Soğuk sisli bir yağmurlu gündü ve akşam olmak üzereydi yer yüzünde hafif bir karanlık henüz sokak lambaları yanmamıştı.

Yağmur şiddetini arttırıyordu.Yağmur hızlandıkça sanki insanlar yağmurla yarışırcasına hızlanıyorlardı. Yağmur yavaşlayınca
insanlar sakin nefes alıp tekrardan yavaşlıyorlardı. Artık boşalıyordu boğaz civarı. Hemen hemen herkes yuvasına dönmüştü. Her ne kadar yağurda yağsa hava çok keskindi
Bir genç vardı elinde şemşiyesi ile oturuyordu bankta. Çok dikkatimi çekmemişti ama sonradan fark etmiştim. O genç yerinden hiç hareket etmedi.
Gözlemliyordum genci.Aklımdan gençlik yıllarım geçiyordu. Gülümsedim hafif bir tebessüm.
Kaç dakika oldu bilmiyorum ama dalmıştım…
Yerinden kalktı genç hızlı adımlarla yürüyordu üşüdü artık gidiyor diye düşündüm bir kaç dakika geçmişti.
Baktım geri geldi anlaşılan bir derdi vardı?
O an aklımda sorular belirmeye başladı?
Düşünüyordum acaba gidecek yeri mi yoktu ?
Yoksa birilerini mi bekliyordu?
Yoksa kız arkadaşıyla ayrılmış onun hüzünü mü vardı?
Ben bunları düşünürken genç bir an yok oldu.
Artık gitmiştir diye düşünmüştüm.
Bende geçtim televizyonda akşam ajanslarına bakıyordum.Klasik yaşlılık hali işte.
Kimseniz kalmıyor. Kimileri bu dünyadan göç ediyor. Kimileriyle yollarınız ayrılıyor.
Geriye komşularınız kalıyor artık onlarda pek uğramıyor..

Biraz zaman geçti….
Odamda polislerin siren sesleri yankılanmaya başladı.
Duvarlarda birden mavi kırmızı ışıklar göründü.
Baktım herkes aşağıda hemen üzerime hırkamı alıp aşağıya indim.
Herkes bir gencin kendini boğazın derin sularına bıraktığını söylüyordu.
Hiçbirşey bilmiyormuşum gibi insanları izliyordum.
Ama içimden bir ses daha yeni buralarda olan genci diyorlar galiba diye düşünüyordum.
Gencin oturduğu yeri biliyordum kimseye belli etmeden küçük adımlarla yürümeye başladım.
Bir poşet gördüm önce polise haber vermeyi düşündüm ama nedense merağıma yenik düştüm ve kimseye belli etmeden poşeti şöyle bir silkeledim.
Bir mektup dayanamadım okumak istemedim ama işte insanız aldım okumaya başladım.
Sevgili anneciğim ve sevgili babacığım.
Bugün benim sizsiz birinci senem.
Geçen sene bu gün beni görmek için memleketten İstanbul’a gelirken geçirmişiz olduğunun trafik kazasında hayatınızı kaybettiniz.
Ve ben siz olmadan bu hayatı bir sene yaşayabildim onada yaşamak denirse.
Çok acı cektim anlatamıyorum.
Ama söyle tanımlıyorum ben bir gemiyim siz beni karaya bağlayan halatlarmışsınız siz olmayınca benimde kara da kalmam çok zor.
Ve öylede oldu bekleyin umarım ikiniz cennetesinizdir bende sizin yanınıza gelirim burada kalan hayatımızı orda devam ederiz.
Elvada geride kalan insanlar.

Hemen polislerin yanına gittim bu mektubu bulduğumu söyledim. Ve olanı biteni anlattım. Polis bana teşekkür etti müsadenizle işimizi yapalım diye beni uzaklaştırdı.
Evimden izliyordum polisleri artık emin olmuşlardı birisi vardı boğaz sularında kurtulmayı bekleyen.
Bütün gece onları izledim sabaha karsı buldular cesedi.
Ahh benim yavrum hayatın yükü sana ne kadar zor geldi tahmin edebiliyorum.
Yıllar öncesine götürdü bu anı beni bende oğlumu trafik kazasında kaybetmiştim.
Ondan sonra çok zaman geçmeden eşimi kaybetmiştim.
Benim acılarım belki seni acılarınla aynı değil ama işte yalnızlık değil mi bizleri yok eden..
Aldım elime albümleri şöyle geçmişe dair fotoğraflara bakıyordum siyah beyaz ama çok mutlu resimler bunlar..
Yine özledim eşimi ve oğlumu.
Bugünlük siz olmadan başımdan geçenler bunlar.
İyi geceler günlüğüm.

Bir Cevap Yazın