Kimseye değer vermeyi beceremeyenler olarak fazla sevilmeyiz. Ya da kimse için kendinden vazgeçmeye değmediğini bilenler olarak . Suç bizde değil ki , bir kere insan bir şeyi tecrübe edinir ve sonra kim ne derse desin değişmeyen duvarlarla yaşanır gidilir.

Kimi siyasi bir sözle , kimi bir merhametsizlikle , kimi bir bencillikle düşünce gözünüzden siz artık ona benzeyen herkese aynı duvarlarla cevap verirsiniz . Eğer karşınızdaki kişi farkını hissettirmiyorsa diğerlerinden ve hatta dünyayı kendi etrafında döndürmek dışında yapabileceği bir şey olmadığını gösteriyorsa size , kime neyin güveni olur ki .İnsanlar aynı … Bende nankörüm ben de bencilim ben de yeri geldiğinde merhametsizim ama en azından hak eden insan görünce “insan” olmak bana mecburi geliyor . Hak eden birini görünce sevmeye , özlemeye , değer vermeye başlayabiliyorum ama işte o da çıkıp bir yerlerden “hak etmiyorum” diye haykırıyor . Ve siz insanseverliğinizden biraz daha kaybediyorsunuz . Siz aslında az insanla huzurlu olmanın doğru bir seçim olduğunu anlıyorsunuz . Hayatınızda kimseye yer olmadığında daha mutlu ve huzurlu yaşayacağınızı anlıyorsunuz . İşte bu yüzden çabuk büyümek alışkanlık oluyor. Anlamak yoruyor . Yorulmak ise fena … Mecbur muyuz her insanla aynı havayı solumaya ya da birilerinin kendi huzursuzluğundan nasiplenmeye . Bencil olmak neden kötü ki ? Kaç tane iyi tanıdık ya da kaç tane düzgün insan . Bize nelerle geldiler neler vaad ettiler ne istediler ne verdiler . Cevaplarını bilip bilip kararlarımızı duygusal vermemeliydik . Mesela hemen sevmemeliydik bize samimi olmaktan uzak insanları . Mesela oy vermemeliydik seçim öncesi vaatlerden ötürü . Mesela saygı göstermemeliydik tebessümden aciz insanlara . Mesela Allah’ın yapma dediklerini yapmamalıydık isyankar bir melek uğruna …

PAYLAS
Önceki İçerikTOPARLANAMADIK …
Sonraki İçerikAglamak…
Kocaeli Üniversitesi İçMimarlık öğrencisi

Bir Cevap Yazın