"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü…"    Böyle başlar devletimizin en üst makamında oturan cumhurbaşkanımızın yemini. Bu yemin, tarihin Türk ulusuna sık sık hatırlattığı nasihatin ifadesidir.

          Türklerin tarih sahnesine bir devlet teşkilatlanmasıyla ilk çıkışı Asya Hun Devleti ile olmuştur. Tarihi kaynaklar, bu dönemi, Türk boylarının ilk kez tek bayrak altında toplandığı, güçlü ve huzurlu bir dönem olarak anlatır. Bu güç, Çin ordusuna set çektirtti ama Çin’in ikilik çıkarışına güç yetiremedi. Bir millet, bir devlet kuzey-güney diye ayrıldı. Derken yıkım ve kıyım.

          Göktürk kitabeleri, Türk tarihi ile ilgili en eski yazılı kaynaklar olarak günümüze ulaştı. Bu kitabelerde, 7. ve 8. yüzyıllarda çok geniş coğrafyaya hükmeden Göktürk Devletini, yöneticilerini tanıyoruz. Ama derin bakan gözler, bu kitabelerdeki nasihatlerin farkına varabilirler.

          Ne var ki o büyük, o güçlü devlet, zamanın büyük gücü Çin Devletinin marifetiyle doğu-batı diye ikiye bölündü. Derken o musibet… Yıkım ve kıyım.

                Asırlar gelip geçerken Anadolu’nun derin bakan gözleri nasihat ediyordu. “Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için gelmedik” diyen Mevlana gibi Yunus Emre bir şiirinde:

“Ben gelmedim da‘vâ için benim işim sevi için
 Dostun evi gönüllerdir gönüller yapmaya geldim” 

diyerek Anadolu halkına birliği, dirliği nasihat ediyordu. 

                   Cumhurbaşkanı forsundaki, tarihte kurulan Türk Devletlerini simgeleyen 16 yıldız, dönemlerinde Tarih semalarında parlamıştır; fakat acı olan "Çılgın" denen Türklerin, tarihleri boyunca benzer musibetler görüp yıkıma, kıyıma uğramalarıdır.

           Savaş meydanında kurşunun önüne atlamak, savaşta çokça can vermek çılgınlık değildir.  Çanakkale’de -menzilleri çok kısa oldukları için- düşman gemilerinin iyice yaklaşmalarını beklemek, beklerken sırayla can vermek, isyanlarda ayaklanmalarda binlerce kardeş kanı dökmek çılgınlıktır.  

           Bilişim Çağı denen günümüzde, tarihte yaşanan musibetleri görmemek, çağları aşan sesleriyle nasihat edenleri duymamak, aynı tarihi oyunla, aynı ikilik çıkarmalarla kardeşleri bölmek, parçalamak ve tek tek yutmak planlarına seyirci kalmak çılgınlıktır.     

           Musibetlerden çok acı çekmiş Türk ulusu, Türk genci Atatürk’ün hedeflerine en zor şartlarda bile umutsuzluğa düşmeden yürüyecektir. Büyüklerinin nasihatlerine uyarak…

         "Dünyada yapamayacağın hiçbir iş yoktur;Çünkü sen Gültekin gibi kahramanlar yetiştirmiş bir ulusun oğlusun! Bunu böyle gör,böyle dinle! Bayrağımızın rengi solmasın, Gölgelice kaba ağaçlarımız kesilmesin, ulusumuzun arasına ikililik girmesin, yurdumuza yağı ayak basmasın, ey büyük Türk Ulusu! (Göktürk Abidesi-Kültigin)

4 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın