Evrimciler, doğada bir evrim başlatarak canlıya ihtiyaç duyduğu yeni özellikler ilave eden bir mekanizma olduğunu zannederler. “Tabiat Ana”, “doğa” gibi isimler verdikleri bu hayal ürünü mekanizma, evrimcilerin sahte ilahı olan “rastlantı” ya da “tesadüf”tür. Onlara göre tesadüf, zaman ile birlikte akla gelebilecek her şeyi, muhteşem komplekslikte olan her sistemi meydana getirebilir. Oysa ne doğanın ne de tesadüflerin canlı yaratmak ya da canlıları geliştirmek gibi bir gücü yoktur.

Evrimci literatür bilim dışı, mantığa uygun olmayan sayısız hayali senaryoyla doludur. Bu senaryolara göre herhangi bir gün bir canlı aniden bir ihtiyacına yönelik olarak daha mükemmel organlara sahip olacak şekilde evrimleşebilir. Hikayelerin sebebi ve sonucu vardır ancak “nasıl?” sorusuna evrimciler asla cevap veremezler. Çünkü “nasıl” sorusu kanıt ister. Yaratılışın kanıtı olan 350 milyon fosil varken, evrimcilerin ellerinde, bu “nasıl”a kanıt olabilecek tek bir fosil yoktur. Kolun kanada, solungacın akciğere, ter bezlerinin süt bezlerine nasıl dönüştüğü ve bunlar gibi yüzlerce soru, 150 yıldır cevabını bulamamıştır.

Evrim, tüm evreni ve canlılığı yarattığını iddia ettiği tesadüfü ilahi bir akıl gibi sunar. Tesadüf, bütün insanların aklından daha üstün akla sahip muhteşem bir dehadır(!)

Evrim teorisyenleri, insanları kendi sahte ilahlarına inandırmak için adeta bir büyü metodu geliştirmişlerdir. Bu yönteme göre tesadüflerin hayali yetenekleri, bilimsel terimler kullanılarak anlatılır. Her canlının evrim süreci tesadüflerin oluşturduğu mucizevi aşamalarla doludur. Yalanları, daha ilk canlı hücrenin nasıl oluştuğu sorusuna verdikleri cevapla başlar: “İlk canlı hücre, bir çamur birikintisi içinde mucizevi bir şekilde kendiliğinden ortaya çıktı.”

Evrimcilere göre evrenin yaklaşık 15 milyar yıl önce, sonsuz yoğunlukta ve sıfır hacimdeki tek bir noktada meydana gelen büyük bir patlama (Big Bang) ile ortaya çıkışı mucizevi bir şekilde-tesadüfen-olmuştur. Evrendeki 300 milyara yakın galaksi ve bizim galaksimiz olan Samanyolu dahil tüm galaksilerdeki yaklaşık 300’er milyar yıldız mucizevi bir şekilde -tesadüfen- oluşmuştur. Ve tüm bu gök cisimlerinin hem kendi etraflarında, hem de bağlı oldukları sistemlerle dönerken ve hatta bazen birbirlerinin içinden geçerken mucizevi bir şekilde çarpışmamaları da tesadüfler nedeniyledir.

Evrimcilere göre insanın oluşumu sırasında babadan gelen 250 milyon spermden yalnızca 1000 kadarının yumurta hücresine ulaşması ancak yarım tuz tanesi büyüklüğündeki yumurtanın spermlerin sadece birini kabul etmesi, diğer spermleri uzaklaştırmak için mucizevi bir şekilde elektrik yükünü değiştirmesi -tesadüf-tür. Yine insan vücudunda her biri dev bir fabrika gibi çalışan ve her birinde 200 bin çeşit ürün üretilen 100 trilyon hücre de mucizevi bir şekilde -tesadüfen- oluşmuştur.

Peki bu denli büyük güce, akla ve bilince sahip(!) olan tesadüfler, neden mucizevi bir şekilde birbirinin aynı olan iki parmak izi yaratamazlar? Tek yumurta ikizleri de dahil, her insanın parmak izi kendine özeldir. Yani her insanın kimliği bugün kullanılan barkod sistemine benzer şekilde parmak uçlarında şifrelenmiştir.

Parmak izi, kalıcı bir yara olmadığı sürece ömür boyu sabit kalan çok önemli bir “kimlik kartı”dır. 19. yüzyılın sonlarına doğru keşfedilen bu özelliği Kur’an 1400 yıl önce haber verir. İnsanları ölümden sonra diriltmenin Allah için çok kolay olduğu anlatılırken, insanların parmak uçlarından söz edilir:

Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz. (Kıyamet Suresi, 4)

Tesadüf-evrimciler artık random kelimesini kullansalar da, o da tesadüf anlamındadır-deneme yanılma yoluyla en doğruyu bulamaz, tasarım yapamaz, tedbir alamaz. Şuursuz, bilinçsiz tesadüfler hiçbir şey yaratamaz. Yeryüzündeki muhteşem çeşitliliğin tesadüfler sonucu meydana geldiğini düşünmek mantık ve bilim dışıdır, akledememektir.

150 yıldır insanlığı etkisi altına alarak Allah’ı inkara sürükleyen bu deccali büyü, bugün hala okullarda okutuluyor. Ancak deccalin bugün içine düştüğü tuzak dehşetlidir. Tesadüflerin ne denli akılsızca bir iddia olduğunu artık çocuklar da görmüştür. Oyun deşifre olmuştur.

Bu sapkın teori, bilime “rağmen” hala bir avuç evrimci tarafından savunulmaya devam ediyor. Evrimciler, yaratılışın kanıtlarını görmezden geliyor, Allah’ın apaçık varlığını kabul etmemek için büyük bir mantık çöküntüsü içinde yaşıyorlar. İlah edindikleri tesadüf açmazının girdabında kuşku içinde sürüklenip duruyorlar.

Ya, Biz ilk yaratılışta güçsüz mü düştük? Hayır, onlar ‘karmaşık bir kuşku’ içindedirler. (Kaf Suresi, 15)

 

Fuat Türker

1 YORUM

Bir Cevap Yazın