Alnınızdan bir parça damlayan ter gözünüze değmesin diye size kaş verilmiş.Bunu hepimiz biliyoruz.Yani yaratıldığımızı inananlar olarak herbirimiz biliyoruz.Ya bilmediklerimiz.Senelerdir özümüze dönmekle bize kastedilmek istenen şey nedir?Veya Allah ın bizim hiçliğimizde Esma larının zuhur bulmasıyla bize anlatılmak istenen?Biz neden hiçlik kıvamına erişemiyoruz.Bundan bahseden yok.Namaz kılmak mı yoksa oruç tutmak mı hiçlik kavramı?Hiçlik nedir?Bir öğretmen masaya nesne koymadan resim yapılmasını istediğinde her şeyi çizebiliriz.Fakat masada hiç bir şey yoktur.Herşeyin başladığı yer hiçliktir.Yıllardır kasırgalar koparacak tufanlar yapacak kıyametler ve kurtarıcılar bekledik.Kurtarıcı sizden başkası değildi.Ölüm ise bedenen ölmeniz demek değil.Ölüm özümüze dönebilmek.Her şeyin yaratıcıdan olduğunu anlayabilmektir.Yüce kitabımızda biz size şöyle yaptık,biz size bunu verdik ile kastedilen ”biz” kavramını anlayabildiniz mi?Varlığınız ın Yüce Yaratıcı da yok olmasıyla birlikte özün aynı olduğu ve geriye bizden başka bir kavramın kalmadığını göreceksiniz.GELİN SİZE HİÇLİĞİ ANLATAYIM. 

Camdan bir kavanoz düşünün.Ağzına kadar yuvarlak şekerlerle dolu ve şekerlerin herbiri ayrı renk ve tatlara sahip.Kavanozumuzun üstünden bir fare bırakılıyor.Başı önünde hiç durmadan yiyor şekerleri.Ta ki bir nokta geliyor ve duruyor.Diyor ki,yahu ben bu şekerleri yiyorum fakat aynı tuzludan ya da aynı ekşiden bulamıyorum.Ya da aynı renkten.Duruyor ve düşünüyor.Bir felsefecinin dediği gibi hiçbir şey aynı kalmaz,durağan değildir.Aynı su aynı nehirde bir daha akmaz.Sonra kafasını kaldırıyor ve yukardan bir iple sallandırılmış beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor ve alıyor.Tanrı fareyi yanına alıyor.

2.fareyi aynı düzeneğe koyuyorlar ve hiç durmadan sonuna kadar yiyor.Ayaklarının altında tek bir şeker kalana kadar durmuyor.Ne yapsam acaba yesem mi yemesem mi diye düşünürken kafasını kaldırıyor ve sallanan beyaz şekeri görüyor.Sıçrıyor alamıyor.Sıçrıyor alamıyor.Kavanozun dibinde olduğu için yetişemiyor.Fakat Tanrı sırf beyaz şekeri görebildi diye o fareyi kurtarıyor.

3.fare bütün açgözlülüğüyle kavanozdaki tüm şekeri yiyor ve kavanozun dibine geldiğinde ne yapacağım diye düşünürken kafasını kaldırıp bakıyor.Beyaz şeker orada.Fakat faremiz göremiyor.Görüş mesafesini aşmış.Tanrı onu kavanozda bırakıyor.

Peki Tanrı bu işlemi nasıl gerçekleştiriyor?

1.kavanoza su dolduruyor ve 1. fare şekerlere tutunarak dışarıya çıkıyor.2.kavanoza su dolduruyor ve 2.fare ayağının altındaki tek şekere tutunarak çıkıyor fakat 3.fare suda boğuluyor.

Sonra Tanrı onlara size hem şeker hem de su vermemiş miydim diyor..

Bu şeker yeme esnasında cam kavanozda kendi yansımalarına bakan fareler yansımalarını BAŞKA FARELER zannederek sürekli aynı girdabın içine düşüyorlar.

HALBUKİ NE DİYOR BAKIN :
HEPSİ AYRI AYRI BEDENLERDİR FAKAT MUHAMMEDİ(S.A.V) RUHTUR ONLAR!

