TÜRKÇE: “İsrail Barbarlığı Zalimliğin de Ötesinde!”

Yazar: Gilad Atzmon

http://www.jazzinstitut.de/jazzforum/Jazzforum2007/Atzmon_seat.jpg

Gazze’deki son tahrip edici İsrail saldırısını kavramak için, insan, derinden İsrail kimliğini, Yahudi olmayan herhangi birine karşı kalıcı nefreti ve özelde de Araplara karşı nefreti anlaması gerekir. Bu nefret, İsrail ders müfredatlarında aşılanmıştır..

Ben 1970’lerde İsrail’de büyüdüm. Benim neslimin insanları, bu günlerde İsrail ordusunda, siyasetinde, ekonomisinde, üniversitelerinde ve sanatında lider durumdalar. “İyi bir Arap, ölü bir Arap’tır” sözüne inanmak üzere eğitildik.

1980’lerin başlarında IDF’e(İsrail askeri istihbarat birimi) katılmamdan bir kaç hafta önce, o sıralarda bölüm şefi olan General Rafael Eitan; “Araplar, bir şişeye tıkılmış hamam böcekleridir” derdi. Birinci Lübnan savaşında, Lübnanlı sivillerden binlercesini katlederek, yakasını kurtardı. Kısacası, İsrailliler, katlederek yakalarını kurtarabiliyor.

Oldukça şanslı bir şekilde ve idrakimin hâlâ çok ötesinde olan nedenlerle, belli bir aşamada, o ölümcül İbranice rüyadan uyandım. Bir noktada, Yahudi devletini bıraktım, Yahudi nefret tacirliğinden kaçtım. Yahudi devletin ve her türlü Yahudi politikasının, muhalifi haline geldim. Bununla beraber, neye karşı olduğumuz hakkında dinlemek isteyen her canlıyı bilgilendirmenin başlıca görevim olduğuna ikna oldum.

Yahudileri dönüştürmek ve “onlara kendilerine ait bir Devlet vererek” diğer insanlar gibi yapmak, her ne kadar Siyonizm olsa da, sefil bir şekilde başarısız oldu. Bu hafta ve daha önce pek çok kez gördüğümüz gibi; İsrail barbarlığı, zalimliğin de çok ötesinde bir şey. Öldürme aşkıyla öldürüyorlar. Ve öldürürken, ayırım gözetmiyorlar.

Batı’daki pek çok insan, Arapları ve özellikle Filistinlileri öldürmenin, çok etkin bir İsrail siyasi reçetesi olduğu tahrip edici gerçeğinin farkında değil. İsrailliler, aslında akılları karışmış insanlardır. Kendilerini, “Shalom” (*) ulus olarak görmekte ısrar etseler de; şaşırtıcı derecede kanunsuz, katledici eylemlerle yöneten politikacılar tarafından yönetilmeyi de seviyorlar. Sharon, Rabin, Begin, Shamir ya da Ben Gurion olsun fark etmez, İsrailliler, “demokratik olarak seçilen liderlerinin”, insanlığa karşı kesin cinayet kanıtlarıyla desteklenen ve kan damlayan elleriyle, savaşçı şahinler olmasını seviyorlar..

Hem Livni hem de Barak, İsrailli seçmenlerine, gerçek bir harap edici katliamı göstermeleri gerekirdi ki İsrailliler, liderliklerine güvenebilsinler. Bu onların Netanyahu karşısındaki tek şanslarıydı. Görünen o ki Livni ve Barak Filistinli sivillerin, okulların ve hastanelerin üzerine tonlarca bomba yağdırıyor. Çünkü bu İsraillilerin, tam olarak görmek istediği şey.

Maalesef, İsrailliler, merhamet ve lütuf etmekle tanınmazlar. Tam tersi, misilleme yapmak ve öç almakla tatmin olurlar. Kendi sınırsız vahşilikleriyle neşelenirler. Eski İsrail Hava Kuvvetleri Baş Kumandanı Dan Halutz’a, Gazze’de çok nüfuslu komşularına bomba yağdırmanın, nasıl bir duygu olduğu sorulduğunda, cevabı kısa ve kesindi:

“Sağ kanatta hafif bir şişlik gibiydi.”

İsrail ordusunu, ikinci Lübnan savaşına götüren General Halutz idi. Lübnan’ın altyapısının çökerten ve Beyrut’un büyük kısmını harap eden bu adamdı.

Öyle görünüyor ki İsrail politikasında Arap kanı, oylara dönüşüyor. Livni, Barak ve mevcut IDF Bölüm Şefi Ashkenazi’yi, birinci sınıf katil olarak, insanlık cinayetiyle ve Cenevre Sözleşmesinin açık ihlaliyle suçlamak oldukça akla yatkın olacaktır. Burada kana susamış ve ölümcül eyilimlerle siyasi olarak teşvik olan barbar bir toplumla uğraşıyoruz. Hata yapılmamalı, bu insanlar için uluslar arasında bir yer yok. Yani bir nevi Nazilerin işlediği suçlardan dolayı Filistinlileri cezalandırıyorlar..

“Arkadan vuran” İsraillinin, aslında ayrım gözetmeksizin öldürme ustası olduğunu anlamam yirmi yıl kadar uzun sürdü. Barak, 1967’lerin kahramanlarından biriydi, usta bir ayrım gözetmeyen katildi. Görünen o ki, İsrail kabinesi, 1967’den beri Gazze’deki en büyük hava saldırısı planını yeni onayladı. Livni, aşağı yukarı benim yaşlarımda. Şimdi ayrım gözetmeyen bir katil olarak gerekli delilleri topluyor. Hem Barak hem de Livni, İsrail’i ve Filistin’i katliam kampanyasıyla seçime götürüyorlar. Arap ve Filistinli kanı, İsrail politikasının yakıtıdır.

Livni ve Barak’a, sadece şunu önerebilirim ki; bunu yapmaları, oy anketlerinde bir işlerine yaramayacak. Netanyahu hakiki bir şahindir. Katil gibi davranmasına gerek yok ve ben onu ne kadar küçümsesem de, İsrail’i savaşa götürecektir. Belki de caydırma gücünün ne demek olduğunu, onlardan daha iyi anlıyordur.

(*) “Shalom” kelimesini; “barış” ya da “selam” ile karıştırmayın. Barış ve selam, uzlaşma ve barışmayı kastederken; shalom, Yahudi halkına, çevresindekilerin zararına güvenlik anlamına geliyor.

***

ENGLISH: How Israeli leaders kill for their people’s votes

Author By Gilad Atzmon

Israeli-born musician and writer Gilad Atzmon, who has renounced his Jewishness and Israeli nationality, explains Israel’s massacre of Palestinians in Gaza in terms of Israeli culture, which is imbued with racism and a murderous hatred of Arabs in general and Palestinians in particular.

In order to grasp the latest devastating and murderous Israeli expedition in Gaza, one must deeply comprehend the Israeli identity and its inherent hatred towards anyone who is not Jewish and towards Arabs in particular. This hatred is imbued in the Israeli curriculum, it is preached by political leaders and implied by their acts, and it is conveyed by cultural figures, even within the so-called “Israeli left”.

I grew up in Israel in the 1970s. People of my generation are nowadays leaders in the Israeli army, politics, economy, academia and the arts. We were trained to believe that “a good Arab is a dead Arab”. A few weeks before I joined the Israeli armed forces in the early 1980s, General Rafael Eitan, the chief of staff at the time, announced that the “Arabs were stoned cockroaches in a bottle”. He got away with it; he also got away with the murder of many thousands of Lebanese civilians in the first Lebanon war. In a word, Israelis manage to get away with murder.

Luckily enough, and for reasons that are still far beyond my comprehension, at a certain stage I woke up out of that lethal Hebraic dream. At some point I left the Jewish state, I evaded the Jewish hate-mongering, I had become an opponent of the Jewish state and any other form of Jewish politics. However, I am utterly convinced that it is my primary duty to inform every being that is willing to listen about that which are we up against.

Although the central purpose of Zionism was to transform Jews by “giving them a state of their own” and making them like any other people, it has failed miserably. The Israeli barbarism that we saw this week and too many times before is far beyond bestiality. It is killing for the sake of killing. And it is indiscriminate.

Fews people in the west are aware of the devastating fact that killing Arabs and Palestinians in particular is a very effective Israeli political recipe. The Israelis are indeed a confused people. As much as they insist upon seeing themselves as a “shalom-seeking” nation, they also love to be led by politicians with an astonishing record of murderous activity. Whether it was Sharon, Rabin, Begin, Shamir or Ben Gurion, Israelis love their “democratically-elected leaders” to be belligerent hawks with their hands dripping with blood and backed by a solid record of crimes against humanity.

We are weeks before an election in Israel and it would seem that both the prime ministerial candidates of Kadima and Labour, Foreign Minister Tzipi Livni and Defence Minister Ehud Barak, are trailing well behind the Likud candidate, the notorious hawk Binyamin “Bibi” Netanyahu. Livni and Barak need their little war. They must prove to the Israelis that they know how to engage in mass slaughter.

