Ruhun bedenden ağır olduğum anlardan biri de şüphesiz ki “gece”dir.. Gece ayrı bir hüzün kaplar kalbimi. Kararır kalbim. Çıkıp gezmek, eğer varsa bir fincan yağmur altında ıslanası geliyor insanın. ya da yoksa bir avuç bela.. Delirmemek elde değil sanki.. Uyuyamamak da cabası. ne uyku giriyor göze, ne de yaşama sevinci kalıyor “gönlünde..” yahu bir insanın hayatta hiç bir işi doğru gitmez mi? diye sorular türüyor beyinde..

Derin ve ışıltılı bir rüzgar esti “o gece”.. Yere bakarak yürüyen bedenim aniden durdu, elim sırtımdaki gitar kılıfına gitti gecenin bir yarısı, uzun kavaklar altında. Yere bağdaş kurdu bacaklarım. Ve o gün gitarı elime aldığımda, gözlerim kapalı, gitarımın tınısı ile mırıldanmaya başladı bedenim..

Ağır derecede durgun, ve kalp atışlarımın sert olduğu “o an”da, aklıma “sen” geldin. Mırıldanma, yerini sözlere bıraktı ansızın. Sonra hayatımda “sen”siz ne varsa çıkarıverdim hayatımdan. İçinde bir “sen” olmayan hiç bir şey kalmamıştı. Artık her şeyim “sen”din. Ani bir sıçrayış, çıplak ayaklarımdaki acı, sinirlerimden basıma kadar inledi sanki.. Ayağı kalktım, gitarımı olduğu gibi yere bıraktım. Teller isyan etti bedenimin sen”li birlikteliğine.. Melodiler bana küstü, iyi çaldığım solo parçalar da küstü bana.. Artık çalamaz hale gelmişti parmaklarım.. Notalar, ellerimde tutuklu kalıyor, ne yaparsam yapayım çalamıyordum.. Oysa ben, her şeyimde “sen varsın” sanıyordum.. notalarımda da..

O gece eve bayağı bi geç gittim. Sokakta taksici ve köpeklerin olduğu bir vakitti. Nereye gideceğimi bilmiyordum sanki, bir an ambulans sesinin acı çığlığını duyana dek.. Acı siren! Her yerde savaş sanki.. Sığınacak bir kucak aradığımda, evdeki “lowe u” battaniyemi buldum. ona sarıldım deli gibi rüzgar eden balkonumda. Sonra bilgisayarımı aldım kucağıma, oturdum yazdım.

Aklım geldi başıma. Mutfaktan bir kahve yaptım. Fincanı yüzüme dayadım. ve o sıcaklığı, yarimin elinin sıcaklığı olarak hissettim yüzümde. Fincan isterse 100 derece sıcaklıkta olsun, (olmayan) yarimin ellerinin sıcaklığından daha sıcak, çekici, ilgili, güzel, tatlı, . . . olamazdı.

Shezophreen, ruhsal bunalım geçiriyor sensiz. Ve biz, bunalım geçiren kaç kişiyiz? <<<

PAYLAS
Önceki İçerikBen Seni Aşksız Sevdim
Sonraki İçerikYOL TIKANINCA
Shezophreen'ik bir yazar. Bakalım bakalım, bu yazar neler yazar.. Ruhsal bunalımda olanların yazarı, Mert Mesut'tan, saygılar.. Kendisi Üniversite öğrencisidir. Ve kendi dünyasından sizlere makaleler yazmak istiyor. Esen kalınız. Yazarist.Com

Bir Cevap Yazın