Gerçekten, Allah, Kendisi’ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi, 48)

Şirk , Allah’ın Kur’an’da da bildirdiği en büyük günahlardan ve ifitralardan biridir.  Allah Kur’an’da müşrikleri de şirk eyleminde bulunan kişiler olarak anlatmaktadır. Kur’an’da müşrik karakterinde olan insanların yaşantılarının Kur’an’a uygun olmadığı ayetlerle açıkça anlatılır.

Müşrikler, hiç bir zaman Allah’a samimi olamazlar. Çünkü müşriklere göre, Allah’ın Kur’an’da bildirdiği din yeterli değildir (Allah’ı tenzih ederim). Onların çarpık mantık anlayışlarına göre, dinin kolay bir şekilde yaşanıyor olması uygun değildir. Bunun için de sırf çevrelerine ihlaslı , takva biri olarak görünmek adına zan ve tahmine dayalı, Kur’an’da bahsedilmeyen  kurallar uydururlar. Taassup üzerine kurulu bir dinleri vardır. Bu şekilde dışarıya karşı çok dindar kişi imajı vermeye çalışırlar. Her zaman için etraflarındaki insanlara karşı gösteriş yapmayı tercih ederler. Sadece Allah’a karşı samimi olmak onlar için yeterli değildir.  Halbuki Allah bizden Kendisi’ne gönülden katıksız bağlı olmamızı istemektedir.

‘Gönülden katıksız bağlılar’ olarak, O’na yönelin ve O’ndan korkup-sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın. (Rum Suresi, 31)

Ama müşrikler bunu yeterli görmeyip insanlara karşı gösterişi tercih etmektedirler. Bu yüzden hiç bir zaman Allah’la samimi bir bağlantı kuramazlar, hep bir aracıya ihtiyaç duyarlar. Bu aracıların rızasını kazanmak onlar için daha önemlidir. İlahlaştırdıkları aracıların kendilerine şefaat edeceklerine inanırlar.

Allah’ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: “Bunlar Allah Katında bizim şefaatçilerimizdir” derler… (Yunus Suresi, 18)

Dinin kolay bir şekilde yaşanıyor olması bir müşrik için asla kabul edilebilir bir şey değildir.Hurafeler, sapkın uygulamalar, batıl inanışlar bu kişilerin dinleridir. Bu yüzden sürekli yalan söyleyerek Kur’an’da olmayan kurallar uydururlar ve şirk batağından Allah izin vermedikçe kurtulamazlar.

Allah, bu tutumlarından dolayı müşriklerin kalplerini,kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. Hiç bir zaman müminlerin Allah’a duydukları samimiyetin lezzetini hissedemezler. Allah onlara bunu yasaklamıştır. Kur’an’ı samimi olarak okuyup anlamaya çalışmadıkları için, Kur’an ahlakından uzak bir yaşantı içinde hayatlarını devam ettirirler. Kendilerinin hidayette olduklarına olduklarına inanırlar ve şeytanla dost olduklarını akıllarına dahi getirmezler. Oysa Allah, bir ayetinde , şeytanın, Allah’ın zikrinden uzak olanların yakın dostu olduğunu bildirmiştir.

Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur. (Zuhruf Suresi, 36)

Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar. (Zuhruf Suresi, 37)

İnsanın üzerine düşen Rabbimiz’i tanıyıp ,  çok candan samimi bir hissiyatla Rabbimiz’den korkmak ve Rabbimiz’i sevmektir. Bunun için de kendimize sadece Kur’an’ı Kerim’i ve Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sünnetlerini rehber edinmeliyiz.

1 YORUM

Bir Cevap Yazın