Bilmem siz de fark ettiniz mi?

1990 öncesi ve sonrası doğan iki nesil arasındaki anlayış ve kültür farklılığı daha önceki nesillerden kat kat fazla. Önce doğanlar sokakta ya da toprak üzerinde oynamayı, sağlıklı ve doğal besinler yemeyi, dostluğu, paylaşmayı, sevmeyi, bir şeye ulaşmak için gayret etmeyi bilen son nesildir bence.

Sonra doğanlar ise, cadde aralarında top koşturan, internet kafelerde sanal oyunlarla zaman öldüren, cips ve kolanın esiri olmuş, paylaşmanın ne olduğundan bîhaber, şüpheci ve her şeyin hazır olarak önüne konulmasından hoşlanan çağımızın -sözüm ona- gençliğini oluşturuyor.

İslami ve insani duygulardan uzak yetiştirildikleri için sürekli içlerindeki boşlukla yaşıyorlar ve o boşluğu doldurmak için önlerine çıkan her akıma kolayca kapılıyorlar. Komşu çocuklarından oluşan arkadaşlarıyla sokak oyunları oynamadıkları için paylaşmayı, güveni, insanlarla geçinmeyi de beceremiyorlar. Bu nedenle gerçek hayatta dost edinemiyor, asosyal bireyler olarak büyüyorlar. Gerçek hayatta yapamadıkları faaliyetleri ise sanal âlemde gerçekleştirmeye çalışıyorlar ve elde ettikleri sanal tatlarla kendilerini avutuyorlar.

Özellikle geçim sıkıntısı nedeniyle büyük şehirlere göçen ve sürekli çalışmak zorunda olan ailelerin çocukları, başta aile terbiyesi ve saygı olmak üzere birçok gerekli duygudan yoksun büyüyorlar. Kendileriyle çok fazla ilgilenen olmadığı için ya kötü kişilerin elinde oyuncak haline geliyorlar ya da cadde aralarında kaybolup gidiyorlar.

Ayrıca eğitim sistemimizin 2005 yılında bir anda kökten değiştirilmesi de adeta gençliğin ekmeğine yağ sürmüş, en azından ödevlerini yapmak için internet gibi büyük bir kaynağa sahip oldukları halde onu bile kullanmaktan aciz hale gelmişlerdir.

Gençliğin düştüğü bu boşluğu fark eden uyanık ve kötü niyetli kişiler ise fırsattan istifade ederek onları akımdan akıma sürüklemektedirler. Rock müzik, metalcilik, satanizm, emoluk, hip-hop, rap, DJ’lik, racon kesme, şiddet, saldırganlık, sanal savaş oyunları, futbol, chat gibi boş akımlarla saatlerce ve günlerce meşgul ettikleri taze beyinleri düşünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan, suya kapılmış saman çöpü gibi yaşayan bireyler haline getirmektedirler.

Bir de son zamanlarda fark ettiğim bir şey var; özellikle İstanbul’da birbirine çok uzak iki kutup gençlik yetişiyor. Bir tarafta arka mahallelerde yaşayan, devlet okullarına giden, hiçbir amacı olmayan ve zamanını yukarıda saydığım şeylerle harcayan çoğunluk, diğer yanda özel okullarda okuyup zamanlarını amaçları doğrultusunda düzenleyen azınlık. Çok yakın zamanda bu iki kutup karşı karşıya gelecek ve aralarını bulacak bir orta grup da olmayacak.

Son söz olarak; bana göre gençliği bu halden kurtarıp normale çevirecek tek şey ise İslam terbiyesidir.

Saygılarımla…

 

PAYLAS
Önceki İçerikDinimiz de teravih namazı vardır
Sonraki İçerikYazilariniz seslenmeye basladi!
1986 yılında hayata gözlerini açan yazar 2008 yılında Pamukkale Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünü bitirdi. 2011 yılı Şubat ayında sözleşmeli öğretmen olarak göreve başlayan yazar şu anda kadroya geçmenin sevincini yaşamaktadır :) Eğitim, Teknoloji, İnternet, Bilgisayar, Sinema ve Genel Kültür alanlarında yazı yazmayı seven yazar bekar olup 0 çocuğu vardır:)

1 YORUM

  1. Merhaba. İlgili yazınızı Türkiye’nin İlk ve Tek Tematik Ağ Radyosu Yelken Radyo’nun, 14 Ağustos 2011 Pazar, saat 22.00 – 24.00 aralığında CANLI yayınlanacak olan “Makaleci.Com – Yazılarınız” programında okuyacağız. Canlı yayın kaydı, daha sonra site yönetimi tarafından yazınızın bulunduğu sayfaya eklenecektir. Yazınızın kaydını “Yelken Radyo Sesli Makaleler” sayfasında da bulabilirsiniz. Ayrıntılar ve bilgi için [email protected] e-posta adresimize başvurabilirsiniz.

    Yazılarınızın devamını bekler, esenlikler dileriz.

    Yelken Radyo

Bir Cevap Yazın