Bilgi ile şovenist olunmaz. Zekiler hesap yapar, aptallar sadece yapar.

Bilgiye ulaşmanın (google) kolaylığını, tembelliğin kolaylığı ile savıp başlıkta da belirttiğim üzere şovenist bir yaklaşımla radyoculuğu ve radyo programcılığını yorumlama arzusu içerisindeyim.
Radyonun icadı ve ilk radyo yayının yapılışları ile ilgili tarihsel bir yazı okumayacaksınız. Maalesef.
Türkiye’de radyo, radyoculuk konvansiyonel bir seyir izliyor. Değişiklik görebildiğimiz tek bölümü reklamları.   2 saatlik bir programın ortalama 40 dk’sı bariz reklamlarla, 20 dk’sı ise programcının bizzat dilinden pompalanan sponsor reklamları ile geçiyor. Süreler konusunda farklı radyoların farklı düzenlemeleri olsa dahi dinleyici gözünden yapılan genellemenin “ki en sağlıklı genellemedir.” vahim sonucu budur.
Herkes aynı şeyi satıyor ise, ortaya pazarlamanın önemi çıkıyor. Pazarlama doğal olarak her beyinde “farklılaşma” ampulünü yakıyor.
Diş macunu ile konuya biraz metafor katalım.
Bir market rafında 40 çeşit diş macunu mevcut. Müşteri olarak seçim yapmanız gerekiyor.
TV’de diş hekimi ablanın tavsiye ettiği markaya eli uzanan abilerimiz ve ablalarımız bu konunun istisnaları olsun.
“Akil insanlar” ne yapıyor ona bakalım. İhtiyaçlarını belirliyor elbette. Çürük var mı? Oluşma riski var mı? Sigara kullanıyorum! Tartar, plak oluşmaya başladı! vs vs.
İhtiyacını bilen müşterinin tercihi her zaman en doğru tercihtir. Bilinçli tüketicilik budur! Bilindik markaları tercih etmek suni bir güven verir. Çünkü hassas dişinize fazla florürlü colgete kullanmak belki egonuzu okşar ama dişlerinizi çürütür.
Radyo raflarında müzik olan bir markettir.
Müzik ruhun gıdasıdır demeyen, ya doğru müzikleri dinlemiyordur yahut ruhunda hitler sendroumu vardır.
Kötü fikirleri iyi bir mantıkla sterilize etmenin yersiz çabası içine girmek. Geçmiş liderlerin günümüz insanlarına kötü bir mirasıdır.
Gülmeye, ağlamaya, melankoli şöminesini harlamaya, bir yaraya tuz basmaya! Dinleyici olarak neye ihtiyacınız olduğunu sizden daha iyi kim bile bilir? Bir radyo programcısı mı? Asla!
Genele sunulan bütün hizmetlerin ortalama bir standartı vardır. Ve standartlar sizi ancak rıza gösterip boyun eğdiğinizde mutlu eder.
Bütün Duygu’lara hakkını vermelisiniz. En az Ayşe’lere Fatma’lara verdiğiniz kadar.
MTV Müzik ödüllerinde Justin Timberlake ödülünü aldıktan hemen sonra şu manidar cümleyi telafuz etme gereği duydu. “Kanallar ve Radyolar daha fazla müzik çalmalı”
Bir pop ikonu bile reklamlardan sıkılmış ve yayımcılara asli işlerini hatırlatmak zorunda kalmıştır. Manidardır.
Sevdiğiniz radyo kanalının varlığını sürdürüp mevcudiyetini muhafaza edebilmesi için gerekli olan reklamların bütününe karşı alınmış bir net tavır, çok saçma ve budalaca olur elbette.
Amaç da zaten bu değil. Her şey makul seviyelerde olmalı. Haddinden fazla reklam yapanların. Süte su katan sütçüden hiç farkı yoktur. Ve biz o sütçüyü hiç sevmiyoruz.
Geveze; yaklaşık 25 senedir bu işi yapan usta bir radyocu. Şuan radio virgin’de bir sabah programı yapıyor. Kendi dinleyici kitlesini oluşturmuş bir radyocu. Sabah programları arasında, kendi sınıfı içerisinde sabahın o saatinde isteyeni istemeyeni güldüre bilecek tek program. Ama benim anlam veremediğim bir reklam bombardımanı var programında. Doğal reklam aralarının haricinde üstelik. Geveze’nin bir parçayı anons ettiğini asla duyamazsınız. Çünkü kendisi bütün eforunu Doritos veya hazır çorba reklamı seslendirmeye harcıyor. Saygın Meteorolog Gökhan Abur ile yaptıkları günlük hava durumu sohbeti ise Samsung TV reklamına dönüşüyor. Geveze göstere göstere Süte su katıyor ki hiç ihtiyacı yok. Yoksa var mı?

