Günümüzde pek çok ülkede şiddet gören, işsiz, bakıma muhtaç, yaşlılar evinde bırakılmış çok sayıda kadın vardır. Bu toplumsal sorunun gerçek çözümü Kur’an ahlakının yaşanmasındadır. Yüce Allah Kur’an ile kadını ve kadın haklarını koruma altına almış, toplumda olması gereken saygın bir yer kazandırmıştır. Tüm bunlar Allah’ın kadınlar üzerindeki sonsuz rahmetidir. Kadın ve erkek fiziksel anlamda birbirlerinden farklı yapılara sahiptirler. Ancak kadının fiziksel olarak daha güçsüz olması, onun toplumda erkekten daha az değer görmesi için bir gerekçe olamaz.

Bir Kur’an ayetinde Hz. Meryem’den, “Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi…” (Ali İmran Suresi, 37) ifadesiyle söz edilir. Bu ayetle kadının adeta bir çiçek gibi korunması gerektiğine dikkat çekilir. Bir çiçek cereyan yapan yere ya da güneşe konduğunda soluverir. Güzel bir çiçeğe bakmak özen ister; bu Kur’an ayeti adeta bunu hatırlatır. (Doğrusunu Allah bilir)

Kuran’da “Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın…” (Bakara Suresi, 231) buyruğuyla, insanlara boşandıkları eşlerini güzellikle bırakmaları bildirilir. Oysa toplumda boşanma, eşlerin birbirleriyle olan tüm çıkar ilişkilerini sona erdirmeleri anlamındadır. Evlilik bittiğinde karşı tarafa artık ilgi ve özen göstermek için bir gerekçe kalmadığına inanılır.

Allah Kuran’da ayrıca, boşanan kadının maddi açıdan güvence altına alınmasını “…Boşanan (kadın)ların maruf (meşru) bir tarzda yararlanma (ve geçim pay)ları vardır. Bu, sakınanlar üzerinde bir hak (borç) tır.” (Bakara Suresi, 241) ayetiyle bildirir.

Sağlanacak yardımın miktarı da, kadının içerisinde bulunduğu sosyal konum ve gereksinimlerine göre, vicdanlı davranılarak belirlenmelidir:

… Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır. (Bakara Suresi, 236)

Kur’an, boşanan erkeğin, evli olduğu süre içerisinde eşine vermiş olduğu hiçbir şeyi geri almaması konusunda da uyarır. Hatta bu malların geri alınmasının “… Onlara (kadınlara) verdiğiniz bir şeyi geri almanız size helal değildir;…İşte bunlar, Allah’ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin…” (Bakara Suresi, 229) buyruğuyla, helal olmadığına dikkat çeker. Bu Allah’ın sınırlarını aşmak olacaktır.

Yüce Allah, “(Boşadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduğunuz yerin bir yanında oturtun, onlara ‘darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla’ zarar vermeyin…(Durum ve ilişkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam’a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuşun…” (Talak Suresi, 6) ayetiyle de, kadına güzel ve şefkatli davranması gerektiğini erkeğe hatırlatır.

Rabbimiz ayrıca, kadınların mallarına zorla mirasçı olunmaya çalışılmamasını, “Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız helal değildir. Apaçık olan ‘çirkin bir hayasızlık’ yapmadıkları sürece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal değildir.) Onlarla güzellikle geçinin…” (Nisa Suresi, 19) buyurarak müminlere haber verir.

Kur’an ayrıca ‘yetim kadınlara karşı adil olunması’ gerektiğini bildirir.

Yüce Allah ayetlerden de açıkça anlaşılacağı gibi, kadına ve erkeğe dünya hayatındaki imtihan sürecinde eşit haklar tanır. “Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.” (Kehf Suresi, 7) ve “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya Suresi, 35) ayetleriyle Allah, kadını da erkeği de denediğini bildirir.

Ve bu imtihanın gereği olarak, kadın ya da erkek, güzel ahlak gösterip salih amellerde bulunanlar dünyada ve ahirette en güzel karşılığı alacaklardır:

… Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah Katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O’nun Katındadır. (Al-i İmran Suresi, 195)

Bir Cevap Yazın