"İÇİMİZDEKİ TERÖR"

          Hepimizin, birçoğumuz gibi, hatta tüm dünyanın esefle kınadığı terör, yalnızca; kendi kişiliklerini kaybetmiş, kendi benliklerini gereksiz vede anlamsız amaçlarına hedef etmiş, sevgi yoksunu bu zavallı insanların kendi benzerleri olan mahluklarla örgütlenmek adına, ancak ve ancak tek başlarına bir şeyi başaramamanın korkaklığından sebeple, toplanarak yapmış olmaya çalıştıkları can ve mal kıyımı değildir !

          Kelime anlamı çok yönlü olan terör, geçmişte uzun seneler önce başlayıp  , günümüzde hala süregelip ve maalesef  gözyaşlarımızın akmasını durduramadığımız  bu boş ve acizkar beyinlerin, anlamsız anlam bütünlüğü içinde, öncelikle yalnızca kendilerini yok edebilmeyi başarabilmiş bu bedbaht sefillerin, kalleşçe kurulmuş terör eylemlerini engelleyebilmemiz mümkün de olmayabilir …

         Sevgi yoksunu, mutluluğun adını bile bilmeyip, öncelikle kendi özüne, kendi ailesine ve ne yazık ki , etraflarında kendi hayat mücadelesi içerisinde filizlenip dal budak salan özü-soyu gür olan biz insanların, bu gereksiz amaçları doğrultusunda gönül gözü kör olmuş, katranla yıkanmış bu kalp sahiplerinin kurbanları olmaktan kendimizi alıkoyamayabiliriz de !

          Fakat bir düşünün !

         Evvela kendi benmerkezciliklerimizi, varolmak adına yok etmeye çalıştıklarımızı, menfi çıkarlarımız uğruna üstüne bastığımız bedenlerde çıkan o kamburun, bir gün yüreğimizin ortasında kurularak kendi özümüzü, soyumuzu vede en verimli topraklarda özenle büyütüp sonsuzluğa kattığımız geleceğimizi yok edebileceğini düşünün !

         Lütfen elimizi vicdanımıza koyarak, merhamet duygularımızı en masum sevgi iksirleri ile karıştırarak ve salt saflıkları o hiç bitmez rüzgar esintilerine katarak bir düşünün …

         Hatta mantığınızı zorlayarak bir düşünün !

         Ve düşünün ki ;

         En büyük terör’ ü değil durdurmak, onu yok edebilme şansı sadece bizim, herbirimizin elinde …

         Ayşe ‘ nin, Fatma ‘ nın, Mehmet ‘ in, Ahmet ‘ in vede tüm dünyada yaşamlarını sürdürmekte olan her bir bireyin …

         Nasılmı !?

        İçimizde büyüyen terör filizini kopartalım öncelikle;

       Gülümseyerek !

       Kendimizi sevmeyi öğrenelim bir an önce vede ne kadar değerli olduğumuzu ! Hemen ardından ise, ne istediğimizi !

        Vede öğretelim tüm çevremize … Gerekirse yine kendimize .

       Saygıyla davranalım çevremizdeki insanlara. Özümüzdeki değerlerle sahip çıkalım dünyamıza, yaşamımıza, varlığımıza, aldığımız nefeslere ve nefes verelim kırılgan dallarını barındıran koca Çınar ‘ ların rüzgarlarda savurduğu tohumlara…

       Yardım edelim !

       Sadece elimizden geldiğince , yok olmadan ! Varederek …

       Uzaklara yetişemeyebiliriz !

      Fakat komşumuza !  Arkadaşımıza ! Ailemize ! Sevdiklerimize …

      Pekala yapabileceğimiz pek çok güzelliğin ve başarının varlığını doğuralım içimizde !..

