Bugünlerde dünya denen cehennemden kurtulmanın yollarını arıyorum. Ölmek mi kavuşmak cennete yoksa inadına yaşamak mı bilemiyorum ama isyanım artık sığmıyor toprak bedenime. Acaba diyorum bir melek var mıdır benim için ağlayan, hani bir üzülenim var mıdır arkamdan… Acaba diyorum bu yerlerden gitmek, kaçmak sayılır mı?”

Kendime kızıyorum günlerdir… Hiç kimselere anlatamadığım öyle bir derdin kölesi oldum ki kurtulamıyorum. Bir odanın içinde aylardır yaşayabilmenin sabrı bile beni şaşırtmaya yetiyor. Derinliğine inildikçe anlam kazanan bir olayın en çıkılmaz yerindeyim. Gözlerimi yumuyorum ama uyuyamıyorum. Yani nereden bakarsan bak üşüyorum… Üşüyorum!

İnsanları sevmiyorum, sevemiyorum. Zaten onlarda kendilerini sevdirmek için bir şey yapmıyorlar çünkü en az onlarda benim kadar sevmiyorlar kendilerini. Bu hep böyle devam edecek! Kederin dibinden gecenin karanlığına bir ıslık çalıyorum. ıslığıma değen tek şey gölgem oluyor. Hafiften bir rüzgâr esiyor, al-götür diyorum hayallerimi, hiç değilse onlar mutlu olsun gittikleri yerde… Hiç değilse onlar gülsünler-bu cehennem hayatta!

Saate bakıyorum her zaman ki gibi sabaha yakın, o zaten her ana yakın ama bir bana uzak. Zamansızlardanım, hiçbir şeyini zamana sığdıramayan bir adamım! Gerçeğinde adam mıyım onu da bilemiyorum. Aynalara küskünlüğüm, hayata sataşmam, belki anlamsız asileşmem hep bu yüzden… Kendime kızıp yine kendime kalmalarımdaki cesaretin bedeli olsa gerek bu içinden çıkamadığım gelgitler. Olsun bir ben umutsuzluk türküsünde nakarat olayım, yeter ki vuslata tuzak olmayayım! Yeter ki bir garibanın ahını almayayım!

İçimden her şeyi dağıtmak geliyor. Yaşadığım evi yakmak ve hatta yıkmak tüm hayallerimi. Bildiğim ne varsa, hani bedenimi hırpaladığım ne kadar sır varsa herkese anlatmak geçiyor içimden. Sonra dönüp tüm bu canlılara “işte bu dünya sizin her şeyiniz ama benim hiçbir şeyim” deyip de çekip gidesim geliyor. Anladığım, anlamadığım, anlamakta zorlandığım ne kadar dert varsa hepsini terk edip, hiç bilmediğim bir âlemin kör kuyusuna sığınasım geliyor. Sonra tabiî ki unutulmak… Hiç hatırlanmamak!

Kendimi her zamankinden daha fazla zorluyorum. Yaşamak için türlü mazeretler uyduruyorum. Bir çıkış kapısı hani gıcırdayanına bile razıyım. Yeter ki kurtulayım bu karamsar ruh hallerinden, sığınayım küçük bir umudun kollarına sonra uyuyup kalayım öylesine orada… Uyandığımda göreyim her şeyin daha güzel olduğunu, yalanda olsa inanayım güzel olacağına; her zaman hayalim olan bir göl kıyısında gözlerimi hayata açayım ve kuşların cıvıltılarıyla yeniden doğayım ve yeniden ve yeniden…

Kızmayın bana insanları sevemiyorum diye. Ne yapabilirim ki her gün karşılaştığım onlarca insanın yüzlerinde görünce asık suratlılığı, nasıl güleyim-en mutlu anımda bile. Kaldı ki onlar bile memnun değilken kendilerinden, ben, nasıl umut olayım da sevgiyle sarılayım. Bir mevsim daha yenik düştüm hayat sana. Bir ilkbahar borçlusun bana, üstelik yüzlerce kelebek valsı ile dönmedikçe etrafımda, asla affetmeyeceğim hayat seni! Asla… Asla!

Kendilerini hiç önemsemeyenlere…

EMRE ONBEY

PAYLAS
Önceki İçerikHalter’de büyük başarı
Sonraki İçerikDiş fırçalama Tekniği
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

5 YORUMLAR

  1. Emrecigim bir dörtlügümü buraya uygun buldum ;)
    gülücük güzelligi dilerken…

    …Evhamlı

    Assagilik insan yapti yapacagini!
    ‘ delice sevmeme sebep oldu yine kendini ‘
    Oysa ben nefret etmek istemisdim
    Bir gülücügün hatirina yinede dayanamadim

    Yakup Icik

  2. Evhamlı

    Assagilik insan yapti yapacagini!
    ‘ delice sevmeme sebep oldu yine kendini ‘
    Oysa ben nefret etmek istemisdim
    Bir gülücügün hatirina yinede dayanamadim

    Sevmeden edemedim…

    Yakup Icik

    son satiri kayit esnasinda silmisim farkinda olmayarak
    orijinali böyle

Bir Cevap Yazın