Zifiri bir karanlık, park lambası ışığı  saçlarından aşağı süzüldü ve saklamak istediğim diğer anlar gibi o da şimdiki zamanın hayaliydi. Gözleri mi karartıyordu geceyi yoksa gece mi karşıydı gözlerine. takılı kalmıştım bir zamana ve sanki hep o zamanı beklemiştim.Bir şey diyemedim. Demeliydim ama  susup gitmeye razı değildi gönlüm. Yanımdan geçip giderken gözleri gözlerimde, düşüncelerim suskun, adımlarım çekingendi. Bir park lambası altında ben dünyayla olan bağımı kopartıyordum. Arkama döndüm şimdi ona yaklaşmaya çalışıyordum. ”Pardon bir dakikanızı alabilir miyim diyerek girdim” söze ”acaba” dedim sonra ne söyleyeceğimi bilemeden.Çok duraksıyordum ve kendimi toplamam lazımdı.” Acaba dedim tanışmamız mümkün mü?” şimdi duraksama sırası ona geçmişti. Tereddüt etti.” Neden peki?” diye sordu. Aslında ondan hoşlanmıştım ama bunu hemen belli etmek istemiyordum.”Ben dedim sadece benim gibi gözleri aydınlıkla savaşan birini hiç görmemiştim.” Gözlerimin içine baktı, güldü ve yürümeye devam etti.Cevapsız sorularımla kaldığım o yerde ay ışığını kesmişti ve ben evimin yolunu bulmaya çabalıyordum. Gün neredeyse bitmişti. Ben hala o sorumun cevabını merak ediyordum.Monoton hayatımda her zaman olduğu gibi hızlı kahvaltımın ardından başladım yine okulun yolunu tutmaya sıkıcı dersler ve sigara sinmiş gömleğimle tek bir şey düşünür tek bir şeye odaklı kalmıştım.Ders çıkışını iple çekiyor yine aynı park lambasının altına gidip onu görmeyi planlıyordum.Fakat o yoktu. Hatta bekledim bile belki geçer yine diye. Yarım saate yakın zamandır oradaydım ve hala o yoktu. Umutsuzca bana en yakın gelen Fen-Edebiyat Fakültesi kantinine gidip düşünmeye başladım çayımdan aldığım her yudumda umutsuzlaşırken sigaramda ki her dumanla hayal kuruyordum.Sonradan bir el uzandı masama ” Ben dedi sadece benim gibi gözleriyle hikayesini paylaşan birini görmemiştim.”Şaşırdım! ne diyeceğimi bilemedim.O karşımdaydı.Nasıl bulmuştu beni.Tesadüf müydü bunlar yoksa bu fakültede mi okuyordu ama buradan çok geçmiş daha önce onu görmemiştim bir tesadüf bu kadar güzel ve gizemli olabilir miydi? Tam burada.Çekinmedim sordum.”Artık adını öğrenebilir miyim?” diye ” Henüz değil” dedi. ”Sana bir şey söylemem gerek benim bir erkek arkadaşım var.” hayır korktuğum cevapla kala kalmıştım. Her şey çöküyordu.Kafamda kurguladığım onca şey. Bir anda. Çöküyordu.”Ama” dedi ”Bundan 3 gün önceydi tüm bunlar ve biz yollarımızı  ayırdık fakat ben kendimi yeni birisine hazır hissetmiyorum.” Gözlerinin içine bakarken şunları ekledim ”Aslında bende bir şeylere olan güvenimi yitirdim sanırım ikimizin de zamana ihtiyacı var birazda.” Gülümseyince dünya soyutlaşıyordu ve o her cümlemin sonunda gülümsüyordu. İkimize de birer çay almak için masadan ayrıldım.Gün batıyordu ,çaylarımızı içerken birbirimizi tanımak için koyu bir sohbet yapıyorduk.Hayat mucizelere açık olduğu zaman güzelleşiyordu. Tesadüfler hep iyi şeyler için savaşıyordu.Mutluluk bir kelimeden çok bu turunculuktu benim için.

4 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın