Merhabalar.

Şu anda ne kadar öfkeli ve ne kadar betbaht olduğumu size hangi kelimelerle anlatmaya çalışsam diye düşünüyorum az biraz, çok ama baya bir zamandır.

Öfkeliyim çünkü ne zaman elime bir kalem alsam peçete yahut ufak bir not kağıdı yahut hiç çekinmeden ve de usanmadan o kocaman çantamın içinde taşıdığım ajandayı çıkarır ve en başta içinde bulunduğum ortamın öncelikle kokusunu içime nüfuz eğler taşına ,ağacına,  yaprağına, açmış çiçeğine yada tomurcuğuna ve hatta size şu anda sıralamakla bitiremeyeceğim ve yazdıkça içinizi cızlatacak , yüce yaradanın hepsini birden bahşettiği o seslerini uğuldamalarla ,kokularla, renkleri ve şaheser boyutundaki namı güzellikleriyle bize duyurmaya çalışıp kendini gösteren bu yüce varlıklar sayesinde ve allahın izniyle büyülenir kendimi rüya alemlerinin en üst katındaki dinlenme odasında bulur ve kalemin o kağıtlar üzerinde gezinmesine müsade ederim .

Çoğu zaman kendiminde yutkunmamı sağlayan bu güzellikleri tanımlamadaki yetersizliğime hayıflanır kalemi masa üzerine brakıp o etrafımdaki güzelliklerden özür dilerim.

Fakat uzun zamandır yaradanın bize bahşettiği bu güzelliklerden sadece af diliyor ve ben dahil tüm tanıdıklarım , tüm komşularım, tüm arkadaşlarım, tüm sevdiklerim, vede görüp te tanımadığım o tüm insanlar adına onlardan binlerce milyonlarca kez özür diliyor ve bağışlanmamız için onlara yalvarıyorum.

Evet dağlardan, taşlardan, kuşlardan,ağaçlardan , yapraklardan, özdeğerlerimizi kazanmamızı sağlayan geleneklerimizden, öf ve adetlerimizi var edip oluşturan  büyüklerimizden, hatta geçmişte uğruna kanlarını döküp canlarını veren şehitlerimizden , rabbimin izniyle cana can katıp doğuran analarımızdan, geleceklerini kuramadığımız çocuklarımızdan vede sağladığı eşitlik ve daha satırlara sığmayacak ilkelerini bize armağandan ziyade emanet eden dünyaya bi eşi daha gelmez atam ATATÜRK ten hepinizin huzurunda özürdiliyor ve bağışlanmam için yalvarıyorum.

Her şey bir nasihatle başladı desem eminim garipsiyecek vede şaşıracaksınız.

Evet bir nasihat; yurt dışında çok güzel başarılara imzasını atan çalışkan ve gencecik bir arkadaşımıza bir nasihat ettim haddim olmayarak. Kısa bir zaman önce bulunduğu yerden sıkılarak ülkemize canım vatanıma gelecem artık diye sitemkar bir serzenişte bulunduğunu görünce dayanamayarak kenidisine aman ha diye bir nasihatta bulundum ama siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız diye sormak istiyorum.

Geçmişi,  en geçmişi ve günümüzü birbirine karıştırma kusurumu bağışlamanızı temenni eder naçizane anlatma yolum olarak kabul eğlemeniz beni bahtiyar edecektir.

