Aylardır beklenen idari ve mali genel kurul geldi çattı. 19 Şubat’ta çoğunluk sağlanamayacağı için 26 Şubat 2012’de, ne tesadüftür ki derbi maçı günü bir devrin hesabı sorulacak.
İbra etmek, TDK’da karşılık olarak tek bir kelimeyle tanımlanmış‚ o kelime ise ’Aklamak’.
Beşiktaş Genel Kurulu yıl boyunca (aslında 7 senedir) yapılan onca hatayı aklama kurumu mudur, yoksa yeter artık buraya kadar deyip, iflasa koşar adım gidişe onay vermeyerek üzerine düşeni yapabilecek midir hep beraber yaşayarak göreceğiz.
Başlıktan ve başından beri belli ettiğimiz gibi, biz, hiçbir derneğe, yöneticiye, muhalife, ona, buna herhangi bir göbek bağı olmayan, kendi kazancıyla kulübe üye olmuş, kendi çıkarım değil Önce Beşiktaş diyenler olarak sonuna kadar İbra Etmiyoruz, yapılan fahiş hataları onaylamıyoruz, hiçbir zaman da onaylamadık, kimseyi aklamak gibi bir düşüncemiz yok.
Bugüne kadar ibra etmemek ihanettir denile denile kulüp iflasın eşiğine geldi ve savurganca saçılan yüz milyonlarca dolar birilerinin yanına hem kâr kaldı hem de fatura borç ve tehdit olarak Beşiktaş’a çıkarıldı. Sadece birkaç örnek vererek artık ibra etmek mi yoksa etmemek mi ihanet olarak adlandırılabilir, yorum Beşiktaş taraftarının ve halen bağımsızların çoğunluk olduğuna inanmak istediğimiz kongre üyelerinindir.
– Kulübün toplam borcu 453 milyon lira. Bunun 153 milyon lirası uzun, 298 milyon lirası kısa vadeli. Bankalara borç 150 milyon lira.
– Bankalara 124 milyon dolar ve 3 milyon 185 bin euro yani 236 milyon 536 bin liralık temlik verilmiş.
– Bankalara neler temlik edilmiş?
63.4 milyon lira yayın geliri, 10.2 milyon lira sponsorluk, 17.4 milyon lira maç hasılatı, 4.7 milyon lira müşteri kambiyo senetleri, 7.8 milyon liralık teminat mektubu, 1.7 milyon liralık teminat senedi. Fulya’daki rezidanslardan gelen 131 milyon 183 bin lira kira geliri. Senelik toplam geliri 100 milyon doları bulmayan bir kulüpte geriye ne kaldı? Bu kadar harcamaya karşın ortada ne yapılan bir tesis ne de bir başarı var mı?
– Sıradaki ipotek ettirilecekler genç futbolcularımız. Her şeyin gizli kapaklı yürüdüğü bu kulüpte belki çoktan ettirildi bile. Necip-Veli-Cenk-Muhammet-Atınç şimdiden yarı hakları devredilerek paraya çevrilme derdinde. UEFA buna taş koyacak gibi, peki ya koymazsa? Hangi ‘Dünya Kulübü’ bu peşkeşi yapıyor?
– Del Bosque’den ders alınmadığı için Aktif Reklam’a 10 milyon dolar, Ferrari’ye 7.5 milyon Euro tazminat kapıda. Kimin hatası, kim ödeyecek?
– Kulübün önü alacaklılarla dolu, eski sporcular, lisansiyerler, forma sponsoru, tesislerin karşısındaki bakkal, manav, kulübün gerçek emektar personeli, mevcut sporcular, herkes parasının peşinde. Onlarca dava açılmış durumda.
– Bir yandan uçuk ramaklara imza attırılan futbolcular, yetkili/yetkisiz menajerlere giden milyonlar.
– Ne iş yaptığı belli olmayan atıl personel, makam aracı saltanatı, abartılı yakıt giderleri. Temsil yemekleri, hediyeler, ödenmeyip cebe indirilen su faturaları. Karşılığında yüzlerce bedava üyelik alımı. Açık açık kongrenin iradesine ipotek koyma girişimi!
– Voleybolda, basketbolda küme düşen/düşmek üzere olan Beşiktaş arması, amatör şubeleri kapatma girişimleri.
– Akaretler’i elden çıkarma çabaları. Fulya’da rayicinin 3’te 1’ine uzun süreli kiralanan yerler. Ek katlara ses çıkarılmaması.
– Fulya’daki yılların sahasının bakımsızlıktan futboldan men edilmesi! Ayazağa Yusuf Tunaoğlu tesislerinin Galatasaray’a kaptırılması.
– Halen daha Zapotocny, Sivok transferlerinin mahkemeye dahi izah edilememesi. Tabata’dan, Delgado’dan, ve yıllar içinde gelip giden 90’a yakın futbolcudan 100 milyon dolardan fazla zarar edilmesi.
– Alves ve Almeida fon transferi rezaletleri. Bu parasızlıkta A2’ye alınan 150.000 dolarlık futbolcunun yarısına 3 milyon dolar verilmesi! Geçen sene 2 milyon Euro vermemek için bu sene Almeida’ya 4.5 milyon Euro harcanması.
– Kombine gelirlerine karşılık kredi çekilen bankaların fiyatları belirlemesi ve indirime gidilmemesi sonucu yarı yarıya yakın gelir kaybı ve takımın boş stada oynatılması. Bilinçli taraftarın yok edilmesi sonucu sürekli saha kapatma cezasına maruz kalınması.
– Vergi cezası ödemek için daha çok hissenin elden çıkarılması, gelen hacizleri kaldırmak için altyapıdan yetişen oyuncuların haraç mezat satılması.
– 5-6 kişiyle Pazarlamadan milyonlarca dolarlık ciro beklenmesi ve ne taraftarın ne Kartal Yuvalarının beklentilerinin karşılanamaması, forma bile tedarik edilip satamayacak duruma gelinmesi!
– Yıllardır bir stat maketiyle hem üyeleri hem taraftarın oyalanması.
– Şike soruşturması kapsamında kendi asbaşkanını yalanlama, Fenerbahçe’mizin marka değeri diye diye Beşiktaş’ın masumiyetine ve itibarına gölge düşürülmesi, bu uğurda kulübün tek çıkış yolu olan Avrupa kupalarına katılmamanın dahi gündeme getirilmesi!
Daha saymaya gerek var mı? Bizce yok. İbra olmazsa şöyle olur, böyle olur diyenler, bu tablodan kötü ne olabileceğini izah etmek zorundadır.

Buraya Kadarmış. Yeter!

İBRA ETMİYORUZ…

 


Bir Cevap Yazın