      Öncelikle ailemizde kuralım düzenimizi. Sevgiyle, saygıyla ve bizi engin denizlerde sonsuz gezintilere çıkmamızı sağlayacak hoşgörüyü unutmadan ;

      Gülümseyerek hep tebessümle…

      Dürüstlüğümüzü hissettirelim gözlerimizle !

      Çıkarlarımızı ayaklarımızın altındaki çamur birikintilerinin içinden, hiç çıkmayacak şekilde gömerek en derinlere, denizlerden ve gökyüzünden bulandığımız mavilikleri çırpalım ellerimizle, çevremize …

      İyi günlerde aldığımız tadları hatırlayarak, kötü günlerde de var olalım gerektiğince.

      Kararınca desteğimizi sunalım, karşılıksız.

      Hep hatırlayarak gelecek nesillerimizin aynası olduğumuzu,

      Ve hiç unutmadan geçmişimizin asıllarını,

      Hep düşünerekten atacağımız adımların gerisinde, birer filizlerin boy verip Koca Çınar ‘ lara dönüşeceğini,

      Sevgiyle açaraktan kollarımızı Güneş ‘ e koşarcasına durmadan adımlarımızı ,

      Yürüyelim… yürüyelim

      Hep elele !   Hep elele …

      Ve sonra ,

     Bırakalım Terör kendini yok etsin !!!

  Saygılarımla,

                                                                                                                        arzu koç.

12 YORUMLAR

  1. yazın güzel fakat ben yazının akışına ve okuyucuya aktarılan bilgiye önem veriyorum kelimeleri özenle seçmen notumu yükselticek fakat seçtiğin kelimeler insanı bayabi düşündürüyor ve akıcılığı bozuyor bunun için notum 100 üzerinden 62

  2. Yazı için teşekkürler.

    Giriş paragrafındaki bir cümle gereğinden fazla uzatıldığı ve basit olması gerekirken bir anda derinlere inildiği için yazı henüz girişte kötü bir görüntü sergiliyor.

    Cümleler çok uzatıldığı için anlam kaymaları olmuş. Örneğin ikinci cümlenin başına ve sonuna bakalım. Ne kadar birbirinden bağımsız olduğunu görebilirsiniz.

    Kelime anlamı çok yönlü olan terör, ……….. kalleşçe kurulmuş terör eylemlerini engelleyebilmemiz mümkün de olmayabilir …

    Konu terörün olabildiğine şiddetinden bahsederken bir andan gülümsemeye geçmiş. Anlatılmak istenen insan sevgisiyse terörden ziyade daha yumuşak bir başlangıç yapılabilirdi.

    İmlâ konusunda öyle çok ciddi hatalar gözüme çarpmadı. Son bölümlerdeki virgüllerden sonra paragraf başı yapıp büyük harfle başlayan cümleleri saymıyorum elbette.

    Kelimeler her ne kadar biraz zorlama gibi dursa da güzel seçilmişler. Tabiî keşke bu kadar çok farklı kelime kullanılmasaydı.

    Tekrar teşekkürler yazı için.

  3. “Hepimizin, birçoğumuz gibi…” Hepimiz kınamışız ama aynı zamanda birçoğumuz da kınamışız, o da yetmemiş “hatta” tüm dünya olarak kınamışız. Bak sen… Burada cümlenin yanlışlığı, mantık hatası apaçık ortada. Birçok, hepsinden daha küçük bir niceliği ifade eder. Hepsi; adı üstünde hepsini kapsarken, birçok; belirsiz ama “çok olan” bir niceliği kapsayan bir kelime. Yazarın bu cümleyle ne anlatmaya çalıştığını anlamak gerçekten güç. Acaba “bu yazıyı okuyan herkesin, toplumun büyük bir kısmı gibi kavradığı…” gibi bir şey mi demek istemiş? Ne bileyim ben ne demek istediğini, müneccim miyim? Yazmak, düşüncelerimizi doğru aktarmanın bir yoludur. Yazar henüz bu yolu öğrenememiş gözüküyor.