Bizler daha doğmadan yapılan savaşlarda dedelerimiz ve ninelerimizin kah bir kağnı ile , kah omuzlarda taşınan cephanelerle, kah dökülen kanlarını helal ettikleri zamanlarda asla vazgeçmedikleri o birlik duygusu  ve sonrasında ülkemizde  varolmak  adına kardeşçe bütün dinlere sahip insanların yine birbirleriyle kardeşçe dostça kendilerine armağan edilen o emanetlerin vatana sahip çıkma adına evvela öncelikle dostça yaşamı birbirlerine öğretip güzel olan vatanımızı daha bi güzel ama dahada bi güzel hale getiren o sımsıcak insanların , hatır bilen , komşuluk bilen, başarıları takdir etmesini bilen. kendi çocuklarına başarılı olmaları yolunda desteğini esirgemeyip , örf ve adetlerinide unutmamalarını sağlayıp özünü unutan adam olamaz diye hep nasihatlarda bulunup takdire şayen bir nesil yetiştirmeye çalışıp sadec hep varolmamın tatalılığını güzellüğini vede mutluluğunu gösterip öğretten o güzelim insanların ve vatanı bize tüm bu sınırsız güzellikleriyle karşılıksız sadec armağan edip aynı durumda fakat gelişme göstererek bize emanet eden atamızın bıraktığı bu ülkeyi ne hale getirdik diye hiç kendimize soruyormuyuz.

Evet ne hale getirdik değilmi! Kızmayın hemen şöyle bir arkanıza yaslanıp düşünün bir,

Enson kimi takdir ettik bir başarısı için yada nasıl kıskançlıkla bakıp ta için içinimizi yedi hasetle. ne zaman bir komşumuza evinde neyi var neyi yok diye değilde onu yanında komşusunun bir yerde ailesi gibi olduğumuzu hissettirerek gittik.ne zaaman torpille zar zor yerleşebildiğimiz işyerinde kendimizi üstün görerke biraz daha bizden az yalakalık yapan diğer mesai arkadaşımızı işten attırmak için yada gözden düşmesi için elimizden geleni yapmak yerine ele ele verip işlerin hakkından gelmeye başlayıp birliğimizi vede dirliğimizi ortaya koyarak çalışıp işyerimizi daha iyi bir duruma getirmeye çalışması keyifli bir hale getirdik. ne zaman yeni birşey üretme yolunda yaratıcı gücünü ortaya döküpte bizlerle paylaşan bu zeki beyinleri hakir görme başarısını sahiplenme yuhalama ve yok etme yerine sahip çıkıp ta destek vermek adına gerekirse kendimizde vazgeçebildik. ne zaman yeni bir kitap çıkaran yazarımıza adını duymadığımız için , aman eline kalem alanda yazıyor kardeşim ne yazacak saçma sapan bir hikaye yahut makale dir sakın almayın gereksiz demek yerine takdir edip acaba ne yazmış ve yazdığından ben kendime nasıl bir şey çıkartabilirim deyipte kitabını alıp destek verip yok olmasını değilde varolmasını sağladık, ne zaman bir sanatçıya bu affeyleyin yok cinsel tercihi böyle yok bu erkek ama kadın , yok bu kadın ama erkek vallah billah diyerek önyargılarımızı yok edip sadec icra ettiği sanatıyla ilgilenip takdir edip alkışlamasını bildik,  ne zaman dedikodu yapmaktan vageçtik. ne zaman boşanmış kadınlarımızı afbuyrun artık mal , ne yapsam da kullansam yok etsem banene demek yerine sahip çıkıp kendilerine namuslarıyla çalışabileceği korkmadan gülümseyerek hayatın daha bitmediğini yeni bir kısmetin kendisine elbet ödül olarak verileceğini yada çocuğu için kendi etini bedenini yok etmesine müsade etmeyipte huzurlu ortamlar sunabildik, ne zaman kendi kardeşlerimizi kiminin daha çok parası var diye benim olmadı deyipte onun yüzünden o hakkıyla değilde haksız yere malın mülkün sahibi oldu deyip tenkit etmekten iftira atmaktan vazgeçmeyip ömürleri boyunca sırtlarında taşıyacağı kanserli bir kambur olmaktan vazgeçtik, çevremize kötülük tohumlarını hiç kurumayacak birşekilde ekmek yerine neden güzellik pınarlarının sularını elimize bulayıp silkeleyerek varetmeyei denemedik, ve çocuklarımıza o geçmişimizin aslı olan hayalimizdeki geleceğimize neden ama neden sadece birbirleriyle yarışmayı , öfkeyi . kini , başarının ve gücün güçsüzü ezmekle kazanılacağını öğretmek yerine gerekirse bu iğrençliklerin içinde onlara hayatı bir oyun halinde sunup ta örf ve adetşerimiz de bulunan öz gerçeği yani sevgiyi saygıyı ,dostluğu , kardeşliği doğayı korumayı her başarıyı takdir edemezse asla başarılı olamayacağını öğretmedik.

