Her insan, ne ile uğraşırsa uğraşsın, günlük yaşamında, meslek yaşamında, kendi iş alanında planlar tasarlar, kendisine amaçlar koyar. Bir öğrenci, ders çalışma, eğlenme, uyuma, beslenme, arkadaşlarıyla birlikte olma zamanlarını bir plan çerçevesinde uyguladığı oranda hem sağlıklı yaşar hem de okulda başarılı olur. insan, planlar tasarlarken, kendisine amaçlar koyarken sürekli ‘önceden görme’ ile ‘önceden belirleme’den yararlanır. Çünkü tasarlanan planlar, konulan amaçlar, insanın bir önsezgiye, önceden görmeye sahip olmasını gerektirir; yoksa insan ne planlar tasarlayabilir, ne de kendisine amaçlar koyabilirdi. Bundan başka insanın planlarını, amaçlarını hangi araçlarla gerçekleştireceğini bilmesi, önceden belirlemesi gerekir. Elbette en uzun vadeli ve insan yaşamını belirleyen planlar ise, geleceğe dönük yapılan planlardır. Bunun içinde meslek seçimi de yer alır, yaşanılacak çevre de…

Planlama, sürekli değişen çevremizde, kendileri de zamanla değişecek olan amaç ve geleceğe dönük hedefler ile bunlara ulaşma yollarını, seçeneklerini de gözeterek belirleme sanatıdır. Bu özelliği ile planlama, amacı gerçekleştirmek için en iyi hareket şeklini seçme ve geliştirme niteliği taşıyan bilinçli bir süreçtir de… Planlama aynı zamanda neyin, ne zaman, nerede ve kim tarafından yapılacağını önceden kararlaştırarak, bulunduğumuz yer ile varmayı tasarladığımız yer arasında köprü kurmaktır. Büyük ölçüde zihinsel bir faaliyet olan planlama, organizasyon, yönetme, koordinasyon ve denetleme gibi işletme fonksiyonlarının önünde yer alır; yönetimin vazgeçilmez bir unsurudur.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sanayiyi yönlendirenler, artık kendi organizasyonlarında güçlü bir planlama fonksiyonunun oluşturulması gereğine inanmışlardır. Bu inanç, sermaye sahiplerinin, hissedarların, rakiplerin ve tüketicilerin yoğun baskıları karşısında, yöneticilerin, kendilerine emanet edilen kaynaklan en etkin biçimde kullanma gereğini hissetmelerinden kaynaklanır. Çünkü işletmeler giderek büyümekte ve daha karmaşık bir yapıya bürünmektedir. Dinamik pazar yapısı hızla değişmekte ve yoğun bir rekabet ortamı yaşanmaktadır. Ekonomik koşullar, sürekli yenilenirken, teknoloji her geçen gün daha da ileri gitmektedir, işte yöneticiler, ortaya çıkan bu tabloya ancak planlama sayesinde uyum sağlayabileceklerini anlamışlardır artık.

Bu karmaşık ve ürkütücü görünüm içinde kuruluşlar, bu tablonun neresinde olduklarını, nereye nasıl varmak istediklerini saptayıp, geleceklerini belirlemek zorundadır. İşletme planlaması, gerekli değişikliklerin yapılması, yeniliklerin uygulanması için güçlü bir araçtır, ellerinde. Planlama, sadece “gelecekteki olayların öngörülmesi ve bunun için nasıl hareket edileceğini şimdiden düşünmek” şeklinde algılanamaz. Sistemli bir biçimde bugünden alınan kararlarla, istenen geleceğe yön verme çabasıdır, planlama. Bu süreçte tüm çalışanlar, plan hazırlanması ve yürütülmesine katkıda bulunurken, bireysel çalışmalarını plan perspektifi içinde değerlendirerek, kuruluş amaç ve hedefleri ile özdeşleştirirler. Plan çalışmalarının bu niteliği, çeşitli düzeylerde yürütülen çalışmalar arasında eşgüdüm sağlar; yarattığı ortak bilinç ve heyecan ortamıyla da bireyleri yönetime katarak, kuruluşa büyük bir güç kazandırır.

Planlama, yöneticilerin dikkatini, geçmiş zamandan çok, şu veya bu ölçüde etki edilebilecek geleceğe yöneltir. İşletmenin uzun süreli çıkarları üzerine dikkatlerini yoğunlaştıran yöneticiler, ileriyi daha tutarlı ve açık bir biçimde görme yeteneğini, zamanla kazanmış olurlar.

İşletmelerde ortak sayısının çoğalması, daha çok insanın yetki ve sorumluluk almasını sağlar. Bu da planlama ve denetlemenin önemini giderek artırır. İşletmeden çıkar bekleyenlerin fazlalaşması, buna paralel olarak geleceğe ışık tuttuğu gibi gelecekteki beklentileri de ortaya koyar.

Bir Cevap Yazın