Ama bilinçli tüketici olmak böyle bir şey. Kadın muhabbeti, Koray ile Sinan ve insanın içini titreten kapanış hikayelerinin yayın içerisindeki ortalama saatleri belli. O saatlerin dışında Geveze’nin karşısına yahut radyoda 2 numaralı tuşun altına Joy FM’de program yapan Ekim Baykara’yı koyuyorum. Neden? Çünkü Ekim gerçekten enerjisi ve bilgisi yüksek bir DJ. yakın zamanda “RTGD”den aldığı Yılın DJ’i ödülüde bunu doğrular nitelikte. Ekim Keşfetmekten korkmayanların dinleye bileceği bir radyocu En sevilen ve bilinen hit parçaları bile, tabağını itina ile süsleyen bir şefin profesyonellik ve hassasiyeti ile sunuyor. Dinlediğiniz şarkının kime ait olduğunun bildirilmesi. Özellikle yabancı şarkı yayını yapan radyo kanallarında çok önemli bir detaydır ama Ekim  daha fazlasını yapıyor. Şarkıcının yorumcusu yahut şarkının kendisi hakkında kimi zaman ansiklopedik, kimi zaman magazinsel ama çoğu zamanda kültürel bilgiler vererek dinleyicisinin zevkine sunuyor. Reklam pompalaması yok! Zaten Joy FM ve bağlı olduğu karnaval.com’un radyoları reklamlar konusundaki genel politikası çokta burada savunduğum tezin karşısında durur vahamette değil.

En cılkını çıkarmış olan Best FM hakkında bir şeyler söylemeye dilim varmıyor. Çoğu zaman kin ve nefret içerikli mesajlarının seviyesi yüzünden can sıkan Gazoz ağacı (Gazoz gazlı olur, gazı mı var acaba?) Cem Arslan bir yana. Doğrudan pazarlama yapılıyor kanalda? Best fm radyo kanalı mı? Best shop pazarlama kanalımı? Ben karar veremiyor isem bunun tek müsebbibi bizatihi kanalın yöneticileridir.

6 düğme altında 6 farklı radyo. Önemsiz bir detay gibi görüne bilir ama hiçte öyle değil. Çünkü sürücülerin %90’ı arabalarını ilk aldıklarında yan ve dikiz aynalarından önce radyo kanallarını ayarlıyorlar.
İstanbul trafiğinde can simidi olabilecek tek şey radyo!
Biz radyo ve radyo programcılığını ciddiye alıyoruz. Çünkü iletişimin değerine önem veriyoruz. Sosyal ağlar üzerinden aktif olmayan binlerce belki milyonlarcasına dinleyiciyi sadece sizi öven aktif dinleyiciniz yüzünden görmezden gelmemelisiniz.

Kaybedenler Kulübü etkisinde kalmış bazı radyo programcılarına şunu söylemek isterim o iş miadını doldurdu. Film çekildi, izlendi bitti. Kendini rezil etmek isteyen iki şaklaban gördüğünde sirk kaçkınına dönmek hiçte hoş değil. Düşen insan videolarına gülüyor olabiliriz ama onların hepsi sakarlık ve kaza sebepli. Sizin yaptığınız gülünsün diye insan düşürmek ki buna eşek şakası denir.

Ruh müzikte uykuya dalar sayın okuyucu. Ve uykular gereksiz kabuslarla bölündüğünde. Tek cümleyle huzursuzluk başlar.
Yangın itfaiye binasında ise, yangına kim müdahale edecek aziz okur?

Bir Cevap Yazın