Aaaaah Katerina ah(!) Sen ki yoz başın tacı,

Düşlediğin ülkeden selam olsun bin selam(!)

Kadeh kadeh sunulan Türk’e verem ilacı,

Sarhoş zamanlarımın bar kadını vesselam.

***

Katerina, bize tanıdık gelen bir isim. Öyle ki bize hemen geçmişimizle alakalı iki imparatoriçeyi hatırlatıveriyor. İllaki I. Katerina. Litvanyalı bir köylü ailesinin kızı iken Rus Çariçeliğine kadar yükselmiş bir kadın. Hakkında az çok bilgi sahibi olmayanımız yoktur. Mantıklı düşündüğümüz zaman kültürsüz ve fakir bir köylü kızının Rus İmparatorluğuna çariçe, daha sonra imparatoriçe olmasının mümkünü yoktur. Ama tarih adına bir şeyler yazıp çizenler bunun mümkün olduğunu belirtirler.

Başından birçok metreslik hayatı geçtikten sonra Prens Mençikov’a hediye edilen I.Katerina, daha sonra Rus İmparatoru I. Petro ile gayri resmi yaşamaya başlar. Prut Savaşından sonra da evlenirler. İmparatorla evli iken, Petro’nun eski eşinin kardeşiyle aşk yaşadığını söyleyip yazanlar bile var. Hatta İmparator kayınçosunu bu yüzden idam ettirir.

Bizi ilgilendiren kısım ise, 1711 Prut Savaşında, Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu tarafından çevrilen Rus ordusunun yok olmak üzere iken, Kırım hanının itirazına rağmen Osmanlı ordu komutanını anlaşma masasına oturtabilmesinde I. Katerina’nın rolüdür. Adına roman bile yazdıran, Osmanlı ordu komutanı Baltacı Mehmet Paşa ile yüz yüze görüşüp görüşmediği her ne kadar tartışılan bir konu ise de, I.Katerina’nın Rus ordusundan toplayıp Osmanlı ordusuna hediyeler verdiği konusunda tarihçiler hemfikir.

Baltacı Mehmet Paşa’nın azledilme sebebi ve yeniçerilerin savaşı bırakmak istemeleri yine farklı yorumlanıyor.

II. Katerina ise İkinci Rus Çariçesi. Rus Çarı III. Petro’nun (Peter) karısı. Kocası henüz veliaht iken mutlu olamayınca çevresini genişleterek kendine sadık bir kadro meydana getirir ve Kocası çar olunca da entrikalar içine girer ve İmparatorun halk ve devlet adamları ile anlaşmazlığa düşmesini fırsat bilip iktidarı ele geçirir. II Katerina ihtiraslı, azimli ve zekâlı bir kadındır. Cazibesini kullanarak devlet adamlarını iyi idare eder. Birçok isyanı ve çevresindeki olumsuzlukları bertaraf etmek için dost hayatı yaşadığı kumandanları kullanmayı iyi bilir.

Bizi ilgilendiren kısmı ise vatan parçası olan ve başta stratejik önemi büyük olan Kırım’ın Rus topraklarına katılmasıdır. II. Katerina döneminde Karadeniz kıyısındaki önemli yerlerin elden çıkması Ruslara Karadeniz’de donanma kurmalarına imkân verdi. Aleyhimizdeki bu gelişmeler ilerde Boğazlar sorununu çıkarmıştır karşımıza.

Örnek aldığımız iki imparatoriçenin hayatlarına bakarsak tam Türk aile yapısına uygun bir yaşantıyı görmek mümkün(!) Bu durumu fark eden erkekler var elbette. Buradan hareketle güncel bir konuya değinmek istiyorum. Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu demiş ki: ‘‘İki ülke ilişkilerini daha da geliştirmek için Türk- Rus evliliklerinin sayısını artırmak önemli. Rus gelinler Türk aile yapısına uygun.’’  Hanımının gözlemleri de bu yönde imiş. İki ülke arasında işbirliğine yönelik önemli kararların alındığı Rusya ziyaretinde Rus meslektaşı Lavrov ile sohbet ederken, “Ne güzel. Ruslar barışçıl yollarla sıcak denizlere kadar ulaştı. Artık savaşmaya gerek yok” dediğini öğreniyoruz basından. Hatta bir danışmanının da Rus gelin olduğunu söylemiş. Biz hayırlı çalışmalar diliyoruz kendilerine.

Antalya’daki veya bir başka yerdeki Türk- Rus evliklerine de şaşırmıyoruz. Bir Rus kızı ile evlenip mutlu bir hayat süren erkeklere de ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

Bundan böyle otel odalarında yakalanan Rus kızlarının sınır dışı edilmemesi gerekir diye düşünüyorum. Zira sarışın, mavi gözlü, baygın bakışlı, uzun boylu Rus kızları Türk erkeğinin dikkatinden kaçmıyor. Üzülme be Türk kızı. Nede olsa benim başımın tacı sensin.

Osman Öcal

3 YORUMLAR

Bir Cevap Yazın