“ne çok içimizde kötülük besliyormuşuz, yıllardır o kadar doluymuşuz ki, patlayacak yeri ve zamanı bekliyormuşuz. Varsa-yoksa Türk insanı şöyledir, yok böyledir. Hep kendimizi kötüler olmuşuz. Avrupalının yaşantısını örnek almamayı kendimize eziklik görmeyi artık marifet sanmaya başlamışız! Yazık, çok yazık…”

Neden her fırsatta Türk toplumunu aşağılayıcı sözlerde bulunuyoruz, neden ha? Kötü düşünmekle, ne zaman iyi bir şeyler yapılmış ki… Hani “güzel düşünen, güzel görür; güzel gören, güzel düşünürdü” bu sözü söyleyen bir Avrupalımı sizce? Avrupalı denen o insansı yaratıklar, hangi milletten öğrenmişler oturup-kalkmayı… Daha önemlileri de var ama edebi yazdığımdan, anlatmak istemiyorum.

Yapmayın… Türk halkını her fırsatta dilinize dolayıp, lekelemeyin. Yok, gençlerimiz laf dinlemiyormuş, yok hırsızlık olayları artmış, yok sokaklarda eskisi gibi dolaşılmıyormuş. Bunlar az bile! Siz hiç ülke çıkarı için oy verdiniz mi? Her biriniz çıkarcı olup, partilerin peşinden koşmadınız mı? Bu ülke bu hale gelene kadar nerelerdeydiniz?

İstanbul bu yıl Avrupa’nın kültür başkenti oldu. Bilinçlimi yapıldı yoksa Türkiye’nin rezilliğini dünya görsün diye mi, bilemiyorum. Ama biz bugünlerde ülkemizin kalbi olan İstanbul’a layık birey gibi yaşamalıyız. İçimizdekileri dışarı çıkartmalıyız artık! En güzel düşüncelerimizle sokaklarda özgürce dolaşabilmeliyiz. Soğuk kış günlerinde tenha yerlere sokak hayvanları için yiyecek bir şeyler bırakabilmeliyiz. Bir ekmeğe muhtaç çaresiz ailelere yardım edebilmeliyiz… Ama yapmıyoruz çünkü o kadar iyi yürekli insanlar değiliz!

Ne zenginimiz mütevazı davranıyor, ne de fakirimiz onurlu. Tabi bunun haricinde istisnalar yok mu, var hemde çok var. Açlıktan ölebilecek gazilerimizin olabileceği kadar çok hemde… Peki, neden biz her fırsatta tanımadığımız kişileri suçluyoruz? Eksik olan ne, neyi yanlış yapıyoruz ki… Çünkü yanlış yaşıyoruz. İyiye, güzele olan inancımız azalmış artık! Hayatı sorgulamıyoruz, kendi hayatımızı garanti altına almayı insanlık biliyoruz. Kaybettiğimizde suçu dünyaya atıyoruz, kazandığımızda kibirleniyoruz. Altı-üstü bir et birde kemikten ibaretiz. Zaman geçiyor, ölüme yaklaşıyoruz ve biz halen öleceğimize inanmayacak gibi, insanlığımızdan çalıyoruz!

Türk toplumunu bu hale getiren bizleriz. Birey olarak yaptığımız hataları, sorgulayacak insanlarımız azaldı. Haliyle insanların tepkileri de sabır taşına döndü. Tepkisiz insanın mezardaki insanlardan ne farkı olabilir ki? İşsizliği bu hale getirenlerden hesap mı soruyoruz. Kalbimize çöreklenen bu yılanlardan ne zaman kurtulacağız. Neden insan gibi ölmek varken, köle gibi yaşıyoruz. Farkında mısınız bilmem ama artık hayal bile kuramıyoruz; düşünme yeteneğimizi kaybetmek üzereyiz. Bunların tek sebebi, iyiye dair, her şeyin güzel olabileceğine dair olan umutlarımızın unutulmuş olması…

