Kararsız Gün Batımı

“yaşadığım yerlerin hiçbiri, onun yanında olduğum kadarıyla mutlu etmedi beni. Böylesine rahat olduğum, huzura sarıldığım başka bir yer hatırlamıyorum. O benim ruhum, sırdaşım; o benim kararsız gün batım!”

Bir gün daha bitti; çaresizliğimde, yorganımla örtülmüş bir haldeyim. Kadınsal içgüdülerin hesabını soruyorum bedenime ve cezamı gözyaşlarımla yıkayıp, bırakıyorum zamana… Öyle kolay değil yaşanmışlıklarla yaşlanmak, inan ölüm, her anı başka bir kefen anı; günlerdir, susmayan bir haykırış içimde, sussam-daha da bağırıyor “sen” yanlarım.

Kararsız Gün Batımı
Kararsız Gün Batımı

Dün onun için ilk defa elime kalemi aldım ve bir dörtlük yazdım:

“Sen sevmelere bırakıldığım yanımdın

Son bahar değse tenine, yaralanırdım.

İçimde bitmeyen savurganlıklarla,

Sen öyle bir sevgiliydin ki, yaşayamadım!”

(sonra birden gözyaşlarım düştü kâğıda, bıraktım o an yazmayı…)

Sevgilim… Sen gideli tam üç bahar devirdim yüreğime, sanki elinde bayram şekeri alınmış çocuk gibi kalakaldım sokak ortalarında, aramalarım senden yanaydı! Sen beni üzgün görme diye, hep tebessüm ettim insanlara. Kendime iyi bakıyorum aslında içimdeki sana birazda… Tuhaf bir yalnızlık bu, her tarafımdan yokluğunun esintileri saldırıyor. Üşüyorum, şu an kollarında olmak-tek istediğim, ömrüm kollarında. Ne olur, al artık yüreğimi benden!

İsimsiz sevgililer parkındayım bugün, her yer unutulmuş aşk hatıralarıyla dolu, kanadı kırık o kadar çok duygu var ki, görmek istemezsin buraları. Yürüdükçe hafiflediğimi hissettim o parkta, meğer yürüdükçe düşüyormuş yüreğimden “biz” olan hatıralar, yani bizi biz yapan o duygular. Artık yoklar! Ne olur geri dön, unuttuğum hatıralarımızı anlat bana; seni özleyeli tam üç bahar, birde bayram şekerleri…

Bir gün daha bitti; artık uçurumlara bırakıyorum bu aşkın nüshasını. Vazgeçtiğimi düşünme senden, bunu yapabilecek kadar güçlü değilim. Sen savunmasız tek yanımsın benim. Sıcaklığım, gece karanlığındaki ateş böceğim ve mumsuz romantik bir akşam yemeğim… Sen düşlerimden arta kalan, yokluğunla beynimde dinamitler patlattığım, sen öyle bir adamsın işte, yerine kimseleri koyamadığım!

Ömrümden istediğin kadarını al, zaten hiçbir şey sensiz olmuyor. Bazen gariptir ki, sensizliğini bile özlüyorum. Ki çok kızardım yanımda olamayışlarına, gel-gör ki şimdilerde bazen içimdeki yokluğunu bile unutuyorum. Boş bir evde, bomboşum… Merak ediyorum aylardır önünde engel gibi durduğum yokluğunun acısı, artık neden kanatmıyor yüreğimi. Yokluğunu unutmamaya çalışırken, şimdilerde unuttuğum bu duygu neden hafifletti beni, inan anlayamıyorum. Yardım et sevgilim, üşüyorum, hani o kolların nerede?

Kimselerin bulamayacağı bir adresim var artık benim, herkes çıkıp-gitti hayatımdan; yollarda, uçurum arıyorum. Bulsam çaresizliğimi tutup atacağım bacağından, kimselere duyurmadan bu beynimdeki acıyla kaybolacağım ruhunun derinliklerinde… Unutma, artık kimselerin bulamayacağı bir adresim var benim:”yüreğin…”

İsimsizler parkından…

Emre onbey

PAYLAS
Önceki İçerikSensiz Kaybolmak Zor
Sonraki İçerikSaç temizliği ve bakımı
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

Bir Cevap Yazın