Aslında bu yazıma aylar öncesi başlamıştım ve yarım kalmıştı. Fakat bugün itibariyle tamamını sildim ve yeniden yazıyorum. İnsan bir şeyi ne kadar çok severse o kadar çok bağlanıyor ve ne kadar bağlanırsa o kadar ayrılıktan korkuyor ya. İşte bu gün korkularımla karşı karşıya kaldığım gündür. Bir insanı, bir hayvanı ya da her hangi bir şeyi seversin o kadar çok seversin bir gün ayrılacağın hiç aklına gelmez bile. Sonra başlarsın özlemeye ve özlem yerini isyana bırakır. Sürekli isyan ederken yakalarsın kendini. Hep tanrıdan bir şey istemişsindir ama bu son istediğin diğerlerinden daha önemlidir. İstersin ki bu zamana kadar bütün istediklerimden vazgeçtim. Sadece şimdi istediğimi yapsın yeter. Bu dileğimi, duamı kabul etsin kâfi dersin.  Ama etmez. Sonra kendini bin bir türlü hurafeyle avutmaya çalışırsın. Ama gerçek aslında bellidir hep. Olmuştur artık olan geri döndüremezsin gideni. Bilirsin ki artık o zamana kadar bildiğin her şey yanlışmış hepsi koskocaman bir yalanmış. Bilirsin ki tek gerçek şüphe değil de aslında “ölüm”müş.  Benim bir köpeğim vardı adı tuborg ’tu. Ve bugün iç kanama geçirmiş, veteriner iğne ile uyutmak zorunda kaldı yani hayata veda etti!

Bundan 3 – 4 gün önce araba çarptı. Önce kafasından çarptı daha sonra da sağ arka ayağını ezdi geçti. Ayağı ortadan ikiye ayrılmış. Veterinerine götürdüm. Felç olma riski var boşuna ameliyat yapmayalım dedi. Birkaç gün seyir halinde tutalım. Duruma göre ameliyat yaparız diye düşündü. Tamam dedim. Neyse bir gün sonra risk ortadan kalktı. Ameliyat kararı alındı. Ayağına platin koyulacaktı. O kadar çok sevinmiştim ki. Çarpıldığı andan itibaren, gözüme uyku girmiyordu. Yarın ameliyat olacaktı. Fakat az önce gelen bir telefon tüm sevincimi kursağımda bıraktı. Evet, çoğu insan için bir köpekti, ama benim için daha ötesiydi. Sadık bir dost, asla nankörlük etmeyen bir arkadaş bir sırdaş gibiydi. Ailemizin neşesiydi. Sokaktan bulmuştum ben onu küçücüktü. Daha gözleri yeni açılmıştı. Her şeyi ben öğretmiştim ona herkesten çokta beni severdi. Göz bebeğimdi…

Demem o ki çok sevmiştik hepimiz. Biliyorum ki en çokta ben sevmiştim tıpkı onun beni sevdiği gibi. Ama ben ona ihanet ettim son anında yanında değildim. Gidemedim göremedim işte o halini. Beni affeder mi dersiniz? Artık zannederim bir hayvan beslemeyeceğim, yetiştirmeyeceğim, arkadaşlık etmeyeceğim. Ya ona da bir şey olursa, hem bu ona ihanet olmaz mı? Hayat öyle garip bir şey ki yaşarken ölüm çok uzakmış gibi yaşıyoruz hep ancak aslında o kadar da yakınmış ki. Ben bugün anladım, bu gün ilk defa hiç etmediğim isyanı ettim. Hiç özlemediğim kadar özlüyorum onu. Ve asla bir daha sevemeyeceğim kadar seviyorum. Sadık dostum benim ELVEDA!!!

Sevmek, özlemek ve isyan etmek bugün bu üçünü de yaşadım. Uzunca bir sürede böyle sürecek biliyorum. Korktuğum tek şey onu unutmak. Umarım her şey bana onu hatırlatır. Onu asla unutmam.

Seni Çok Seviyorum Eski Dostum!!!

Muhittin YALÇIN

Bir Cevap Yazın