    “kişiliklerini kaybetmiş, kendi benliklerini gereksiz vede anlamsız amaçlarına hedef etmiş, sevgi yoksunu bu zavallı insanların kendi benzerleri olan mahluklarla örgütlenmek adına, ancak ve ancak tek başlarına bir şeyi başaramamanın korkaklığından sebeple, toplanarak yapmış olmaya çalıştıkları can ve mal kıyımı değildir !”

    Yazar terörün tanımını yapmak istemiş, elbette kendi penceresinden yapabilir. Ama yazarın penceresi darsa, o tanımda hata olur. Burada yazarın bir anlatım hatası yok, yalnız ben anlattığı şeye bir açıklama getirerek yazarın inandırıcılığını düşürecek ve böylelikle kendisini tanımlar yaparken daha doğru düşünmeye davet edeceğim.
    Öncelikle terör ne demek, terorist kim sorularına kitabî yanıtları verdikten sonra bu yazar bu ülkeden toplanan yardımlarla “Kosovalı, Çeçenyalı, Filistinli” ve başka ülkelerdeki teroristlere yardım gittiğini biliyor mu? Bu adamlar kimilerine göre teroristken, gereksiz ve de anlamsız amaçlara sahipken, kimilerine göre vatanlarını savunan savaşçılardır. Yani siz herkesi bizim ülkemizdeki teroristlerle aynı kefeye koymaya kalkarsanız kendi ülkenizi “pişti” yaparsınız. Demek istiyorum ki; terör gibi kapsamlı bir kelimeyi tanımlamak istiyorsanız, yalnızca kendi ülkenizdeki teroristleri düşünmeyeceksiniz. Gereken yerde gerekli ayrımları yapacaksınız. Yoksa ilk önce söylenen “hepimizin kınadığı terörü” hepimizin kınamadığını söylemek, kendinizi yalanlamak zorunda kalırsınız.

    Ayrıca teroristlerin sevgi yoksunu olduğunu nereden biliyor yazar? Bu televizyon ağzıdır, gazete ağzıdır, içi boş kocaman bir laftır. Sevgi nedir, sevgi yoksunu insan kimdir, nasıl olur? Terorist de olsa insanlar severler. İnsan katledebilmek sevgi yoksunu olmak anlamına gelmez. Büyük laf etme düşkünlüğünü bıraksın genç yazarlar, böyle yaptıkça içi boş gazete ve televizyonlara benziyorlar.

    Teröristler de tek başına bir şey başaramazmış, çünkü çok korkaklarmış… Bir başka büyük laf daha duyduk. Teröristin de korkağı olur, cesuru olur.

    “Kelime anlamı çok yönlü olan terör, geçmişte uzun seneler önce başlayıp , günümüzde hala süregelip ve maalesef gözyaşlarımızın akmasını durduramadığımız bu boş ve acizkar beyinlerin, anlamsız anlam bütünlüğü içinde, öncelikle yalnızca kendilerini yok edebilmeyi başarabilmiş bu bedbaht sefillerin, kalleşçe kurulmuş terör eylemlerini engelleyebilmemiz mümkün de olmayabilir …”
    Bu paragrafın neresinden başlayacağımı bilemiyorum… “Kelime anlamı çok yönlü” olmaz. Bir kelimenin birçok anlamı olabilir, bir kelime pek çok farklı anlamda kullanılabilir. Bu cümle şöyle başlasa doğru olurdu “Kelime olarak çok yönlü bir anlam taşıyan terör kelimesi…”
    “geçmişte uzun seneler önce başlayıp…” olmaz, uzun yıllar önce başlayan şey zaten geçmiştedir.
    “günümüzde hala süregelip…” olmaz, “günümüze kadar süregelip..” olur.
    “maalesef gözyaşlarımızın akmasını durduramadığımız bu boş ve acizkar beyinlerin…” saçma sapan bir cümle. Kimin gözyaşları? Acizkar beyinlerin. Kimin gözyaşları? “gözyaşlarımızın” kelimesine bakarsak “bizim”. Yani boş ve acizkar olan biz de olabiliriz, belli değil. Yazar teroristlere boş ve acizkar beyinliler demek istiyor ama bunu da adam gibi söylemek varken cümleleri birbirine beceriksizce katıp, bizi acizkar beyin yapıveriyor.
    “anlamsız anlam bütünlüğü” ne demektir yazar bunu bana yazsın lütfen.
    “öncelikle yalnızca kendilerini yok edebilmeyi başarabilmiş bu bedbaht sefillerin…” öncelikle ve yalnızca kendilerini yok edebilmeyi başarabilmişler…
    Gerisine girmiyorum, saçma sapan bir paragraf işte.

