Sahip olmayı en çok istediğiniz şey nedir? Konforlu bir ev, güzel giysiler, zenginlik, rahat bir yaşam… Dilediğiniz her ne ise, hepsine istediğiniz an ve sonsuza dek sahip olacağınız bir mekânın varlığı size müjdelense?.. Ve orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizin olsa…Bu, alacağınız en büyük müjde olmaz mıydı?

… Katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve onlar için, kendisinde sürekli bir nimet bulunan cennetleri müjdeler.” (Tevbe Suresi, 21) ifadesiyle Kur’an’ın haber verdiği gibi, Allah, rızasını amaçlayarak yaşayan kullarına benzersiz güzelliklerle dolu cennetini vaad eder.

İnananlar için Yüce Allah, katından bir rahmet olarak sayısız güzellik var eder. Rabb’lerine gönülden teslim olan samimi inananlar henüz cennete girmeden, bu dünyada da Allah’ın nimetlerine ve eşsiz güzelliklerine kavuşurlar. Allah Kendisi’ne gönülden yönelen kuluna yardım eder ve onu dosdoğru yoluna yöneltip iletir.

 

“…Allah’a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver. (Zümer Suresi, 17)

Müjdelenmek, salih amellerinin Allah Katında geçerli olduğunu bilmek ve güzelliklere çok yakın olduklarını umut etmek, müminlerin kalplerine büyük huzur verir. İçten ve kesin bilgiyle iman edip, O’na ortak koşmayan, O’nun sınırlarını koruyan, Rabb’inin rahmetini ve cenneti şiddetle arzu eden insan için bu müjde, mutluluk ve şevk kaynağıdır.

 

Allah’ın vaadi, gerçekleşmesi kuşku götürmeyen, en kesin sözdür. Böylece kesin bir bilgiyle inananlar, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmaz ve mümin olarak canlarını teslim ettikleri takdirde, günahlarının bağışlanarak cennete kabul edileceklerini umarlar. Samimi mümin bunu hep düşünür, heyecan duyar. Umut onu çok değişik bir ruh haline sokar; sürekli cenneti tefekkür eder…

Müjdeleyen (Mübeşşir) Allah’ın kendilerine cenneti vaat etmiş olması, müminler için dünya hayatının en önemli nimetleriyle dahi kıyaslanamaz. Güven duyulacak gerçek dost ve yardımcı olan Allah’ın “güzel bir vaadde” bulunması, ona kesinlikle kavuşulacağının delilidir. Cennete giren müminler, mirasçı kılındıkları sonsuz barınma yurdunda Allah’ı överek ve yücelterek, şükür içinde yaşayacaklardır.

Dediler ki: “Bize olan va’dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah’a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. (Zümer Suresi, 74)

Dünyada müjdelenen, imanı kalplerine yerleştirmiş müminler sonunda, bekledikleri, yaşamları boyunca korku ve umutla kavuşmak için dua ettikleri, varılacak en güzel yere gelirler. Bu en güzel barınma yurdunun kapıları, Allah’ın vaadi gereği onlar için açılır…

Orada “esenlik dileği ve selamla” (Furkan Suresi, 75) karşılanan samimi müminlerin diledikleri herşey onlarındır” ve Rabb’leri Katında “daha fazlası da” vardır… (Kaf Suresi, 35)

Fuat Türker

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın