Sabır, sadece zorluklar karşısında değil, hayatın her anında yaşanması gereken güzel bir ahlak özelliğidir.

Sabır; ‘ Rabbin için sabret.’  (Müddessir Suresi,7) ayetinden de anlaşılacağı gibi yalnızca Allah rızası içindir. İnsan ancak Allah’a olan imanı ve yakınlığı oranında sabır gösterebilir. Karşılaştığı olumsuz olaylarda gösterdiği güzel ahlak süreklidir. ‘İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz.’ (Fussilet Suresi, 34-35) Ayetten de anlaşıldığı gibi ‘sürekli’ olan güzel ahlakı sabredenlerden başkası gösteremez. Müminler her zaman en güzel davranışı ve en güzel ahlakı gösterme konusunda kararlıdır ve en ufak bir gevşeme göstermeden bu ibadeti yerine getirmeye devam ederler. Başına ne kadar büyük felaketler gelirse gelsin onlar için fark etmez. “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın…” (Al-i İmran Suresi, 200)  ayetinde buyrulduğu üzere hayırlarda yarışır gibi, sabırda da yarışmak bir mümin özelliğidir.

Karşılaşılan her türlü olay mümin için bir sınav konusudur. Göstereceği sabrın önemini çok iyi bilir ve Allah’ın razı olacağı tavrı göstermek için yoğun bir çaba sarfeder. Bunu yaparken de en ufak bir huzursuzluk ve sıkıntı duymaz. Çünkü her şeyde mutlaka bir hayır olduğunu düşünür ve sonsuz bir tevekkülle Allah’a sığınır, yardımı da sabrı da yalnızca O’ndan diler. Kader gerçeğini bilen ve her şeyin Allah’ın kontrolünde gerçekleştiğine inanan mümin, her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylık geleceğini ve Allah’ın kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyeceği gerçeğini bilir. “Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5–6) “Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez…” (Bakara Suresi, 286)

Sabır, Kuran’da çokça üzerinde durulan ve namaz kılmak, oruç tutmak gibi farz olan ibadetlerden biridir. Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.’  (Ra’d Suresi,22)  Sabır göstermek, namaz ibadetini yerine getirmek gibidir. Sabır vakti geldiğinde sabır gösterememek, namazı vaktinde kılamamak ve ecri kaçırmaktan farksızdır. Allah sabır gösterenleri cenneti ile müjdelemektedir. ‘İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.’ (Furkan Suresi, 75)   Dünya hayatının geçici olduğunu bilen mümin için, ahirette Rabbinin yüzü ve sonsuz cennet özlemi, sabır göstermesi için yeterli bir sebeptir. Unutulmamalıdır ki bütün ibadetlerde kararlılık ve süreklilik göstermek, sabırlı olmakla mümkündür. Sabır ibadeti, kararlı bir şekilde asla taviz vermeden uygulanması gereken ve insana sıkıntı değil ferahlık veren önemli bir ibadettir.

Mümin için Allah’ın rızası ve hoşnutluğu çok önemlidir. Allah sevgisi ve korkusundan yoksun olan insan, bu hissiyattan uzaktır. Bu nedenle Allah rızası için sabır göstermek yerine tahammülü tercih eder. Hayat onun için katlanmak zorunda olduğu sıkıntılarla dolu eziyet verici bir ortamdır. Dayanabildikleri noktaya kadar dayanırlar sonrasında isyan ederler. Sürekli yaşanan gerginlik, tedirginlik ve gelecek korkusu bedenlerinde geri dönüşü olmayan hastalıklara neden olur ya da isyanları onları intihara sürükler. Oysa Allah’a teslim olup sabreden mümin için sonsuz bir huzur ve güven duygusu vardır. ‘Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara Suresi, 155) Ayetin tecellisi olarak her gün milyonlarca insan sevdiklerini ya da mallarını kaybeder. Sabır gösteremeyenler için bu durum bir isyan noktasıdır ve isyanları  ‘NEDEN BEN’ sorusuyla başlar.

Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’de Peygamberlerin göstermiş oldukları sabır örnekleri:

Hz Eyüb’ün, yakalandığı hastalık karşısında gösterdiği sabır, ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir: “Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.” Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi.   (Sad suresi,44)

Hz. Yusuf, suçu olmadığı halde yıllarca zindanda kalmış, ancak asla isyan etmemiş, sabırla ve tevekkülle Allah’a yönelmiştir. “Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat.”   (Yusuf Suresi,101)

Hz. Musa’nın annesi ise sonsuz bir tevekkül göstererek oğlu Musa’yı Allah’ın emri ile suya bırakmış ve sabırla Rabbine sığınmıştır. ‘ Musa’nın annesine: “Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız” diye vahyettik (bildirdik). (Kasas Suresi, 7) Musa’nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü’minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.   (Kasas Suresi, 10)

Kararınızı Verin:

Yaşadığımız dünyanın bir imtihan yeri, asıl yurdun ise ahiret olduğunu düşünürsek, bu noktada verilmesi gereken önemli bir kararla karşı karşıya kalırız:

Geçici Dünya hayatı mı?             Sonsuz cennet mi?               Sonsuz azap mı?

Kendimize sormamız gereken soru öncelikle bu olmalıdır. Tercih edilen mekan cennetse, cennete giden yolda sabır ve kararlılıkla ibadetleri yerine getirmek gerekir. ‘Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O’na ibadet et ve O’na ibadette kararlı ol.’ (Meryem Suresi, 65)

Eğerbu soruyu görmezden gelip nefsi tatmin için sabırdan ve diğer ibadetlerden vazgeçiyorsak, artık ahirette edeceğiniz sabrın Allah için bir değeri olmayacaktır. ‘Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.’  (Tur Suresi,16) Bu duruma düşmeden önce tevbe edelim ve sabırla amellerimizi Salih kılıp artıralım.

Duamız son pişmanlığı yaşamamak olsun.

ALTUĞ ÖZTÜRK

 

1 YORUM

Bir Cevap Yazın