    Bu paragraftan sonra yazıyı okumaktan vazgeçmişken yazarın emeğine son bir saygı gösterip devam ediyorum:
    Üçüncü paragraf ve sonrasında gelen cümleler de oldukça hatalı. Başlık da yazıya pek uygun değil.

    Yazının devamını okuduğumuzda “gülümsersek, sevgiyle çevremize yardım edersek, kendiyle barışık iyi bir insan olup çevremize iyi davranırsak ve başka bazı şeyleri de yaparsak kendi içimizdeki terörü yok edebileceğimiz, daha sonra çevremizdeki insanları da kendimize benzetebileceğimiz anlatılmak istenmiş. Böyle olunca da terör merör kalmayacakmış. Yazının özü bu. Cümleler beceriksizce, cümleler koca koca…

    Notum 100 üzerinden 10

  4. arzu hocamizin 2. yada 3. makale deneyisi, gercekte siir yaziyor devamli ayrica kitabida vardir. eminim bu yorumlardan sonra makale yazarken daha kaliteli eserler orataya cakarcaktir. ayni siirleri gibi guzel yazilar..

  5. Ben yine yarışma kurallarında notları maille yollayın demelerine rağmen notumu açık açık buradan yazacağım. O kural zaten jüri üyelerini korumak için. Ben de kimseden korkmuyorum. Neyse makalene gelecek olursak, oldukça fazla imla hatası var.

    vede

    kelimesinde “de”nin ayrı yazılması gerekirdi. Bu Türkçe için çok vahim ve affedilemez bir hata. Çoğu cümlen gerektiğinden fazla uzun olmuş. Ayrıca mantık hataları o kadar fazla ki birçok paragrafta ne demek istediğini bile anlayamadım.

    Nasılmı !?

    Buradaki soru edatının bitişik yazılması affedilemez gerçekten, bence kimsenin Türlçeyi bu kadar kötü kullanmaya hakkı yok…
    100 üzerinden 25

  6. mantık hatası,
    Bak sen,
    Yazar henüz bu yolu öğrenememiş gözüküyor.
    yazarın penceresi darsa ,
    yazarın inandırıcılığını düşürecek ve böylelikle kendisini tanımlar yaparken daha doğru düşünmeye davet edeceğim.
    “pişti”
    Butelevizyon ağzıdır, gazete ağzıdır, içi boş kocaman bir laftır.
    Terorist de olsa insanlar severler. İnsan katledebilmek sevgi yoksunu olmak anlamına gelmez. Büyük laf etme düşkünlüğünü bıraksın genç yazarlar, böyle yaptıkça içi boş gazete ve televizyonlara benziyorlar.
    adam gibi söylemek varken
    “anlamsız anlam bütünlüğü” ne demektir yazar bunu bana yazsın

    yorumlarınızı dikkatle okuduğuma emin olabilirsiniz sayın İLŞAD ÖZKAN
    yalnız düşünüyorumda siz neyin yorumunu yapıyorsunuz
    şahsımın mı? yazımınmı ?
    bizler sizin kadar becerikli olmayabiliriz
    anlatmak istediğimiz durumları sizin kadar maharetlede anlatamayabiliriz
    fakat bize örnek olun ,
    yazımızdan çok bize karşı davranışınızı , “daha doğrusu kendi adıma konuşayım ” yadırgadım
    burada sadece makale yarışması yapılıyor kişilik değil . buna dikkatinizi çekerim
    adam gibi söylemeyi siz becerebiliyorsanız yolunuz açık olsun derim fakat ben her zaman adam gibi söyleyeceğimden sakınmadım
    adam gibi söyle kelimesini siz jüri üyesine yakıştıramadım
    diğer kullandığınız kelimelerinizle nasıl bir saldırıda bulunduğunuzun umarım farkına varabilirsiniz
    tekrar ediyorum burada sadece makale nin yorumu yapılmalıdır
    gerisi kimsenin haddi değildir!

    *
    Buradaki soru edatının bitişik yazılması affedilemez gerçekten, bence
    kimsenin Türlçeyi bu kadar kötü kullanmaya hakkı yok…

    siz sayın ilyasbat
    umarım en kısa zamanda bizlere doğru türkçe yi kullanarak bize güzel örnekler sunarsınız
    bizlerde sizin tecrübelerinizden faydalanma fırsatı bulabiliriz

    şimdi neden bunu yazdığımı düşünürseniz sadece şunu söylemek istiyorum
    ben ve eminim diğer arkadaşlarda hiçbirimiz sizler kadar tecrübeli “sanırım yazarsınız” olamayabiliriz
    fakat yazımız kötü yada değersiz bile olsa , ki benim için çok değerlidir
    bizlere doğruyu böyle gösterebileceğinizi sanıyorsanız yanıldığınızı söylemek istedim

    sayın kuaza bu yoruma cevaptan ötürü yalnız sizden özürdilerim

  7. oylama ve yorumlar konusunda juri uyelerine karismam asla ancak arzu hocamin sanirim haklilik payi var, ilk yorumumdada belirttim bu makale hocamin 2. veya 3. makalesidir, hayati boyunca bu tecrubeyi yasamamis.. bu konuda onerilerinizi ve duzeltilmesi gereken yerleri vurgularsak eminim yazar arkadasimizda bu konuda bilgi sahibi olacaktir. konunun olumsuz yonde uzatilmamasi gerektigini vurgulamak istiyorum. bu konuda yazar arkadaslarin hatalarini onlara ogretici bir sozle soylemek o yazar arkadas icin bulunmaz nimet olacaktir..

  8. delihayalim,
    Ben sizi tanımıyorum, sizinle bir alışverişim de yok, daha önce de sizinle hiç karşılaşmadım. Bu diğer yazarlar için de geçerli. Yani sizin kişiliğinize saldırmak için hiçbir nedenim yok. Kimsenin kişiliğini de eleştirmek niyetinde değilim zaten. Ben yazı eleştiririm, hepsi bu. Yazının bir yerinde düşüncesizlik gördüysem bunu gösterir ve yazara “düşüncesizlik etmiş” derim. Yazar bunu bir kişilik saldırısı olarak algılıyorsa benim yapabileceğim bir şey yok. Ben sanatta asla, kişileri kırmamak adına, düşüncelerimi başka kelimelerin ya da sessizliğin ardına saklamam.

    Ben sizin yazınızdan hareketle değerlendirmeler yaparım. Bu değerlendirmeler, değerlendirdiğim yazınız için geçerlidir. Yazınızda kısa görüşlülük görmüşsem “yazarın penceresi dar” diyebilirim, yazınızda düşüncelerinizi doğru aktaramadığınızı görüyorsam da “yazar bu yolu öğrenememiş gözüküyor” derim. Eleştirilerimin sert göründüğünü kabul ediyorum, bana göre değil ama, birçoklarına göre öyleyse bunu anlarım.

