Yağmurdan epeyce ıslanmıştım.Büyük bir çoşkuyla yağmurun kollarına kendimi atışım pek heyecanlı olsa da fazla uzun sürmedi.Yollarda avare, avare dolaşırken,bir kedi yavrusu aradı gözlerim.Hani hep olurya çokta gelmiştir başıma, öle birşey bekliyordum: ama”Sinan”çıktı karşıma morarmış parmakları, kurumuş kurumaktan çatlamış cildi, fermuarı bozuk ve ona küçük gelen sarı montu.Şaka gibiydi, öle soğuktu ki hava ve en fazla altı yaşlarında olan çocuk ellerini donmuş nefesiyle üflerken abla, abla N’OLUR BİR TANE AL diye yalvarıyordu.Belki hava bu denli soğuk olmasa onu görmezden gelebilir, hadi oğlum hadi diye bilirdim.İçimi öyle acıttı ki ” Sinan” elindeki selpaktan bir tane alıp paketi açtım.Al dedim. Şaşırdı ve aldı abla ya sermayeyi yiyemem dedi.
BİRDE ÖLE BİLMİŞ BİR KAFİYE VARDI Kİ KELİMELERİNDEE.

– Al  dedim.

-Al   benden.

Aldı yüzünü burnunu temizledi. O sırada bakındım.Bir pastane , cafe v.s evet vardı.Hadi dedim gidioruz. Ürkek, ürkek baktı gözümle işaret ettim gülümsedi.
Çooook acıkmıştı ya bunu görmeniz lazımdı.Bir an, bayılacak sandım birşey de diyemiyordum. Yanlış anlar diye.Neyse ki iyice karnını doyurduktan sonra bana kendini anlattı.Aslında hakkındakileri çok merakta etmiyordum. Şekil ortadaydı, gerisi pekte umurum da değildi.”Sinan” evin dört çocuğundan biriydi.İçki içen, sorunlu işsiz bir baba,zavallı bir anne ve alabildiğince fakirlik.Bu hiç bir insanın karşılaşmaşmak istemediği hatta köşe bucak kaçtığı bir şeydir.O an birşeylerle ” Sinan’ı” mutlu etmek ve sonrasında onu hiç yok saymak. Bunu istemiyordum.Kısıtlı imkanlarımla ne yapabilirdim.Şu klasiğe soyundum hemen
-Sinan başka bir iş yapabilirsin.Mesela bir dükkanda çırak olarak çalışsan, hem daha emniyetli olur.Hem çok daha sağlıklı ?
-Yaa bırak abla kim iş verir bana
-En ufak birşey kaybolsa adım hırsız velet olur.
-Üstelik hiç durmadan ezerler azarlarlar.Evde yeteri kadar itilip kakılıyorum zaten. dedi.
Boyundan büyük kelimelerine öyle inanmıştı ki onun ilk ve son konuştuğu abla ben olmayacaktım bunu biliyordum .İçimde tarifsiz bir acıyla birşeyler yapmak, onu daha çok memnun etmek istiyordum.Düşüncelerim birbiriyle yarışırken, o bana soluksuzca yaşadığı kendince macera ama aslında çok acı deneyimleri anlatıp duruyordu.Zavallım daha çok küçüktü, çocuktu tertemizdi.Nice ”Sinan’lar” vardı.Bir sürü buna benzer, hikayeler ama şu an bunu ben yaşıyordum.Tesadüflere asla inanmam herşeyin muhakkak sebep ve sonuç ilişkisi taşıdığını düşünürüm.Şimdi iyice gevşemiş, karnı doymuş, ısınmış,”Sinan’ı”sokaklara nasıl atabilirdim.Yaa dedimm yaa ne ne ne olabilir.Biraz güç ikna etsemde kaymakamlığın yolunu tuttuk ”Sinan’la”neden bilmem şu resmi yerler kasar beni hep ama öle olmadı.Yani beni kasacak, napalım elimizden ne gelir bir sürü çocuk var; hepsine nasıl yardım edelim falan gibi klişeler beklerken bir sürü, bir sürü yardımla karşılaştık öle öle mutluydum ki boğazım düğümleniyor, aldığım nefes bana yetmiyor, hele yetkililerin ”Sinan’a” her hitap edişinde elimi sıkarak tutması, benden güç alması beni anlatılmaz tarifi imkansız bir mutlulukla boğuyordu.
Herşey çok çok daha güzel olacaktı.”Sinan”okula başlıyacak, ailesine yardım edilecek, babası ikna edilerek tedaviye alınacak annesi işe yerleştirilecek,kardeşleri her türlü güvenceden faydalanacak.Rüya gibiydi.”Sinan’ıda” alıp annesinin yanına gittik.Olanları baştan sona anlattık.Anne düşündüğüm kadar cahil değildi.Fakat bastırılmış, örselenmiş,yalnız kalmış,özgüvenini tamamen yitirmiş, bir çaresizdi.Adım adım her şey yoluna girecekti.Ben umutluydum,”Sinan” umutluydu,annesi umutluydu.
Ben yağmuru çok severim.Gerçekten çok severim.Her yağmur da iliklerime kadar muhakkak ıslanırım.Yağmurun: RAHMET=MERHAMET olduğunu bilirim.Ne olur yağmurda ne kadar üşüdüğünüz nekadar ıslandığınıza takılıp kalmayın biraz gevşeyin, etrafınızda her yağmur damlasıyla inen milyonlarca meleği, onların muhteşem sesini ve biraz süt biraz sıcak kucak bekleyen minik kedicikleri görmeye çalışın.Şu da bir gerçek ki:” MERHAMET ETMEYENE MERHAMET EDİLMEZ”.SANIRIM EN SON KONUŞTUĞU ABLA BEN OLACAĞIM BUNU DİLİYORUM.

1 YORUM

Bir Cevap Yazın