Ben Türk halkını sorgulayıcı, tepkisini gösterebilen, savaşlarda bile onuruyla savaşan bir halk olarak bilirdim. Babam bana “şerefli bir ülkede doğdun, çok şanslısın, Avrupalılar gibi mayası bozuk bir ülkede doğmadın” dediğinde kendimi Çakırcalı Mehmet efe gibi hissederdim. Dağa çıkıp vatan hainlerini öldüren, haksızlığa dur diyebilen dünyanın en cesur kalpli eşkıyası zannederdim. Ama o bile kanun dışı işlere bulaşarak ölüp gitmiştir. Ne tarihimize sahip çıkıyoruz ne de kendi ihtiraslarımıza… Varsa yoksa kötülemek, aşağılamak, kimliğimizi hiçe saymak…

Sahi biz neyi paylaşamıyoruz bu güzelim ülkemizde. Erdemli insan, hatalarını görüp, onları terk eden insan değil mi? Hayata mutlu gözlerle bakabilen, en çaresiz anında bile Allaha şükredebilen kul değil mi? Değil demi, bence de değil. Tam tersi, komşusunu kıskanan, halini hatırını sormayan, gözü hep yükseklerde, fakir-fukarayı görmeyen… İşte biz buyuz! Şimdi her şey tamamdır. Şimdi hep beraber kötü düşünen insanlar olduk. En azından dürüstçe söyleyebiliyoruz. Eskiden kötü yaşardık, şimdi Avrupalıdan da medeni yaşıyoruz! Çünkü satıyoruz insanlığımızı, onların bize yaptırmak istediklerini atalarımız yapmadılar diye; biz şimdi kendi ellerimizle onlar gibi olmak için yarışıyoruz.

Hepinize helal olsun! Kapılarınıza beş tane kilit vurmayı önlem saymaya devam edin. Bundan elli yıl önce dedelerimiz evlerinin kapısını açık-bırakıp giderlermiş. Ne hırsızlık ne de başka bir şey olurmuş. Şimdi nerde… O zamanlar insanlık varmış, hani şimdilerde insan gibi yaşamak için çırpındığınız Avrupa birliğine girmek için çabalıyorsunuz ya… Ne yazsam, ne söylesem değişenin sadece zamanın olduğunu biliyorum. Yarın yine binlerce ahlak dışı olayları izleyeceğiz. Sakın ha tepki falan göstermeyin! Ne olur ne olmaz siz insansınız onların ne olduğu belli değil!

Türkiye’nin her tarafında ki toprakları iki metre kazsanız, sudan önce şehit kemikleri çıkar. Bak bunu unutmayın! Sizin öyle bu ülkeyi ve bu ülkedeki insanları aşağılamak, kötülemek gibi bir düşünceniz olamaz. Bu topraklar sıradan bir yer hiç değildir! Kendinizi toparlayın, çocuklarınıza örnek bir ebeveyn olun! Komşularınıza, akrabalarınıza sahip çıkın! İşsiz insanların haklı davalarına tepkisiz kalmayın!

Ve şunu asla unutmayın, kim olursa olsun önce sevin, sevilmeyi çok önemsemeyin! Seven yürek zaten sevilir eninde sonunda, bunu unutmayın! Bu topraklarda yaşadığınız için, kendinizi özel hissedin bence. En güzel günlere inşallah

