Müşrik sistem karşı cinse bakmanın haram olduğunu bildirir. Bunu da ”Mü’minlere söyle: “gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar…” (Nur Suresi, 30) ayetine bağlarlar. Ayette haram olanın karşı cinse bakmak olduğu konusunda bir hüküm yoktur. Dolayısıyla zorlama bir hüküm çıkarma söz konusudur burada.

Kuran’ın geneline baktığımızda bu ayetin karşı cinse bakmamayı ya da onlarla konuşmamayı kastetmediğini görürüz. Örneğin; Hz. Süleyman Sebe Melikesi Belkıs’ı sarayında ağırlamış ve yüz yüze ona tebliğ yapmıştır. Hz. Musa su başındaki iki kız kardeşle konuşmuş ve daha sonra biri ile evlenmiştir. Hz. Muhammed sav’e Allah; ”Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek -GÜZELLİKLERİ SENİN HOŞUNA GİTSE BİLE- sana helal olmaz; (Ahzab Suresi, 52) buyurmuştur. Demek ki Peygamberimiz kadınlarla bir arada oluyor, güzelliklerini beğeniyor ve hatta evlenmeyi düşünecek kadar onları tanıyordu.

Hz. Musa kıssasında önemli bir detay vardır. Su başındaki kız kardeşler hayvanlarını sulamak istedikleri halde suyun başındaki erkeklere yaklaşmamış, onlarla konuşmamış, gitmelerini beklemişlerdir. Ancak Hz. Musa ile konuşmuşlardır. Demek ki mümin kadın, feraseti ile konuşacağı ve konuşmayacağı erkeği seçebilir. Dünya ehli erkeklerle daha mesafeli olurken iman alameti gördüğü, düzgün erkeklerle ölçüsünde konuşabilir.

İşin garip tarafı müşrik sistemi şiddetle savunan kişiler asla savundukları sisteme uymazlar. Mesela müzik haram derler ama en başta kendileri dinlerler. Kadınlarla konuşmak haram derler ama her gün kadınlarla muhabbet içindedirler. Allah, ”(Bir bid’at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah’ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar.” (Hadid Suresi, 27) buyurur. Ayetler ne kadar açık ve net.

Müşrik sisteme tabi olanlar, tebliğ amaçlı kadınlarla bir arada olanları eleştirirken; her gün bankada, hastanede, toplu taşımda yüzlerce kadınla bir arada olur ve nefsani konular için ya da menfaatleri gereği kadınlarla konuşurlar. Onların samimiyetsiz din anlayışlarına göre ”hayat şartları gereği kadınlarla bir arada olmak normal, ama tebliğ amaçlı kadınlarla bir arada olmak büyük hatadır!”

Müminler haramlara çok titizdirler. Karşı cinsle bir arada olunması haram deyip de bu haramı bile bile, ”hayat şartları öyle gerektiriyor” deyip ihlal etmezler. Karşı cinsle görüşmeden yaşama imkanı da söz konusu değildir. O zaman kimsenin evden dışarı çıkmaması gerekir. Allah kullarına zorluk dilemediğini ve kolay olanda onları başarılı kılacağını bildirmiştir. Oysa savunulan bu sistem zorluğun da ötesinde bir durumdur. Yaşanması mümkün değildir. İşte şeytanın telkini ile hareket eden bu kişiler, İslam’ı ne kendileri layığı ile yaşarlar ne de yaşamak isteyene müsade ederler. Kendi kavruk anlayışlarını sözde tebliğ ederken, uygulamadıkları için de ayrıca itici olur ve İslam’a kalbi ısınabilecek kişileri de dinden soğuturlar.

Allah haramları Kuran’da çok açık ve net bildirmiştir. Bildirmediği konu için haram demek Allah’a karşı yalan uydurmak olur. ”Peygamberimiz haram kılmıştır” şeklinde bir tevil de geçersizdir. Çünkü Peygamberimiz nefsinden Kuran hükmünü değiştiremez. O yalnızca vahye uyar.

”De ki: “Benim onu (Kuran’ı) kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım.” (Yunus Suresi, 15)

Allah Peygamberimize; ”Rabbinden sana vahyedilene uy.” (En’am Suresi, 106) buyurmuştur. Peygamberimiz ise; “Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.” (Ahkaf Suresi, 9) demiştir. Kişi Kuran’a uyduğunda, Peygambere de uymuş olur inşaAllah. Peygamber, kendi döneminde yaşanan olaylar karşısında tedbiren yasaklar getirebilir. Müminler de buna itaatle sorumludur. Ancak alınan lokal tedbirler o dönemde yaşanan olaylar için geçerlidir. Allah uyarıcı göndermeden hiç bir toplumu helak etmeyeceğini bildirir. Peygamberimiz de her yüzyıl başında dini özüne döndürecek olan müceddidler geleceğini müjdeler. Dolayısıyla herkes kendi yaşadığı dönemde dini özüne döndüren, Kuran’la öğüt veren ve İslam’ı dünyaya tebliğ eden elçilere itaatle mükelleftir elbette.

Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. (Nahl Suresi, 116)

İbrahim Akın

Bir Cevap Yazın