Ramazan geldi hatta ilk haftasını da neredeyse geride bırakacak. Yani bir ramazan ayı daha geride kalacak.

Peki, nerede o eski ramazanlar.

Neden mi böyle diyorum, şöyle bir gözden geçirelim.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul taraflarına gitmem gerekti. Öğlen saatlerinde Kadıköy sahiline geçtim. İnsanlar sahilde bir şeyler atıştırıyor, çay, kola su ellerinde herkesin bir şeyler var.

Vapurda yine aynı şekilde. Eminönü’ne indiğimde karşıma çıkan manzara daha güzeldi. Balık – Ekmek satan seyyarların önünde kuyruk var. Hani Ramazandan önce ben böyle kalabalık görmemiştim. Ramazanda daha bir kalabalık olmuş.

Kimsenin aklında oruç yok. Hadi bunu es geçtim eskiden oruç tutmayanlar tutanlara saygı gösterip 1 ay oruçlarını yeseler bile en azından gizli yaparlardı bunu. Lokantalar camlarına perde asardı, seyyarlar pek görünmezdi.

Ama son yıllarda artık bu durum ortadan kalktı. Herkes ulu orta orucunu yiyebiliyor. Suyunu içiyor. Karşısındakinin oruç olup olmadığı bile bilmeden yemek ikram edip, sigara tutuyor.

Tamam, anlıyorum havalar sıcak, insanlar dayanmakta güçlük çekiyor. Ancak bu diğer oruç tutanların limitlerini zorlamanız anlamına da gelmiyor efendim.

Birkaç gündür televizyonlarda iftar masalarını gösteriyor. ÜMRANİYE Belediyesi, Şişli Belediyesi 10.000 – 20.000 kişilik sokak iftarları tertipliyor.

Bir anlamda çok güzel bir çalışma. İftar sofraları sayesinde evinde iftar yapamayanlar, evsizler veya işlerinden eve gidemeyenler için çok iyi bir uygulama.

Ancak görüntülere baktığımda iki tip insan dikkatimi çekti.

İlk olarak ailecek iftar sofralarına gelenler. Ve eminim bunlar o kadar da fakir kişiler değillerdi. Çünkü gerek giyimleri gerekse hal ve hareketleri yeterli bir gelirlerinin olduğunu gösteriyordu.

İkinci gözüme çarpan ise sofralara oturan ve üstlerine bir şeyler giymeyi unutanlardır. Bu kişilerin oruç tutup tutmadıklarını bilmiyorum ama oturdukları zaman vücutlarının %80’lik kesiminin ben buradayım dediğini çok iyi görebiliyordum.

Sanırım oruç tutanların oruçlarını ve nefislerini sınamak için bu şekilde giyiniyorlar. Malumunuz oruç sadece midenin kilitlenmesi değil, gözün, dilin, elin, bedenin haramdan korunması anlamına geliyor. Bu şekilde haramı insanların gözünün içine sokmaya gerek yoktur sanırım.

İşte böyle 2011 yılı ramazanında dikkatimi en çok çeken şeyler bunlardı şimdilik. İlerleyen günlerde başka konularda ki düşüncelerimi de yazacağım kısmet olursa.

Örneğin Ramazan Bayramlarının neden illa Şeker Bayramı olarak lanse edilmeye çalışıldığı, nedense Ramazanın yanından geçmeyenlerin bayramı bizlerden çok bayramı sahiplenmesi gibi konulara değinmeye çalışacağım.

Bir Cevap Yazın