O YÜZDEN SEN DE BU DÜNYADA BİR KAVANOZDASIN.SENDEN BAŞKASI YOK.BEN MUSTAFAYIM SENDE MUSTAFASIN HERKES MUSTAFA.VEYA SEN AYŞEYSEN HERKES AYŞE.AMA ALLAH SAMED DİR.TEKTİR.O ZAMAN SEN DE YOKSUN.HİÇSİN.İSİMSİN….

BU ÇALIŞMAMI SİZLERE AÇIYORUM.YALNIZCA BENİM DÜŞÜNCELERİMDİR.ELEŞTİRİLMEK İÇİN YAZMIYORUM.SAYGI DUYULURSA SEVİNİRİM.

MUSTAFA ŞENAY

6 YORUMLAR

  1. cok felsefik ve bence cok guzel bir konu. Orneklerin ise cok akilci. Fikirlerin degisik, soylemlerin farkli olsada, farktir bizi birbirimizden ayiran ve renklndiren. Aramizda olmandan cok memnunum, yazin ve emegin, ozellikle dusuncelerin icin tesekkurler..

  2. ben tesekkur ederım bu güzel yorum için.Okuyan arkadaslara bir tavsiyem daha var.Alemleri yalnızca senin için yarattım demesinin manasını iyi düşünsünler

  3. Selam,

    Fikirlerinize elbette saygı duyarım. Ancak “eleştirmeyin” deseniz de, okuyan çok fazla insan olduğu için yazınızın bazı kısımlarına yapıcı eleştiri getirme ihtiyacı hissettim:)

    Öncelikle şu konuyu açıklığa kavuşturmak gerek. Allah’ın, sizin yorumunuzda belirttiğiniz gibi “Alemleri yalnızca senin için yarattım” şeklinde bir ayeti yoktur.

    Peygamberimiz asm’a hitaben, “Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107) ayeti ve

    “Ben, cinleri ve insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56) ayeti vardır.

    Diğer taraftan hepimizin Allah’ın tecellileri olduğumuz konusu doğrudur. Allah bizler için sesssiz, karanlık bir dünyadan gelen elektrik sinyallerinin beynimizde minik bir yerde yorumlanmasıyla, rengarenk, seslerle dolu muhteşem görüntüler yaratır. Bu, Allah’ın muhteşem yaratmasıdır.

    Allah Katında zaman ve mekan yoktur. Her şey bir anda yaratılmış, olmuş ve bitmiştir. İmtihan oluyoruz ama Rabbimizin bekleyip, sonucunu görmesi diye bir durum yoktur. İzlediğimiz görüntüler sadece bizlerin yapıp ettiklerimize şahit olmamız içindir.

    Yazınızın başlığının ise sadece rating amaçlı olduğunu düşünmüyorum değil:)

    Şunu söyleyeyim. O yapıp ettiklerimiz arasında Allah’ın vaadi olan İslam ahlakının yeryüzü hakimiyeti için ne kadar vesile olduğumuz, çaba gösterdiğimiz de olmalı. Ki Allah bu dini hakim olması için indirmiştir. Allah’ın vaadidir, Peygamberimizin yüzlerce-kimi gerçekleşmiş olan-hadisleri ile verdiği müjdedir. Her samimi Müslümanın da hayali, özlemi ve duası olmalıdır.

    Haktır, gerçektir. Allah Hz. İsa as’ı ve Hz. Mehdi as’ı sebep kılacak, inşaALLAH bizleri de vesile edecek ve İslam ahlakını dünyaya hakim kılacaktır.

    Rabbim müjdelerine şahit kılsın.

     

  4. teklik ya da hiçliğin felsefeye bu kadar yaklaştırılıp daha doğrusu bu kadar iyi anlatılması sizin iyi ya da kötü bi insan olduğnuzu göstermemiş…ama sizin hayatı iyi hatta cok iyi kavradığınızı göstermiş ..bu konuda bilgimi makalenizle tazeleyip pekiştirdim teşekkür ederim …

Bir Cevap Yazın