Bir gece ansızın ‘SİL BAŞTAN’ la çıkılan belirsiz bir yolculuktu bu…Belki sıfırdan başlama, belki de eksi-k lerden sıfıra ulaşma arzusuydu.. Pes edip, yok olmak yerine, yeniden doğmayı istemekti…

Karar verilmiş, uygulamaya geçilmişti artık.. Dönüş yoktu… Korkular, heyecanlar belki de daha yazamadığım, adını bile bilmediğim onca duyguyu yaşıyordu ruhum…Elde olan tek şey, sadece BEN’ dim.. Bir ben ve bir yeni doğacak Ben daha…..

 

Elde bir valiz, bir kaç parça eşya, cebinde bir miktar para.. Hiç tanımadığın bir yere, hiç tanımadığın ortamlara gidiyor olmak…

 

Gücümü hissediyordum iliklerime dek…Coşkumu, inancımı ve kararlılığımı… Hepsi sadece o ‘Ben’ için BİRdi…

Önce evim ‘Merhaba, mabedin benim artık , gir içeri’ dedi gülümseyerek…Bembeyaz badanası ve kenarları haki renkte bol pencereleri ile…Aydınlıktı… Bir beyaz sayfa gibi…Mürekkebim sınırlı olsa da, neyi istersem o yerini alacaktı bu sayfa da… Her şey sıfır olacaktı… Mükemmel değildi olmasını  istediğim, az, ihtiyaç karşılayacak, fakat sıfır, tertemiz…

Gülümsüyorum hala, çamaşır makinamla ilk karşılaşmama…Oturup önünde gözyaşlarımı tutamayıp, kapağını öptüğüm o ana… Neydi halbuki bu kadar derin bağ kurmaya sebep?… Doğum sancılarından yalnızca bir tanesiydi işte o an…Her gün üç parça eşyayı sırf yıkamış olmak için yıkamak görgüsüzlük gibi görünsede, arıtmaktı o, yavaş yavaş geçmişteki anıları…Yoksa, çamaşır bahane…….

 

Yeşilden beyaza geçişti buzdolabım…’ Esaret’ ten kurtulmanın diğer parçasıydı… Çoğu insanın bilmediği bir duyguyu arıtacağım yerdi… Yiyemeyeceğim bollukta onca meyveyi, ki en çokta portakalı doldurarak başlamıştım nefretlerimden arınmaya… Sırf bir şey almış olmak için kapağını açıyor gibi görünsem de, hayatımın 7 yılında yaşadığım baskıyı orda dondurup, yok etmekti hepsi… Yoksa meyveler bahane, ki çoğunu da çürütmem cabası……

 

Hele ah o elektrikli süpürgem… Ne çok bardak kırdım kimi zaman bilerek, isteyerek…Tertemiz olmasına rağmen evim, sırf makina açmak için bahanem olsun diye … Evi süpürüyor, külleri torbasına dolduruyor gibi görünsem de, aslında içimdeki kırıkları, çizikleri içine çekip atıyordum onunla beraber… Yoksa, cam kırıkları bahane…….

 

‘ Tefal ‘ ütüm…Ne büyük hayalimdi bir zamanlar… Ele geçen her şeyi ütülemek… Hani severdim de zaten hep ütü yapmayı, lakin bu kez her o sıcak buhar da, dümdüz ediyordum duygularımı… Buruşuk , kırışık kalmasın derinlerde diye….Ne var ne yok hepsi buharlaşıp uçsun diye… Yoksa, o çarşaflar hep bahane………

 

Siyah ve beyaz olmalıydı eşyalarım, şimdiki benle doğacak ‘BEN’ iç içe olsun diye…İki çekyat ve bir de halı, siyah beyaz….

İşte mabedim…Hazırdı…

 

İçine kapandığım, kendimle baş başa kaldığım, uzun uzun düşündüğüm, kendime okkalı şamarlar atıp ardından küvetin içine çırılçıplak ana rahmindeki bir çocuk gibi kıvrılarak, su ile beraber ne var ne yok bedenimden, ruhumdan hepsini attığım, her şeyden arındığım mabedim… Kendimi ilk kez bu kadar çok sevdiğim mabedim…..

 

Ve bugün, o gündür işte! Tam 1 yıl olmuş… Ne çok şeyi başarmış, ne çok güzel bir ‘BEN’ doğurmuşum…

Emeğime, cesaretime, yürekliliğime sağlık !…

Ve bu gece de dilimde dolanırken bu şarkı, sözler yerini, hayat anlamını bulur…  ;

 

‘SİL BAŞTAN BAŞLAMAK GEREK BAZEN,

HAYATI SIFIRLAMAK,

SİL BAŞTAN SEVMEK GEREK BAZEN,

HERŞEYİ UNUTMAK! ‘

: )

Bir Cevap Yazın