Ve bakın etrafınıza o güzelim memleketimizi şu anda elimizde olan yada olamayan güç dediğimiz para ya denk tutup ta manevi olan güzelliklere dğişmedik. yada bir çay bahçesinde yahut bir kır kahvehanesinde oturp eski üstadlarımız aldığı keyf-i muhabbete erişebildik yahut hangi garson veya çalışan varlığımızı memnuniyetliliğini karşılığında alacağı bahşiş yada paradan ziyade kalbinin nurunun yüzüne verdiği ışıkla sizleri karşılayıpta aman ne olur hemen kalkmayın üstadım diye yakaran gözlerinde gönül gözüyle konuştu.

Ve daha satırlara sığdıramayacağım örnekleriyle hergün yüzyüze kaldığımız ve kendimizi var etmek adına birbirimizin sırtına basmaktan vazgeçmediğimiz vede asla vazgeçemeyeceğimiz bu canım vatanımda güzelim ve dünyada bir eşinin daha olmayacağını bildiğimiz bu memleketimizde bunları yaşarken , geçmişi hatırlayıp sadece bir ağ of çekerken ben şahsen kendi adıma malesefki her acısına rağmen bu vatanımı terkedip te başka bir ülkede yaşama düşüncesini asla kabul etmezken cesaret edemedim

Evet cesaret edemedim, be bu değer verdiğim ve başarılarını kat be kat artırma şansına sahip bir ülkede yaşarken takdir görüp yeni başarılara imza atmasına olanak tanıyan o yaşadığı yabancı ülkenin insanları arasında ülkesinin özlemini çekmemesi için kendisine  komşu, aile , arkadaş  olamaya gayret gösteren o saygı değer arkadaşıma yaşadığım ve yaşadığımız acıların içerisine gelip aynı acıları çekmesine gönlüm razı olamadı

Bu sebebten dirki uzakta olmanın verdiği çaresizlikle kendisine sunabildiğim açmam gereken kucaktan ziyade ettiğim NASİHAT tır.

Siz benim yerimde olsaydınız ne derdiniz?

 

                                                                                           SAYGILARIMLA,

                                                                                                     arzu koç

9 YORUMLAR

  1. +++10 numara tek geciyorum sizi arzu halim. hayatimda okudugum en anlamli yazi. bu makalecide bir ilk tarih olacak, cok buyuk bir onur bu makale bizim icin , elleriniz ve o kocaman yureginize saglik, diyecek baska soz bulamiyorum..

  2. Çok iyi bir konuda yazı yazmısın tesekkürler ..

    Türkiye’de kalıyorum ama hep bu sehir’i terk etmek istedim..

    neden terk etmek istedim 2001 yılına kadar bişey olmadı hersey 2001 yılından sonra oldu evet..
    şuan
    okullar kitap bedava dedi. türk telekom satıldı..
    yani elimizde bisey kalmadı
    21 yasında bir delikanlı olarak askere gitmiyorum çünkü askerden sonra iş okul hayatı ve iş hayatı..olmayacak simdi biseyler yapmaya çalışıyorum
    2009 dünya geleli bir kriz geçirdik teyed geçti denildi ve olan vatandaş oldu..
    Bir Söz vardır büyüklerimizden duydun ( Bu Vatan 30 Kupona Alınmadı Ne Kadar Doğru Bir Söz Dime Ama )

    Siz benim yerimde olsaydınız ne derdiniz? Bu Söze Söyle bir Cevap Verirdim.

    ( Oradaki Hayatını Bozma Yani Gelme )

    Tesekkür ederim Arzu KOÇ daha uzun bir yazı yazardım .. Tesekkürler İyi Geceler.

  3. ” etrafımdaki güzelliklerden özür dilerim ”

    ruhumuzun madde ile sarildigi bir alemde(atmosferde)bunu söyleyebilmek ictenlik, duyarlilik keza düsündes bir kisilik aksediyor biz okurlara…
    Arzu Koc hanim sizi “az bir” bu yazi ile tanimak bile güzeldi. Google,de sizi takip etmeye calistim lakin; bir kac arzu koc görünce hangisi “sizsiniz” anlayamadim ama, gercekten bizim unutkanligimizi böylesi kreaktiv yazilarla motive ediyor olmaniz güzel…
    tsk..ler
    almanyadan selam-sevgi-saygi ile

    http://www.schair.de.tl

  4. kuaza.Ca diyor ki:
    Mayıs 21, 2009, 12:32 am

    bu arada soyliyim arkadaslar bu yazi birazda benim icin yazildi :)

    evet sayın kuaza bu yazının doğmasına ve biraz olsun içimi dökebilmeme ve düşüncelerimi açıklamama vermiş olduğunuz fırsattan dolayı size borçluyum
    ve bu borcumu böyle bir nasihat ile size ödemiş olmak tan müthiş bir üzüntü duyduğumu da belirtmek isterim.
    yazımı size ithaf ettiğimi sunma cesaretini başta bulamamış olmamdan doşayı affınıza sığınır tekrardan kabul buyurur sanız nasihat yazısını size ithaf ettiğimi hepinizin huzurunda sunmaktan şeref duyar ve kulak vermeniz dilekleriyle saygılarımı sunarım.
    ” nasihat yazısı sn KUAZA beye ithaf edilmiştir”
    saygılarımla,
    arzu koç

  5. sayın yakup bey düşünceleriniz ve alakadar oluşunuz beni mutlu etmiştir. evet google de bende baktım arzu koç lara. fakat o hanımefendiler ile herhangi bir bağlantım yada yakınlığım mevcut değildir. ben daha çok kendine kalemi kitabı ve çevreyi “insanlar hariç” dost edinen bir arzu koç um . insanlar hariç derken elbet bunu tim kişilere indirgemeyeceğimi bildiğinizden eminim.
    zamanın sizi sürüklediği dipsiz uçurumlar yahut körkuyulardan kurtulmak adına verdiğiniz çabalar daha çok dünyadaki o güzelim doğaya ve eski değerlere daha sıkı sarılmanıza sebep olup sizin içinizde varolan haykırmaları ve kulak tırmalayan bu sessiz çığlıklarımızı ortaya sunmamıza sebep oluyor.
    bende böyle bir arzu koç olarak oğlumla kendimi varetmek adına yeni fakat doğru girişimlerde bulunmaya özen gösteriyor ve ilk defa sn KUAZA sayesinde adımı ve naçizene fikir ve şiirlerimi burada filizlendirmeye çalışıyorum.
    teknoloji ye duyduğum saygı doğru kullanımla olduğundan o feecbook yahut diğer sohpet ile kendimi gösterme yolunda cesaretimi göstermemenin mutluluğunda burada sizlerle adım adım ilerleme nin onurunu taşımakta olduğumu belirtmek isterim.
    sayın yakup bey size tekrar ilginizden dolayı teşekkür eder buradan memeleketimin henüz kirlenmemiş değerlerinin içinden kucak dolusu saygı ve sevgilerimi yolluyorum.
    saygılarımla,
    arzu koç

  6. arzu hanim’in aramizda bulunup nacizane dusuncelerini bizimle paylasmasi inanilmaz degerli bizim icin. yakup bey ve arzu hanim gibi kisilikler yakinda dunyaya getirecegimiz guzel kizimiz icin de guzel bir ornek olacak, ve ilk orneklerimi sizin guzel yazilarinizla verecegim. sitemizdeki butun yazar arkadaslar icten tesekkur ediyorum. bu konuda sizlerin aramizda olmasi bizim icin onurdur. kaldiki adimiza yazilan nasihat yazisi kulagimizda bir kupedir, ve asla cikarmayida dusunmedigim bir bilgidir..

Bir Cevap Yazın