Şeytanın, iman edemeyen insanlara bulaştırdığı en önemli özelliklerinden biri tevildir. Tevil, gerçeği saptırmak için yapılan samimiyetsiz açıklamalardır. Şeytan da Adem’e, kibirinden dolayı secde edememiş, fakat tevil getirerek ateşten yaratılan kendisinin, topraktan yaratılan Adem’den daha hayırlı olduğunu iddia etmiştir. Tevil aklın ürünü değildir. Şeytan da akılsızca yaptığı bu tevilde toprağın, ateşin üzerine atıldığında ateşi söndüreceğini düşünememiştir.

(Allah) Dedi: “Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?” (İblis) Dedi ki: “Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.” (A’raf Suresi – 12)

İman edemeyen insanların da, Allah’a yakınlık konusunda, şeytanın da telkini ile getirecekleri yüzlerce tevil vardır. Örneğin namaz kılınması gerektiğini bilirler, fakat fırsat bulamıyorum gibi samimiyetsiz bir teville, bu konuyu ilerki tarihlere ertelerler. Aldığı nefesi vereceğinin hiçbir garantisi olmayan bu insanlar, gün içinde gereksiz, ahiretlerine hiçbir faydası olmayan işlere saatlerce zaman ayırırlar. Ancak vakti belirlenmiş olan farz ibadetlere, asla aynı zamanı bulamazlar. Oysa bu ibadetler esnasında harcayacakları zaman, yarım saati geçmez. Ancak şeytan bunu kendilerine zor gösterir. Sabah ezan okunduğunda, uykusundan kalkmak ona çok zor gelir. Sıcak yatağından kalkıp, soğuk su ile abdest alacak ve bütün rahatı kaçacaktır. Şeytan ona uykuya devam etmesini, sonra kaza yapabileceğini, ya da bir kez namazı kaçırmasının sorun olmayacağını telkin eder. İnsan da, zaten hastayım, uykusuzum gibi tevillerle, şeytanın telkinine kulak verir ve namazını kazaya bırakır. Müminler, şeytanın bu fısıltılarına karşı çok uyanıktırlar. Ancak gerçek anlamda iman edemeyen zayıf insanlar, bu telkinin şeytandan geldiğini asla fark edemezler.

Samimiyetsiz insanların getirdiği tevillerin ne kadar akılsızca olduğunu ve buna kendilerinin dahi inanmadıklarını bir örnekle açıklayalım:

Çevrenizde, vakti olmadığı için ibadet edemediğini söyleyen onlarca insana rastlamışsınızdır. Bu insanlara, gün içinde yaptıkları bütün işlere hiç aksatmadan devam etmelerini, ancak her gün ayıracakları yarım saate karşılık, on trilyon alacaklarını söyleseniz, asla o yarım saatlik vakti bulamayız gibi bir tevil getirmezler. Peki, Rabbimizi razı ederek geçirebileceğimiz o yarım saatlik zaman dilimi ve sonunda iman eden kullarına vaat ettiği cennet, on trilyondan daha mı değersiz?

“Ve şüphesiz, senin Rabbin, sinelerinin gizli tuttuklarını ve açığa vurduklarını kesin olarak bilmektedir.” (Neml Suresi – 74)

İş işten geçmeden, şeytanın telkinlerine kapalı bir yaşama, bugün adım atabilmek dileği ile…

Bir Cevap Yazın