Kur’an’la bildirilen emir ve tavsiyeler konusunda çok dikkatli olan inananlar, Rabb’imizin beğenmeyeceğini düşündükleri bir ahlak göstermekten şiddetle sakınır ve yanlışlarında asla ısrarcı olmazlar. Samimi müminlerin bu ahlakı Kur’an’da, “Ve ‘çirkin bir hayasızlık’ işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah’tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. (Al-i İmran Suresi, 135) ayetiyle bildirilir.

Ancak insan hata yapabilen bir varlıktır. Bilgisizlik, unutup- yanılma ya da şeytanın telkinleri nedeniyle zaman zaman hata yapabilir. İnsanın yaratılış amacı, yaşadığı süre içinde Allah’ın hikmetle yarattığı olaylar karşısındaki davranışlarıyla imtihan olmaktır. İnsan yaşadığı ömür süresince çeşitli olaylarla denenir, Kuran ahlakını öğrendikçe, gösterdiği sabır ve tevekkül sonucu imanı olgunlaşır, hataları azalır ve sonuçta da Allah’ın tavsiye ettiği güzel ahlak özelliklerine sahip olur. Müminlerin bu güzel ahlak özelliklerinden biri de insanlara hata yaptıklarında uyarıda bulunmak, olaylar karşısında sabrı ve merhameti hatırlatmaktır.

Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. (Beled Suresi, 17)

Rabbimiz Kuran’da “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53) buyurur. Bu nedenle müminler bir hatırlatmada bulunur ve öğüt verirken sözün en güzelini seçmeye dikkat ederler. Bunu yapmakla hem Allah’ın emrini yerine getirir, hem de en büyük düşmanları olan şeytanı alt etmiş olurlar. Böylece müminler arasındaki sevgi ve sıcaklık da artar.

Samimi mümin, karşısındaki müminin yalnızca iyiliğini düşünerek tavsiyede bulunur, öğüt verir. Mümin kardeşinin ahirette Allah’ın huzurunda mahzun olmaması, geri dönüşü olmayan bir pişmanlık yaşamamasını amaçlar. Kendisi nasıl Allah Katında beğenilmeyen davranışlardan sakınıyorsa, kardeşinin de aynı hatalara düşmemesi için uyarıda bulunur. Çünkü müminler birbirlerinin velisidir ve “Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, müminlere yarar sağlar.” (Zariyat Suresi, 55) ayetiyle haber verildiği gibi yapılacak her uyarı onlara yarar sağlayacaktır.
Öğüt verilen kişi Kuran’a uygun olmayan davranış bozuklukları içinde de olsa, mümin Kur’an ahlakı gereğince yine de güzel ahlakla ve hoşgörüyle yaklaşır. Yüce Allah Hz. Musa ve Hz. Harun’u, azabının üstünde olacağı konusunda uyarmaları için Firavun’a gönderirken dahi onlara, belki öğüt alabileceğini ve bu nedenle güzel söz söylemelerini buyurur.

“İkiniz Firavun’a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.” (Taha Suresi, 43-44)

Mümin hatırlatmada bulunurken “bunu böyle yapma, hoşuma gitmiyor” şeklinde konuşmaz; bu nefsani olur. Karşısındaki kişiye “…Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45) buyruğuna uyarak tavırlarının Kur’an’a uygun olmadığı yönünde ayetlerle öğüt verir. Mümin “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et…” (Nahl Suresi, 125) emri gereği de, güzel sözle davet eder, ancak hidayeti verecek olan Yüce Rabbimiz’dir. Kişi, yalnızca Allah dilerse verilen nasihatten yararlanabilecektir:

“Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O’na döndürüleceksiniz.” (Hud Suresi, 34)

Ancak insan, kendisine şefkat ve merhametle yaklaşıldığında,  kimse ona karşı tavır almadığı, iyi davrandığı için yanlış düşüncelere kapılıp gevşeyebilir. Hatırlatma yapıldığında inanan insanın göstermesi gereken davranış, gücü yettiği oranda kendini değiştirmeye, hatasını düzeltmeye çaba göstermesidir. Ters davranışlarda bulunmak, anlamazlıktan gelmek, durumu çapraşıklaştırmak Kuran ahlakına uygun olmayan davranışlardır. Çünkü hata yapanı, ona hatırlatanı ve yapılan hatırlatmayı da yaratan Yüce Allah’tır. Söyleneni hemen kabullenmek Kuran’a en uygun davranıştır. İnsanın, “aslında ben haklıyım”, “gerçek bu değil, açıklasam haklılığım ortaya çıkar” gibi nefsani tevillerde bulunması, eksikliklerini görmemesine neden olacaktır.  Eksikliklerini fark etmemesi ve kendini yeterli görmesi, kişinin Allah’ın beğendiği üstün ahlaka ulaşmasını engelleyebilir ve sonsuz ahiret yaşamını tehlikeye atabilir. Mümine düşen, çağrıcının çağrısına hemen icabet etmektir.

“Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” (Al-i İmran Suresi, 193)

İnsana konuşma ve görüşlerini ifade edebilme yeteneğini veren Rabbimiz’dir.  “Her şeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu…” (Fussilet Suresi, 21) ayetiyle de haber verildiği üzere insanın konuşması da Allah’ın dilemesiyledir. Dolayısıyla yapılan hatayı düzeltmek, hata yapan mümine öğüt vermek, uyarmak ve uyarının yarar sağlaması da Yüce Allah’ın takdiriyledir. Mümin, Kur’an’a tabidir ve Kur’an’a göre yaşar. Rabb’ine olan derin sevgisi ve korkusu nedeniyle emirlerine titizlikle uyar.  Allah’ın hoşnutluğunu amaçlayarak yaptığı her salih amel bir ibadet anlamındadır ve mümin bunun vicdani rahatlığını içinde hisseder.

Kuran’da haber verildiğine göre uyarının yarar sağladığı insanlar, “…zikre (Kur’an’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan” müminlerdir. Allah’ın hoşuna gitmeyen davranışı, içinde Allah korkusu taşıyan insan zaten yapmayacaktır.

Müminlerin verilen öğüde nasıl bir karşılık vermeleri gerektiği “… İşittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır.”(Nur Suresi, 51) ayetiyle bildirilir. Rabbimiz elçilerinden ve müminlerden gelen uyarıya hemen uyanları da sonsuz cennetiyle müjdeler.

“Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.”(Zümer Suresi, 18)

Fuat Türker

Bir Cevap Yazın