Both Livni and Barak have to provide the Israeli voter with some real exhibition of devastating carnage, so that he Israelis can trust their leadership. This is their only chance against Netanyahu. Seemingly, Livni and Barak are throwing tons of bombs on Palestinian civilians, schools and hospitals because this is exactly what the Israelis want to see.

Unfortunately, Israelis are not known for mercy and grace. Instead, they are appeased by retaliation and vengeance, they are cheered by their own limitless brutality. When former Israeli Air Force commander Dan Halutz was asked how it feels to drop a bomb on a highly populated neighbourhood in Gaza, his answer was short and precise. “It feels like a light bump on the right wing,” was his reply. Halutz’s cold, deadly manner was enough to secure his promotion to armed forces chief of staff shortly thereafter. It was General Halutz who led the Israeli army into the second Lebanon war. It was this man who perpetrated the destruction of Lebanese infrastructure and large parts of Beirut.

Seemingly, in Israeli politics Arab blood is translated into votes. It would obviously be very reasonable to charge Livni, Barak and the current armed forces chief of staff, Gabriel Ashkenazi, with first-degree murder, crimes against humanity and obvious breaches of the Geneva Conventions. But it would be far more meaningful to take into account that Israel is a “democracy”. Livni, Barak and Ashkenazi are giving the Israeli people that which they want: it is called Arab blood and it must come in vast quantities. This repetitive murderous practice, conducted by Israeli politicians, reflects on the Israeli people as a whole rather than just a few politicians and generals. We are dealing here with a barbarian society that is politically driven by bloodthirstiness and lethal inclinations. There should be no mistake: there is no room for these people among civilized nations.

Why the Israeli people are so remote from any notion of humanism is a big question. The generous and naïve humanists among us may argue that the Shoah, or Holocaust, left a big scar in the Israeli soul. This may explain why Israelis are obsessively cultivating that very memory with the support of their Diaspora brothers and sisters. The Israelis say “never again” and what they mean is that Auschwitz should never reoccur. This somehow allows them to punish the Palestinian for the crimes committed by the Nazis.

However, the realists among us do not buy this argument anymore. They are now beginning to acknowledge that it is more than possible that the Israelis are so incredibly brutal just because this is how they are. It goes far beyond rationality or pseudo-analytical assumptions. They say: “this is what the Israelis are and there is not much we can do about it anymore”. The realists among us have come to admit that killing is how the Israelis interpret the meaning of being Jewish. Gravely, many of us are coming to admit that there is no alternative humanist secular Jewish value system to replace the murderous Hebraic one. The Jewish state is there to prove that Jewish national autonomy is an inhuman concept.

I grew up in post-1967 Israel. I was raised in the wake of the Israeli mythical victory. We were trained to worship the “Israeli who shoots from the hip”, the platoon commando who shoots his Uzi automatic rifle in the direction of the Arabs and manages to win against four armies in just six days.

It may have taken me two decades too long to understand that the Israeli who “shoots from the hip” was actually the master of indiscriminate killing. Barak was one of those 1967 heroes, he was a master indiscriminate killer. Apparently, the Israeli cabinet has just approved his plan for the biggest raid on Gaza since 1967. Livni is more or less my age and, as we know from the news, she has internalized the message. She is now accumulating the necessary credentials as an indiscriminate murderer. Both Barak and Livni are taking Israel and Palestine into an election campaign of slaughter. Arab and Palestinian blood is the fuel of Israeli politics.

I may just suggest to Livni and Barak that it may not help them in the polls. Netanyahu is a genuine, authentic hawk. He doesn’t have to pretend to be a murderer, and as much as I despise him, he has yet to take Israel into a war. He probably understands better than them what the power of deterrence is all about.

….Gilad Atzmon is an Israeli-born musician, writer and anti-racism campaigner. This article appeared in Palestine Think Tank.
http://www.kuaza.com/out.php/i371228_gal-2338.jpg

Kaynak: Gilad Atzmon, “Eine Kleine Nacht Murder: How Israeli Leaders Kill for their People’s Votes”, palestinethinktank

Baglanti: 30 December 2008

Gilad Atzmon: İsrailli ünlü caz müzisyeni, besteci, yapımcı ve yazar

Araştirma: Yakup Icik

8 YORUMLAR

  1. nazi:Temel felsefesi ırkçı, aşırı sağcı düşünüş ve anti-semitizm üzerine kuruludur. Ari (Cermen) ırkının diğer milletlere göre üstün ve mükemmel olduğunu savunur.