    Yazınızdaki hataları bir kenara bırakırsak, yazınız ne benim duygularıma seslenebiliyor, ne de mantığıma. Ancak unutmayın ki ben tek ve kesin değerlendirici değilim. Bir başka juri yazınızı benim bulduğumdan çok daha güzel ve başarılı bulabilir. Siz söylediklerime bakın, doğruluk payı varsa, kendinizi geliştirmeye bakın. Şiirlerinize biraz baktım dün, güzel yönler gördüm şiirlerinizde. Ancak düz yazı yazmak başka bir iştir. Ben bazı güzelim şairlerin çok kötü düz yazılarını bilirim. Tabi uğraştıkça, yanlışları gösterildikçe, o şairler daha iyi düz yazı yazmaya başlamışlardır.

    Ben puan verdiğim hernangi bir yazıya hangi nedenle kaç puan puan verdiğimi özel bir neden olmadıkça yazmak zorunda değilim. Buna rağmen bütün yazılara elimden geldiğince değerlendirme yazmaya çalışıyorum ki yazarlar bazı yanlışlarını görebilsinler.

    Daha önce de söylediğim gibi, ben de bir insanım ve hata yapabilirim, bu hatalar, benim değerlendirmelerime de yansıyabilir. Ne ben ne de bir başkası hata yapmaktan uzak değil, hata yapabiliriz. Bunun için yazınızı savunun, sahiplenin, ancak bence bu şekilde sahiplenmek yanlıştır.

    Daha güzel yazılarınızı görmek isterim, yarışmada başarılar.
    İlşad

  9. Arzu hocam siir konusunda elinize su dokemez cogu saair ancak makale yazim denemelerinizde yanlislarinizi gorebilirseniz cok mutlu olacagiz.. ben sizin siirlerinize diyecek bir sey bulamiyorum, ins makale konusunda da bu basarilari yakalarsiniz :) aramiza katilirsiniz:)

  10. Türkiye izinim henüz bitti. Su an yine gurbetimdeyim(almanya)ilk ziyaret ettigim portal http://www.makaleci.com oldu! bir cok makale vb..okudum lakin; yarisma icin makalelerin http://www.makaleci.com un kültür-hizmet acisindan ya da dönüm trendi acisindan daha önemli oldugunu düsünerek ve de bir okursever olarak “yarisma makalelerlerine” önem verdim. Su an yazmaya odaklanmis Arzu Koc hanimin bu duyarli makalesini okudum. Ilk izlenimim elestiriye meyilli bir yazi oldugu. bir cok makalelerde “evhamlilik” görülebiliyor, bu da elestirilim korkusu yaratmis olacak ki yazarlarda, yazilarina yansimis benim genel izlenimim olumludur gerek Arzu Koc makaleleri hakkinda gerekse diger yarismaci yazarlar hakkinda. eger jüri olsaydim(ki olmak istemedim) yorumlarim daha acimasiz olabilirdi bütün yazilar hakkinda! Ama yine de bütün yazilarin yazarlari iyi yazabilmek icin gayret gösterdiklerine yazilarindan belli oluyor.
    Arzu Koc makalesi duyarliligi ile bendeniz nacizane okursever Yakup Icik,ten tam puan almistir…

    basarilar dilerim…

    sevgimle daima

  11. Shair hocam verdiginiz onur icin tesekkurler. ben Arzu koc hocami bildigim ve yazilarinda ne anlatmak istedigini benimsedigim icin bu yazi bana kotu gorunmedi, tabiki bazi cumleler uzun olabilir ancak bu turkce kullanim konusunda yanlis anlamina gelir, kesinlike bu yazida anlatilmak istenini ben cok iyi sekilde anladim.. benimde notum bu konuda olmustur.. bu konuda sair arkadaslarada bir sans vermek icin siir yarismasida duzenlemek niyetindeyim, eminim bazi bosluklari bu vesile ile kapatmis olacagiz..

Bir Cevap Yazın