Cahiliye toplumu bireylerinin din anlayışı oldukça çarpıktır. Kur’an dışındaki kaynaklardan edindikleri ya da etraflarındaki kişilerden duydukları bilgilerin din olduğunu zanneder, gerçek dinin güzelliklerinden yoksun kalırlar. Herkesin farklı doğruları olduğundan, toplumda birden fazla din yaşanır.

Oysa insanı dünyada mutlu ve huzurlu bir yaşama, ahirette de gerçek kurtuluşa kavuşturacak olan tüm bilgiler ve her sorunun yanıtı Kur’an’dadır. Allah, gerçek doğruyu ve yanlışı insanlara Kur’an’la gösterir; O, doğruyu yanlıştan ayıran Furkan’dır.

Kuran, dünyanın ‘en çok satan’ kitabıdır ancak gerçek anlamda en çok okunan kitabı değildir. Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak Platformunun yaptırdığı yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre, “evinizde Kur’an-ı Kerim var mı?” sorusuna “evet” diye cevap verenler yüzde 94 oranında…Bu evlerin yüzde 74’ünde ise Türkçe meali de bulunuyor. Ancak mealin tamamını okuyanların oranı sadece yüzde 23…

Pek çok insan, kurtuluş rehberi olan Kur’an’da neler yazılı olduğunu merak dahi etmez. Sorularının yanıtlarını ise, “Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51) ayetiyle de bildirildiği üzere Allah’ın hiçbir şeyi eksik bırakmadığı Kuran’da değil, farklı kaynaklarda ararlar. Bu durum, Kuran’da Peygamberimizin, “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran’ı terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktı” (Furkan Suresi, 30) sözleriyle ifade edilir.

İnsanların Kur’an’ın bildirdiği gerçeklerden kaçmalarının önemli nedenlerinden biri, dünya hayatına olan şiddetli bağlılıktır. Yaşamları hiç sona ermeyecekmiş gibi davranır, dünya hayatının ‘göz açıp kapama süresi’ kadar kısa olduğunu düşünmezler. Oysa her insan, her an ölüm melekleriyle karşılaşabilir, mezara giderken de dünya hayatında sahip olduğu hiçbir şeyi yanına alamaz. Yapayalnız bir şekilde Allah’ın huzuruna çıktığında ise, sadece yapıp ettikleri önüne getirilir.

İnsanların Kur’an’ı göz ardı etmelerinin bir başka önemli nedeni de, içlerindeki şiddetli büyüklük duygusudur. Kendi fikirlerinin, inançlarının, yaşam şekillerinin doğruluğuna inanır, daha doğru bir görüşün olabileceğini asla kabullenmezler. “Ona: “Allah’tan kork” denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.” (Bakara Suresi, 206) ayetiyle haber verildiği gibi, büyüklük gururu kişiyi inkara sürükler.

Bu kibirli kimseler Kur’an’ı yaşamaya çağrıldıklarında yüz çevirirler. Çünkü Kur’an’a uymak, yaşadıkları dinin hak değil batıl olduğunu kabul etmeleri anlamına gelir. Yıllardır bildikleri, uydukları, yaşadıkları her şeyin büyük bir yanılgı olduğunu öğrenmek, onlar için büyük bir yıkım demektir. Oysa asıl yıkım, kibirleri nedeniyle sürüklendikleri durumdur.

İman eden bir insan Kur’an ahlâkı ile cahiliye yaşamı arasında orta bir yol bulmaya çalışmaz. Bir insan ya Allah’ın dosdoğru yolundadır, ya da sarp, engebeli ve tehlikelerle dolu şeytanın yolundadır.

Bu iki ayrı yolun yolcularının yaşamlarının her anında önemli aykırılıklar vardır. Kur’an, nefsinin bencilce tutkularına uyanlarla, Allah’ın sınırları içerisinde yaşayanlar arasındaki büyük farklılığı, “Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine ‘süslü ve çekici gösterilmiş’ ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir? (Muhammed Suresi, 14) ayetiyle bildirir.

Kur’an’dan yararlanabilmek ve doğru yolu bulabilmek için, gereği gibi okunması gerekir. “Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır…” (Bakara Suresi, 121) buyurur Allah. İnsanların çoğu ise Allah’ın bu buyruğunu göz ardı eder.

Samimi inananlar, kendileri için yaşam rehberi olan mesajı –gereği gibi– okur, ayetlerini iyiden iyiye düşünür (Sad Suresi, 29), “okunduğunda imanlarını artırır” (Enfal Suresi, 2) ve yaşamlarını Kur’an’a uygun düzenlerler.

Yüce Allah, “… (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir.” (Kasas Suresi, 83) buyurur ve Kendi sınırları içinde yaşayanları en güzel sonuçla müjdeler. Gerçek din, Kur’an’ın bildirdiği dindir ve doğru yol da Kur’an’ı kalbine yerleştirenleri kurtuluşa ulaştıracak olan yoldur.

Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Bakara Suresi, 147)

Fuat Türker

Bir Cevap Yazın