Dünya, yaşadığımız evin dışındaki asıl evimiz… Bu kocaman evde yaşantımız doğumla başlıyor. Bizi sevgiyle kucaklıyor dünya…

Dünya yaşamında yer edinmeye başlıyoruz yavaş yavaş. Önce ufacık ve şirin  emeklerimizle ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Emeklerimizi zamanla gelişerek adımlara dönüşüyor. Kısa ve yavaş adımlarımız güçlenerek hızlı ve dengeli adımlarla devam ediyor.Bu değişimle beraber çevremizi tanımaya ve algılamaya çalışıyoruz. Önce evimizi tanıyoruz  , sonra mahallemizi. Bu süreç; sokak,mahalle,ilçe,il şeklinde büyüyor.Sonra hayatın içerisinde birey olarak     yer alıyoruz.

Hayatımızı kısaca göz önünde bulundurduğumuzda kendimizden öncekilerin yaşadığının benzerlerini yaşayıp duruyoruz.Çocukken yaşamında tam farkında olmadığımz için günlerimizi oyun şekillendiriyor. En masum, en güzel dönemimiz..

Gençken kendinizi bulmaya ve hayatı özgürce yaşamaya çalışıyorsunuz. Saçınız, kaşınız, giyiminiz, ayakkabılarınız, dinlediğiniz müzik, arkadaşlıklarınız, çılgınlıklarınız, saygısızlıklarınız,sevgiliniz veya sevgilileriniz hayatın merkezine oturmuş.

Yetişkinlik döneminde artık kariyer, evlilik,sosyal güvenceler, mal ve mülk derdine düşüyorsunuz. Güzel bir işiniz, zengin veya güzel bir eşiniz var. Herkesin imrenerek baktığı eviniz ve arabanız var. Veya bunları elde etmek için uğraşıyorsunuz. Kilo problemleriniz varsa kilo vermeye, yoksa kilo almaya çalışıyorsunuz. Saatlerce en iyi diyeti öğreniyorsunuz, uyguluyor, anlatıyorsanız.

Yaşamınızın her anını bilgece önerilerle düzenlersiniz.Sağlıklı yaşamanın sırlarını, uzun yaşamanın sırlarını, estetik mucizesini, tonlarca safsatayı biliyorsunuzdur. Magazin dünyası sizin için güzel bir malzeme olmuştur. Frikikler, dedikodular , ahlaksız teklifler hayatınızı renklendirmiştir. Spor yapmasanız da sportif giyinerek modayı takip ettiğinizi belli ettiniz ve spor bilginiz çok derindir.Ticaretle ilgili püf noktaları biliyorsunuz. Ekonomistlerin birçoğu sizin elinize su dökemez. Çok derin bir insan olmuşsunuzdur artık.

Yaşlılık döneminde , güzel bir hayat yaşamıssınızdır. Torunlarınız, gelinleriniz, damatlarınız sizinledir. Kahkahlarınızın, tebessümlerinizi kimse sınırlandıramıyor.

Aslında hayatı bomboş yaşamışsınızdır. Yaşadığınız her an kullandığınız kağıtlar, içtiğiniz sigaralar, her türlü faturalarınız, kitaplarınız , defterleriniz, yıpratığınız tahta araç ve gereçlerle birçok ağacın sonunu hazırladınız. Ve siz bu koca ömürde tek bir ağaç dikmeden yaşamı sonlandırdınız.

Çözüm olarak devletin ve bilinçli vatandaşların üzerine büyük sorumluluk düşüyor. Yeni doğan çocuk için, askerden dönen için, evlenenler için ağaç dikme şartı getirilmelidir. Her televizyon günde ağaçla ilgili bir reklam ve bir program yapmalıdır. Her yıl 15 milyon öğrencimiz olduğunu söyleyip başka ülkelerin nüfuslarına eşit olmasıyla övüneceğimizle bu öğrencilere her sene bir fidan diktirilmelidir. Önlemler çoğaltılabilir, sizi sıkmak istemiyorum.

Şair’in dediği gibi:

“BÜYÜK RANDEVU..BİLSEM..NEREDE SAAT KAÇTA

TABUTUMUN TAHTASI BİLSEM HANGİ AĞAÇTA”

sözünü hatırlatır şekilde son anınızda da tahtadan bir tabutla son yolculuğumuzu tamamlıyoruz.

Tamamlıyoruz da … Bir ağaç bile dikmeden ! Yazık yaşadığınız günlere, yazık bu yazıyı okuduktan sonra yaşayacağınız günlere..

9 YORUMLAR

  1. Yazı ve noktalama kontrollerim tamamdır. İki yana yaslamadı, satır başı da yaptım yayınlama kısmında değişiklik olmadı. Ben de sadece başlığı düzelttim. Bilginize, teşekkürler.

Bir Cevap Yazın