Steve vai’yi cok müziksever tanir, konserine gelen her dört erkekten üc’ünün gitar caldigini söylemesi ile anlatmak istegi durumdur.
steve vai’nin iki tele vuran adamin gitar caliyorum demesine ayar vermesi gibi, iki kafiyeli cümle bulanin kendine sair demesine ayar vermek isteyen yazarin saptamasidir…

her türk insani hayatinin her evresinde asik olur, karsi taraf bilmedigi sürece kendi kendini yer, sonra acilir karsilik bulamazsa küser icine döner, karsilik bulabilirse ne mutlu, ama bu da uzun sürmez kavgalar baslar, beni benim seni sevdigim kadar sevmiyosun laflari baslar, didismeler baslar bitmez, arada sakin bi dönem gecer bunun akibeti feci bir ayrilik olacaktir, ayrilik sonrası elin telefona gitmesi vardir evin icinde sacma sapan dolanip bes saniyede bir koltuk degistirmek vardir, bir zaman sonra hafifler aci, yolda yürürken yeni sevgilisiyle görürsün eski aski yine depresir tüm duygularinda, gönül baskasina kaymistir bile…

iste bu her evrelerin (illaki unuttugun haller vardir) her birinde siir yazmaya meyillidir türk insani

bir de bu evreleri kendi yasadigi yetmezmis gibi cevresindekilere de yasatir…

sairlere inanmiyorum ama bir sekilde matematik sorunu var!

özeleştiriden yoksunluğumuzun kanıtıdır.

Bilgi ve Sevgiye Ulaşamayan Herkes Engellidir.

Şiir insanı değiştirir. O değişime hazır değilsek, çarpar, uçuruma yuvarlar. O değişime hazırsak, şiir gelir bulur bizi.
Şiir toplumuyuz ama şiir okumayız. Çünkü herkes şiir yazıyor. Yazan okur mu, niye okusun, adam yazıyor.(!)

Şiiri, tam anlamıyla algılayabilmiş ya da algılayamamış olsun, her insanın içinde bir şairlik yatar. Ama herkes şair olamaz. Şiir hevesiyle şiirin kuram ve kurallarını yakaladım sanarak yazanların çoğu şair değildir. Çünkü şiir salt kuram ve kural değildir. Hatta kuram ve kural, şiire öksedir, çoğu zaman. Şairliğin kumaşı ayrıdır: Onu dokuyacak duyuş, özümseyiş ipliğiniz olacak, dil kirkitiniz, düşünüş tezgâhınız olacak.

Size, hep tatlı gülücükler sunan, hep ön uzağınızda, eteğinin altından, budunu, kösnülce göstere göstere sektiren, imkânsız sevgilidir şiir: Ömür boyu, saniyelik aksatma yapmadan ardında olacaksınız. Yakalanmazlığını bile bile, onun zor ve çileli yolculuğundan yılmayacaksınız. Şiir kişiliğini kuşanmak, şiir adamı olmak kolay değil; zorun zorudur. Şiir kişisi olmak, sıradan kişiliğin, hatta yazını anlayan, öteki yazın türlerinde beceri gösteren kişiliğin, çok üstünde bir uğraştır. Yerleşmiş anlayışlara göre söylersek, olanla yetinmeyen, muhalif bakışlı ve düşçü adamın işidir, şiir kişiliği. Düşlerimize kanat takan, içimize yumaklanmış özgürlük susamışlığına bir tas suyu sunan, -halkın ‘yiğidin iyisi delibozuk olur’ dediği anlamda- delibozuk dediklerimden çıkar şair: Geleneğin katılığını parçalar, aklın yerleşmiş çizgisini aşar; kendilerini, akla ve geleneğin tutucu yanına tutsak etmeden, yeni akla yolak açarlar…

Her insanın yapıp ettiği; yazılsın yazılmasın sözdür: Sözüne bakar, insanını hem de ta derinliklerinden- tanırsınız. Bir şairin kişiliğini; şiirlerinden, şiir yolundaki uğraşından, tutumundan, şiir serüveninin nirengilerinden çıkarabilirsiniz.

