18 yaşında,hayattan bıkmış bir gencim…

Nedeni,daha bu yaşa kadar çok sayıda maskeli baloya katılmış birisi olmam…

Hayatın maskeli balosu…

Herkes katılabilir,serbest,Sagopa Kajmer ne güzel söylemiş;

"Adı anıldığında işte dostum dedim,adım anıldığında tanımam dedi taktı maskesini…"

Türkiye’mi böyle? Yoksa Dünya’mı?

Dün böyle olan insan, neden yarın şöyle?

Sanıyorum ki,insan piskolojisinin getirileridir bunlar.Yani,kendini her zaman bir şey yapmak zorunda hissedersin,hislerini müzikle beslersin,birde birilerini yanında görmek istersin.Bir dost,bir eş.Bu ikisi,ihanet ettikten sonra insanoğlu için yaşamanın bir önemi kalıyor mu?Yoksa yeniden hayata tutunmamız mı gerekiyor?

Yeniden tutunmaya kalksan,bütün dalların kırılmış.İşte bu an,şizofrenin başlangıcıdır.Kendi kendine hayal kurup yansıtmaların belkide…

İnsanoğlu bir garip bu yüzden,çok yalnız yaşarsan,eninde sonunda sıkılırsın.Çok kalabalıkta yaşarsan,yalnız olmak istersin…

Çok yalnız yaşayan sıkıntıdan,kalabalıkta yaşayanda "maskeli balo"dan sıkıldığı için bıkmıştır.Çünkü,milyarlık dünyada kuruşluk insan çok bunu biliyorum…

Ama,değeri olmayan,çünkü pahası biçilemeyen tanıdıklarım,dostlarımda çok.Belkide,tutunacak tek,ama en sert daldır.

Biraz,hayallerimizden yola çıkarsak,ruhumuz her gördüğünden etkileniyordur,iyi-kötü…

Farketmez.

Ama illaki etkileniyor.Örneğin,televizyon sanalda olsa hayattır.Bir kanalda zibidi,bir kanalda bilim adamı izlersin…

İşte,bir daha o bilim adamını son gördüğün gün olduğunu anladığından,Tv izlemeye iştahın kalmaz.Neden?

Çünkü,bilimadamının konuştuğu program,sanki bilimin ömrü kadar uzun değilmiş gibi,"reyting" denen insanların karakterini güzel yansıtan olaya mağdur gider.Ama zibidi,yani beş kuruş etmeyen adam,o Tv kanalında bakidir.Bu da,kuruşluk insanların kanıtıdır.

İnsan,iki şeyden etkilenip duygularını kağıda döker,bir duyduğu iki kelamdan,ikinciside iki güzel gözden…

İki kelam, eder adam…

İki kelamın yazdırdıkları bilim, politikadır…

İki çift gözünde,gönüldür,insan piskolojisidir.Bir insanın yüreğindeki sızı,asla beynindeki ağrıdan az değildir.Çoktur…

İki kelam, eder adam da,

İki gözde en büyük belam…

Bela,insana kötü şeyler yaptırır.Kelam,iyi şeyler.Ancak,neden kelam değilde gözler tercih edilir?

İşte,gönül sızısı,baş ağrısından kötüdür,önce onun dinmesini gerekir.Bu yüzden,onu dindirebilmek için yazmak lazım,çok yazmak lazım…

Sızı hafifleyene kadar değil,bitene kadar.

Bu yüzden, iki kelamın yazdırdığı belki 3 belki 5 sayfadır…

Ama iki gözün, iki güzel gözün yazdırdığı,belkide tarihtir…

İkisi arasında dahada fark vardır.Bir kere,kelam sana ait değildir.Sonradan gelendir.Ancak bir çift güzel göz,insanın içine işeyebilir.

Ama, kelam ihanet etmezsede, gözler ihanet eder!

Sana her güzel bakan göz,belkide maskeli baloya katılmış birisinin,maskesinin bir parçasıdır.Ona ait değildir,ihanet ettiğini gördüğünde,sadece maske takmış,maske takarken ilhamını meleklerden "çalmış."olduğunu anlarsın.Kelam,ihanet etmediği için kelamdır,ama gözler ihanet ettiği için tercih edilir belkide,ah şu ihtiraslar…

Kimine rastlar, rastalayan Dünyaya toslar,
Kimine dostlar, dünyayı bağışlar…

İhtirasın bedelininde gözlerdir kökeni.Bak dön tarihe,al sana karşında ihtirasın en büyük bela olduğu aşk…

Kanuni-Hürrem…

Bu aşkta belkide Kanuni,Devlet Büyüğünün Kelamını almayıp,Hürrem’in gözlerine vuruldu.Ama,ne oldu?Hürrem’in ihtirası,Osmanlı’nın belasıydı!

Çünkü eninde sonunda,Hürrem’inkide maskeydi,Hürrem Sultan’da maskeli baloydu…

Yok mu,güveneceğin insan diyeceksiniz.Güvenin sınırı yoktur ki!Güvendiğine güvenirsinde,e be kardeşim,herkese mi güveneceksin?

Mutlak biri gelir,kara kedi olur,güvendiğine maskeyi giydirir.E ne oldu?Güvendinde boşa gitti!

Peki karamsar mı olmak lazım?Tabikide hayır,ancak şu da bir gerçektir.Karamsar olmayıpta güven çizgisini orta kararda tutmak,Sırat köprüsünde yürümek kadar zordur…

 

Esenliker…

1 YORUM

Bir Cevap Yazın