İnsan, yaşamı boyunca ahirete yönelik bir sınav yaşar ve bu konudaki çabasıyla imtihan olur. Yaşam Allah’ın bizleri denemek ve eğitmek için yarattığı bir süre, dünya da bu amaçla hazırlanmış geçici bir mekândır. Yaşamı süresince insan, karşılaştığı her şeye sabır göstermek, Rabb’ine tevekkül etmek ve güzel ahlak sergilemekle yükümlüdür.

İsabet eden bela ve musibetleri yaratanın Allah olduğunu kavramak, her olayda Allah’ı görmek, imtihandan zevk almaya, yaşanan her şeyi şevkle karşılamaya yol açar. İşte bu, dünya hayatındaki imtihanın samimi inananlara özel bir sırrıdır. Kuşkusuz bu sırrın bilincinde olmak, hem dünyada hem de ahirette asla son bulmayacak bir kazanç getirecektir.

İmtihanın bir parçası olan zor zamanlar, insanın Allah’a olan sadakatini ve teslimiyetini gösterebileceği, aynı zamanda sonsuz ahiret hayatı için çok fazla ecir kazanabileceği anlardır. Allah’ın sonsuz merhametiyle bir fırsat olarak yarattığı bu çok değerli zamanlarda, iman sahibi insan tüm bunların ardındaki hayır ve hikmeti bekler. Yaşadığı her anın, Allah’ın kendisi için yaratmış olduğu güzellik ve ecir fırsatı olduğunu düşünür.

İnanan insanın, karşısına çıkan görüntülerle yüzleşme zamanında göstereceği sabır, ahiretteki sonsuz yaşamında kesinlikle karşılığını alacağı en güzel ahlak özelliklerindendir. Allah’a duyulan aşkın en güzel ifade edilebileceği zamanlardır zorluk anları…

Ancak imtihandaki sırları tam olarak kavrayamayan kişilerin sıklıkla sordukları bir soru vardır. “Allah neden kulları için zorluklar yaratır?.. Eğer Allah her şeye gücü yeten ise arzu ettiği takdirde bunu önleyebilmesi gerekir. Eğer seven bir varlık ise sevilen varlığın acısını azaltmayı -haşa- arzu etmeyen sevgi tuhaf bir sevgidir. ”

Bu soruya İngiliz filozof John Hick şöyle cevap verir:

Dünya bir gözyaşları ırmağı değildir. Bir ruh oluşturma ırmağıdır. Anne babalar çocuklarını bazı zevklerden mahrum bırakırlar. Onların bazı şeyleri acı tecrübelerle öğrenmelerine de izin verirler. Hatta ceza verip acı çektirirler. Bunu yapmalarının nedeni kısa vadeli hazzın yanında kendine hakim olma, bilgelik, ahlaki erdem ve kendini gerçekleştirme gibi önemli şeylerin var olduğuna inanmalarıdır. Çocuğun bakış açısından bu zalimce görünür. Ancak bu görüş yanlıştır ve çocuğun bu görüşü savunmasının nedeni anne babanın daha geniş perspektifini kavrayamamasıdır. ”

Kuşkusuz insanlar, Allah’ın … Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. (Bakara Suresi, 255)

Tarih boyunca tüm peygamberler ve elçiler de yurtlarından sürülmüş, baskı altına alınmış, hatta öldürülmeye kadar varan zorluklar yaşamışlardır. Ancak tümü bu zorlu olayları Allah’a duydukları aşk ve imanlarından kaynaklanan şevkle karşılamışlardır. Hz. Yusuf iftiraya uğramış, suçsuz olduğu bilinmesine rağmen yıllarca zindanda kalmıştır. Hz. İbrahim, kavminin ileri gelenlerince ateşe atılmış, Hz. Musa Firavun’un, Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) de kavminin tehdit ve baskılarıyla karşılaşmıştır. Ancak bu kutlu insanların hepsi, yaşadıklarının imtihan olduğunun bilincinde Rabb’lerine teslim olmuş, O’na güvenip dayanmışlardır.

Dünya hayatındaki imtihan, yaşamın son anına kadar devam eder. Bu nedenle insan her an Allah’ın sınırlarını gözetmeli, kaderine teslim olmalı, sabır ve kararlılığı kalbine raptetmelidir. Çünkü isyanı seçen, zorluklar karşısında sabır ve tevekkül göstermeyen kişinin, Rabb’ine döndürüldüğünde yaşayacağı pişmanlık çok daha zorludur.

İşte orada, her nefis önceden yaptıklarıyla imtihana çekilmiş olacak ve onlar asıl-gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülecekler… (Yunus Suresi, 30)

 

Bir Cevap Yazın