorum; bu düşünceler tamamen sıkıştırılmış bir tatili nasıl en kullanışlı hale getiririm duygusundaki düşünceler ki yaptıkları tek şey o sımsıcak yaz günlerinin tatlı havasını daha gelmeden cehenneme çevirip içimizi soğutmak. Tatil planlarından önce eğer ki bir soru sorulacaksa o da kesinlikle “Tatil nedir?” olmalıdır; daha güzel ifade etmek gerekirse “Bana göre tatil nedir arkadaş?”. Plan yapmaya bu şekilde başlarsa potansiyel tatilciler eminim ki o birkaç günlerini daha çok içlerine sinecek şekilde yaşarlar. Belki size biraz klişe gelecek ama hakikaten o kadar konservatif ve faydacı bir toplumda yaşıyoruz ki tatil dediğimiz şeyi bile sürü psikolojisiyle, kısıtlı bir zamana en fazla ne kadar aktiviteyi(!) sıkıştırabilirim mantığıyla yaşamaya çalışıyoruz. Çalışan kesime aslında bu lafım açıkçası. Hepiniz Antalya’da, Alanya’da, Marmaris’te konserve şekline getirilmiş tatil köylerine gidip bir ton para verip Afrika’yı doyuracak zenginlikteki(!) açık büfelere mahkûm olup zoraki aktivitelere katılmak durumunda değilsiniz. Silkelenin ve kendinize gelin derim ben. Şahsen bu tarz tatilleri de yaşamış görmüş daha doğrusu tecrübe etmiş biri olarak yazıyorum; amacım sakın yanlış anlaşılmasın bu tarz yerleri kötülemek gibi bir amacım yok asla. Peki gelgelelim fasulyenin faydalarına.. Nedir tatil? Kısaca sözlük anlamıyla dinlenmek amacıyla çalışmaksızın geçirilen süre. Aslında olay çok net… Çok insan gördüm: Kimisi tatillerini yurtdışında geçirip gezip gören ki bu sandığınız kadar pahalı bir tatil değil sadece önceden planlamak gerekiyor; kimisi sözünü ettiğimiz tatil köylerine gidiyor; kimisi daha ege sahillerinde; kimisi de Caddebostan sahilde bisiklet sürüp yürüyüş yapıp püfür püfür esen bir ağaç gölgesine çöküp kahve-kitap-tatlı üçlemesini tercih ediyor veya şehrin yazın boşalmış sokaklarında avare avare gezip tozup eşiyle dostuyla vakit geçirmeyi tercih ediyor. Buradaki asıl önemli nokta şu ki ne yaparlarsa yapsınlar hedeflerinin hayattan öyle ya da böyle ufak bir ısırık alıp biraz huzur, eğer şanslılarsa biraz da mutluluk kazanabilmek olduğunu hatırlamalılar.

Gelgelelim birkaç ufak tatil alternatifine: Açıkçası denizsever bir insan olarak daha çok deniz kıyılarını tercih edebiliyorum. Hatta eğer hem deniz olsun hem sessizlik hem de doğa derseniz Antalya-Olympos’u şiddetle tavsiye ederim. Olympos deyince aklınıza hemen yahu ben kamp insanı değilim gelebilir; çok da haklısın ben de hiç değilim ama araştırınca gördüm ki otel konforunda olan ama doğasını sessizliğini huzurunu koruyan birkaç ufak butik yer kesinlikle var. Son yıllarda popüler olan Alaçatı’dan biraz bahsedecek olursak en başta şunu belirteyim denizi bana oldukça soğuk bir o kadar da tuzlu gelmişti ama yine de Alaçatı’nın büyülü havası asla hiçbir yerde yok. Zaten deniz için de Alaçatı merkezde kalıyorsanız eğer biraz yol yapmanız gerekecek. Konaklama için Kemalpaşa caddesindeki yerler açıkçası revaçta ama yok ben o kadar gürültüyü kaldıramam derseniz biraz daha içerde kalan hatta biraz daha uygun fiyatlı oteller bulmak mümkün. Alaçatı’dan sonra aklınıza gelen yer eminim ki Bodrum olmuştur. Kişisel fikrim geçen sene itibariyle inanılmaz soğudum oranın curcunasından. Ama yanılmıyorsam geçen sene tamamlanan Yalıkavak Palmarina kesinlikle görülmeye değer yerler arasında. Konaklama için Yalıkavak merkezi tavsiye edebilirim; henüz Bodrum’un diğer yerleri kadar yozlaşmadı ve hem de merkezinde uygun fiyatlı konaklanacak yerler rahatlıkla bulunabilir. Ama yine kendi sahili olan bir yerde kalmayacaksanız deniz için biraz yol yapmanız gerekir; lafı açılmışken Ortakent taraflarındaki denizi asla tavsiye etmem, zemine paralel yüzmeniz gerekiyor çünkü iskeleden bile girince nerdeyse boyunuzu aşan yosunlar sizi kucaklıyor. Umarım az da olsa fikir verip naçizane yeni ufuklar açabilmişimdir hepinize. Şimdiden herkese huzurlu tatiller…

8 YORUMLAR

    • Tatil yapmak gunumuzde gerekli bir aktivitedir. Bunaltici sehir yasami, is stresi, cevre ile olan iliskiler, uzuntuler bu yolla biraz olsun giderilebilir. Konuyu dua et, namaz kil’a getirmemek lazim. cok farkli seyler. 5 Vakit namazini kilan insanlarimizda tatile yapmaya gidiyor, onlar neyin pesinde diyede ben kendime soruyorum :)

  1. Harika bi yazi elinize agziniza saglik. Tatil plani yapmakta olan bana ve arkadasima cok yardimci oldunuz sizin sayenizde dogru secimler yaptik ve harika bi tatil geciriyoruz. Yazilarin devamini sabirsizlikla bekliyoruzzz.

Bir Cevap Yazın