İlk başta şiirin anasıdır şair

Bazı ünlenmiş yazar ve şairler internetteki edebiyata “ikinci sınıf edebiyat” işlemi yapıyor ve burun kıvırıyor. Değerlendirmelerde ciddiye almıyor.Anlamsız yaklaşımlar ve eleştiriler bunlar.
Birileri de, şiir, öykü, roman piyasasına giriş çıkışları denetlemek istiyor sanki.
– Ne o öyle destursuz internette yazı, şiir yayımlamak filan; düzeyi düşürüyorsunuz!
– Demokrasi var! Sen de yayımla, pulların dökülmez!..
Bir unvan çıkarıldı şimdilerde ‘internet şairi’ diye örneğin.
İnternet şairi olmakla nitelendirilmemek için sitelere şiir göndermeyenler var artık.
Eskiden olduğu kadar göndermeyenler…
Sanki şiiri dergilerde yayımlanırsa “Mallarmé” kabul edecekler.
Sen yaz; doğru bildiğin yolda yürü, kim ne derse desin.
Ortalama bin kişi şiir yazıyor bu ülkede.
Piyasadaki şair, yazarlara kalsa kimseye yazı, şiir yazdırmaz onlar. Hep kendileri yazmak ister. Azgelişmişlik, anti-demokratiklik; artık ne derseniz deyin.

Geçmiş dönemlere baktığımız zaman, şairlerin gerçek şairler olduğunu görüyorsunuz. Zamanımızda şiire biraz haksızlık edildiğini düşünüyorum. Şiir’e üvey evlat muamelesi yapılıyor. Bu sanatın her dalında var galiba. Herkes şiir yazdığını zannedebilir ama, eski şairler çok büyük şairlerdi, şiire estetik olarak bir şeyler katan, şiiri yücelten, sevdiren, okutan şairlerdi. Biz hala o şiirleri beğeniyle okuyoruz, bir aşk mektubunda, gurbet mektubunda kullanıyoruz. Yeni dönemde eski kuşak şairlerimiz gibi yüreklerimizi titretebilen bir şair daha ortaya çıkmadı. Çok güzel yazıyor diyebileceğimiz bir şair ismi verebilmek gerçekten çok güç.

Ülkemizde şiir her zamanki gibi gayet ‘trendy’. Gençlerin çoğu şiir yazıyor. Radyo programlarında ya da gençlik dergilerinde yerli yersiz şiirlerle karşılaşıyoruz. Benim elektronik posta kutum da, genç okuyucuların gönderdiği şiirlerle dolup taşıyor.

Demek ki her üç Türk vatandaşından dördü şair hâlâ. Bunun nedenleri konusunda usta şairler farklı görüşler ileri sürüyor. Attilâ İlhan’a göre ülkemizde herkes şiir yazıyor çünkü şiiri çok seven bir milletiz biz. Oysa İlhan Berk tam tersini söylüyor. Ona göre her önüne gelenin şiir yazmasının nedeni, kimsenin şiire saygı duymaması.

”’ Dünyada " kültürel anlamda " top-yekün siir yazabilen Türk Milletinden baska bir millet yok! Öyle cok materyale sahibiz ki gerek karikatürislerimiz gerekse romancilarimiz vb..her zaman yapabilecegi – yazabilecegi konulari aninda bulabilme sansina sahipler. Ne yazik ki yazdigimiz yazi, siir vs..okumuyoruz. Oysa; Türk edebiyati, diger Dünya Edebiyatlari güzellik ( duygu acisindan ) birinci sirada gelmektedir! Dünya ülkeleri arasinda bir cok ülkelerde Edebiyat insani yetismiyor! Biz Türkler bir bakima anadan dogma Edebiyatciyiz lakin Türk edebiyati kisir bir döngü icerisinde aksak-topal güzel ve zengin dönemini yasayamiyor gibi! ”’

Mikrofonu görünce dayanamayacağım. Benim için söylediğiniz bu güzel cümleler için çok teşekkür ediyorum. Biz, böyle yetiştik ve Ankaralı olmanın sonucu bu bence. Ankaralı derken İstanbul’daki televizyon ve gazeteler dışındaki tüm Anadolu’yu kastediyorum. Bizim için saygı çok önemli bir şeydir.