    II. Dünya Savaşında, Yahudi milletine olan kinlerini, onları önce gettolarda sonra da toplama kamplarında itlaf etmekle gösterdiler. Yahudiler yanında ari ırkına ait olmayan her insan, eşcinsel, çingene, roman, sakat ve özürlü insanları gazla zehirlemişler ve arkasından fırınlarda yakmışlardır. Sırf 6 milyon Musevi insanın öldürüldüğü, kendilerinin tuttukları istatistiklerden anlaşılmaktadır.

    geçen bir açık oturum programında izledim. almaynyadaki museviler öldürülmemek için trük konsolosluğuna gidip, yüzbinlerce kişi türk vatandaşlığına geçmek için sıra oluşturmuşlar. geçenler kurtulmuş. hatta konu ile dönemin ünlü fizik adamı einstein atatürke mektup yazarak israilli bilim adamlarına yardım etmelerini istemiş. atatürkte bir çok bilim adamını ülkemizde üniversitelerde görevlendrmiş….

    bazen diyorum, herşeyden önce insanların katliamına sıcak bakmıyorum ama. bu israil ortadoğunun değil, dünyanın başına beladır… hepsimi ölseydi ne :))

  2. Bu yazı bana şiddet görerek büyüyen çocuğun,aynı şiddeti ilerde kendi çocuğuna uygulamasına benzetti.hitlerin zulmünden kaçarak büyük acılar yaşayan israil halkı aynı zulmü,topraklarına sığınıp sonrada ellerinden aldıkları,(israil devleti 1948 de kurulmuştur.)araplara uygulamakla hitlerle aynı tavır içindedir.hitlerde üstün alman ırkını savunuyordu,yahudilerde aynı tezi savunuyor.acaba gün gelip araplarda onlar gibi,oskarlık katliam filimleri çekip dünyayı ağlatacakmı?yada araplar yahudilere aynı şeyi yapacakmı baksanıza,anne baba çocuğa şiddet uyguluyor,o çocuk büyüyünce ne yapacak.?atalar ne güzel söylemiş:keser döner sap döner,birgün hesap döner.

    • Hitler gercekte Almanda degildi yanlis hatirlamiyorsam ya ingilizdi yada fransiz, hafizam cok iyi degil bunu bana birisi soylemisti. Belkide hitler bir bakima iyi yapti, yada kotu. Ancak konu gecmis degil suan, savunmasiz ve fakir bir ulkenin dis dunya ile baglantilarini kesmek ne kadar fasist bir dusunce ile hareket ettiklerini gosterir. Burada isailin yagcisi ve yardakcisi hatta O… olan misir hukumetinide tebrik ediyorum, baskasinin yaptigi bu zulme karsi kendileride uyguladiklari sinir kapatma, ambargo gibi konularla nasil bir dusuncede olduklarini gostermislerdir.

      Elif haniminda yazdigi gibi, gun gelir devran doner. Haitide olanlar sizin ulkenizde de olur. Bu sever siz dilenmeye baslarsiniz..

      Allaha havale ediyoruz. Tez elden bu haksizligi yapanlarin cezalandirilmasi dilegiyle, bu dunyada yada digerinde..

  3. Gecmis tarihlerde bilindigi gibi hic bir güc(devlet) silah zoruyla emellerine ulasamamistir. Gelmis gecmis en büyük deha ve dunya tarihinin en muthis askeri dehası ki daha bir benzeri gelmedi bu aleme ‘ cengizhan ‘ bile mutlu sona ulasamamistir.
    ‘ Firavun ‘ II. Ramses, (d. M.Ö. 1302 – ö. M.Ö. 1212) . Eski Misir’da, 19. Hanedan firavunlarindan biridir. 16 yasindayken babasi I. Seti, Ramses’i veliahti olarak secmiştir. 90 ya da 92 yasinda öldügü tahmin edilmektedir. Tanri,nin gölgesi Firavunlar bile emellerine ulasamadan yok olmuslardir.
    Öte yandan savas icin koca ordusunu hazirlayan ‘ Nemrut ‘ bir sivrisinege yenildi. Nemrut hikayesini bilmeyen yok sanirim, ufacık bir sinek, uluhiyet davası güden Nemrut’un hayatina son vermege sebep olmustu.
    Günümüzde en güclü silah donanimina sahip Amerika bile girdigi her savas alaninda basarisizliga ugramis ve bunun cözümünü baska yollarla aramaya baslamistir. Öldürmeye adapte edilmis zihinler ne zaman ‘ silahla hic bir seyin basarilmadigini ‘ farkedecekler acaba?

    sevgili “elif nadire” ve kiymetli “Makaleci” duygu ve düsüncelerinizin parlakliginda isiyorum…
    sevgilerle hep.

Bir Cevap Yazın