EMRE ONBEY

PAYLAS
Önceki İçerikÖlüme Giden Uğuruma (uğur mumcuya)
Sonraki İçerikYeni Türkiye’miş ..
Bir asi adam o. Kapıları olmayan dünyasının, karanlık girmez odalarında yaşayan. Gizemli, ruhani esaretin en yakın zindanında gezen, basit bir adam. Çocukluğunun oyun hikâyeleriyle yaşadığını sanan küçük bir polyannacı/ biraz pinokyo! Bedelini ödediği tek şey yazdıklarında saklı. Kendi kalemiyle,” ben asla ispatlama gereği duymam kendimi; olmayan bir şeyi, ispatlamak aptallıktır!” diye hayıflansa da, annesi onu” hüzünlü efe” diye anlatır. Yazarken içinde bulunduğu kimlikse, sadece muammadır! “neden yazdığımı bilmiyorum, ama şayet bir gün neden yazdığımı anlarsam, işte o gün bu işi bırakırım” diyebilecek kadar da cesurdur… Biz, onun hep yazmasından yanayız! En çok kendi hikâyemizi…

11 YORUMLAR

  1. Yazar arkadasimin ellerine ve yuregine saglik, her gencimizin okumasini istedigim fevkalade bir makale olmus. Ornek olarak ogrencilerime de bu yazidan bahsedecegim. Tekrar tesekkurler..

    • Valla yakinda zamanim olacak bende yazmaya baslayacam ins, cok ozledim valla, senin yasadigin bu keyfi birazda ben yasamak istiyorum artik. Yanliz 6-7 sayfa yazi oyle kolay kolay yazilmaz :D goz dagimi veriyorsun simdiden hehehe.

  2. Tüm kalbimle katılıyorum! harika yazıydı.Bizi aşşağalık kompleksine sokup yangından mal kaçırmaya çalışanlar utansın.Evet biz çok onurlu ve şerefli bir milletin evlatlarıyız.Hatasız kul olmaz lakin hatada ısrar edenler onursuzdur.Bize insan hak ve hürriyetlerini anlatanlar onu bizim atalarımızdan öğrenmiştir. Yakın tarihte bile kadını cadı diye kazığa oturtup yakanların,insanları diri diri ateşe atanların,farklı dil ve dinden diye insanların kanını akıtanların,torunlarına başvurarak insan hakları dilenciliyi yapmak gücüme gidiyor doğrusu.

  3. elif hocam güzel bir örnek sunmuş ne güzel. yani nsanın medeni olması için bir başka ülkelerin yozlaşmış, tutmamış kurallarını almasına gerek yok. tarih en büyük kanıt, incele ve yaşa…

    sevgili kardeşim 6 sayfa yazı hiçbirşey, hergün yazılırsa olağanüstü birşey ama 40 yılda bir yazılırsa çokta önemli değil )) gözdağı değil, herkesin yolu belli, ben sadece katkıda bulunuyorum, bir brey olarak, belkide bulunduğumu sanıyorum :)))

    • Benim dusuncemde bu tarz yetenekli arkadaslar icin guzel ve tanitim olanagi saglayacak bir etkinlik. Projelerim arasinda guclu planlar var, kisa sure sonra bunlari hayata gecirmek icin calismalar baslatacagiz, baslangic olarak buyuk bir yarisma dusunuyorum hala :) Boyle yetenekleri butun dunyanin bilmesini istiyorum, hatta isterimki sitemizde yazarlik yapan arkadaslarin birgun daha buyuk dergi yada gazetelerde yazarlik yapsin. ins bu dunyadan gocmeden bir kacinizi oralarda gorurum.

  4. umarım projelerin gerçek olur hocam. açıkçası ben yazarlığımı geliştirmek için daha fazla yamaya ve farklı yorumlamaya çalışıyorum. ama yetenekte bir yere kadar. yazdığım bir çok site var, insanlar da alıntı yapıp paylaşıyorlar. bazı yerel gaztelerdede yazıyoru lakin bana dönüşü olmuyor :)) birileri açıkça para vermemek adına kullanıyor benim gibi edebiyat sevenleri… ama yakındır bu seneden sonra zor bulurlar emre onbeyi, yazarım yine ama yayınlamam, daha önce yaptığım gibi :))

    umarım birgün beraber yazarız gazetenin birinde… insancıl yanımızla :))

Bir Cevap Yazın