ben öğrencilerime, son dönemde her şey birbirine karıştı, şiirin ne olduğu, şarkının ne olduğu belli değil diyorum. Herkes şair, herkes şiir yazıyor, herkes yazar. Çetin Altan’ın güzel bir deyimi var: “Bir insanın yazar ya da şair olduğunu anlamak için üstünden bir 50 yıl geçmesi lazım. Eğer hala okunuyorsanız o zaman önemli bir adamsınız”. Biz sadece gündemi tespit etmekle mükellefiz, ileride inşallah okunuruz. Şu günlerde televizyonlarda bir adet var arkadaşlar. Medyada herkes şair demiştim ya, etkileyici bir ses tonuyla okuduğun her şey şiir oluyor. Ben şimdi şu elimdeki gazeteyi bu ses tonumla okusam şiir gibi olur! Ses tonu bir avantaj yaşamda ama böyle de olmaz ki!

binlerce boş şiirin var olması yerine,şair diyebileceğimiz kişilerin katkıda bulunması daha mantıklı olurdu. Tamam,sanat diyoruz ama,ilkokul çocuklarının 23 nisanlarından tutun,ışığı gören herkes şiir yazıyor.Okunmaya bile değmeyen şiirler,sadece bir iki faksla yüceltilmemeli bence. İyi ile kötüyü ayırt etmekte zorlanıyoruz artık.

”’ kimbilir, belki de bana biraz ‘ukala herif  ne saçmalıyor’ diyebilirsiniz. kafanızı çok şişirmiş olabilirim. ama  kimi gerçekleri şair olarak sadece edebiyat dünyasından izlersek göremedigimiz ya da okumaya tenezzül etmedigimiz  farklı portallerdeki okurların/yorumcuların şairler ve şiir hakkında ne düşündüklerini de görmezden gelmenin önyargılı bir yaklaşım olacagını düşündüm, ve sanal alemin kanatlarında kısa bir sörf yaparak  inceledigim farklı duygu ve düşünceleri aktarayım istedim.

virtuel alemin kreaktiv şiir yaratıcılarının yazdığı şiirlerini okumadığından bahsetmiyorum! ”’

Affola!

Kaynaklar:

Araştırma: Yakup İCİK

4 YORUMLAR

  1. yakup hocam yazınızı gerçektende çok beğendim
    ve inanın buna yapılabilecek bir yorum bulamıyorum
    siz kelimeleri birbiri ardına öyle güzel dizmişsiznizki söylenecek kelimeler havada buhar olup uçtu hocam
    yüreğinize sağlık
    teşekkürederim
    saygılarımla,
    arzu koç

  2. sevgili Arzu!
    sabriniza ve ilginize cok tsk..ederim.
    amacim; ilgili görünüp, ilgisiz ama etiket meraklisi kompleks ve psikoterapisiz siirler yazan Türk Edebiyatini cürük ideolojilerine alet edenlere yukaridaki arastirma yazisi…
    ben sizin gayretli calismalarinizi begenerek okuyanlardanim ;)
    daima sevgi ile

  3. Bu makalede gerçekten cok haklı noktalara deginmişsiniz. Nedenleri gayet açık Şiir yazarız Türkçe bilmeyiz Şiiri severiz deriz Şair tanımayız. Şiir de duygu yaşanır biz ne yaptıgımızı bilmeyiz. Açık ve gayet net sorunun cevabını bimukabil bu makalede geçmişsiniz. Şiiri bende çok severim yaklaşık 7 yıllık mazim var fakat iyiki bütün şiirleri okumuşum ve neredeyse ezberlemişim Tarihi ve kültürel bir çok şairin biyografisini biliyorum Edebiyatı seviyorum edebiyatı sevdikçe tarih oluyorum ve kendimi biliyorum. Yazınız için teşekkurler.

  4. Sevgili Ersin KARADAŞ! Tesekkur ederim ilginize…
    Edebiyat dünyasi objektif ya da subjektif bakisacilarini dengeleyemiyor olmakla birlikte, biz okurlara yansiyan ” kafasini kuma sokmus ” bir dünya gibi aksetmekte. Bendeniz virtuel alemin icindeki klise döngülerin yansimayan isiginin varligini dile getirmeye calistim…

    sevgi-saygi ile

Bir Cevap Yazın