KLASİK BİR ‘İKİNCİ BAHAR‘ ÖYKÜSÜ


Larry Crowe daha vizyona girmeden önce, fragmanında sayesinde ‘sıradan bir romantik komedi‘ olduğunu avaz avaz söylemişti bizlere. Ama doğrusu Tom Hanks‘ın hem yazıp yönettiği, hem de başrol oynadığı bu film, beklenenin de altında bir film çıktı. Artık yaşını başını almış Hanks, belli ki fazla kafa yormadan sadece 30’lu yaşlardaki kadınların ilgisini çekebilecek ve her yaz onlarcası vizyona giren sıradan bir yaz ‘chick flick‘i yapıp paraları ‘götürmek’ derdinde. Gerçi artık kokuşmuş bu türde ne gibi yenilikler yapılabilir ki? Ee hem film yap hem oyna kolay değil tabii, kısa yoldan kar zamanı ne de olsa! Eşlikçisi Julia Roberts ise bu ‘orta yaş aşk hikayesi’ni ilgi çekici kılabilmek için projenin baş makinistlerinden olmuş ama o bile filmi kurtaramamış!

Hikaye bildik aslında. Larry Crowne adında yaşını başını almış ‘market’ çalışanı filmin başında ‘eğitim yetersizliği’ bahanesi ile işten kovuluyor. O da ‘inadım inat’ diyerek gidip bir okula yazılıyor. Tabii anladığınız gibi öğretmenlerden biri de Julia Roberts! Kocasıyla sorunları bir yana, işine sanki ‘zorla’ giden ve adeta ‘çöküntü’ halinde olan bir kadın. Ee haliyle bu iki orta yaşlı insan birbirlerine aşık olacak değil mi? Ama ondan önce, daha doğrusu filmin ilk yarısı, Larry’nin bir çeteye katılıp baştan aşağı yenilenmesi ve hayatın tadını çıkarması, yani ‘gençleşmesi’, değişimi vurgulanıyor.

Pantolonuna zincir takıyor, saçını hippi motorcular gibi kestiriyor. Mercedes ise Larry’li bulunca değişiyor tabii! Kısa ikinci yarıda ise, ‘yapsam mı? yapmasam mı?’ minvalinde iki karakterin ikilemleri ve klasik olarak ‘o geceyi unut!’ diyen kadın yüzünden şehri terkediş faslı yaşanıyor, bu yaklaşık yarım saat içinde pek önemli birşey olmuyor.  Ancak sonlara doğru birbirlerine abayı yakıyorlar ve final gelip çattığında aşırı klasik bir tavırla ikisini muratlarına erdiriyor, eski hayatlarını geride bırakıp ‘ikinci baharları’nı yaşamayı başlıyor ikili;  genç kızların ‘ayy ne romantik!’ dediklerini duyar gibiyim. Yani filmin ortalarında bir ‘öpüşme’ sahnesi dışında yaşanan bir aşk, hadi onu geçtim bir flört dönemi bile yok. Daha çok Hanks’ın karakterinin yeni ortamlar keşfedip gençleşme sürecini ve yeni bir işe girmesini izliyoruz.

Hikayenin tüm virajları ve karakterlerin tüm öyküleri, geçmişleri, hal ve hareketleri, durumları -yan karakterler de dahil- bilindik, sıradan. Komedi ise yetersiz. Sadece sınıftaki eğlenceli karakterler sayesinde ve bazı durumlarda ufak bir sırıtma yaşanıyor, hepsi o! Tom Hanks hayli yaşlanmış, ama yarı çıplak vücudunu sergilemekten çekinmiyor. İlk defa gözüme bu kadar sempatik geldiğini de eklemeliyim. Julia Roberts ise türlü çeşitli estetik müdahaleleri sayesinde güzelliğine yazık etmiş ve o da haliyle yaşlanmış. Ama karakterine belli bir canlılık katıyor, onu sırtlanıyor ve var olduğu tüm sahnelere ayrı bir ‘parlaklık’ katıyor.

Bu filmin tek artısı bu oyuncuları ‘görmek’ oldu benim açımdan. Onlarda öyle düşünmüş olmalılar ki eCatherine Zeta-Jones’lu The Rebound’un bile gerisinde, ondan da ‘basit’ bir senaryo üzerinden hareket eden bir film çıkmış. Seks konusunda bile ondan daha muhafazakar. Türü yenilemek bir yana, Hanks, Nia Vardalos ile filmi yazarken pek uğraşmamış ve kafa patlatmamış olmalı.
Yani filmin yavanlığını oyuncular bile örtemiyor. Ama yinede başından sonuna kendini izlettiren hoş bir seyirlik, ve neyse ki sıkıcı değil. Süresinin kısa olması da bir avantaj. Eğlenceli yan karakterler -ekonomi öğretmenine dikkat!- ve belli bir motor ve rock müzik tutkusu -motor sahneleri iyi çekilmiş, onu söyleyelim- bu tv filmi düzeyindeki filmin oyuncular dışında diğer artıları, ha birde bitiş jenerikleri! Romantik-komedi tutkunu, ‘çamurdan olsun romantik-komedi olsun!’ diyen bayan seyircileri zaten yakalayacaktır bu film, ama hoş bir seyirlik olmaktan öteye gidemediği için diğerlerine tavsiye etmek zor. Giden sadece oyuncuların hatrına gider. Yazık! Oysa bu ikiliden iyi bir film çıkabilirdi. İkiliyi çok iyi değerlendiren Mike Nichols filmi Charlie Wilson’s War’ı bir düşünün! Kaçan fırsatlar işte….

FİLMİN PUANI: 2.2 / 5

10 YORUMLAR

  1. Adami bi dovmedigin kaldi :D elestirilerini okudum, bu tarz filmleri evde oldugumda izlemeyi tercih eden birisiyim :) gecen gunku sinema sansizligimin yasandigi zamanda bu filme fazla istegin olmadiginida gordugumu belirtmek isterim. Ama dedigin gibi oyuncu kadrosu gayet iyi ve kaliteli..

  2. dövmekle ilgisi yok :) objektif bir şekilde filmin nasıl bir film olduğunu anlattım yazıda :) tam televizyonluk bir film. romantik komedi sevmiyorsan uzak dur, bilet parasını başka filmlere öde bence :) bu arada yazıyı düzelttiğin iyi olmuş, bu wordpress’i bir türlü çözemedim, paragraf arası boşluk bıraktığım halde sürekli bütün olarak çıktı. blogspot çok daha kolay :)

    • Dedigin gibi tv filmi olabilir, orda sakadan takiliyorum sana :) yoksa bu tarz filmleri sadece tv de izlemeyi tercih eden biriyim :) bakalim haftaya hanki filmi onereceksin :) Ayrica gorsel kisimi kullanamiyorsan HTML kismini deneyebilirsin :)

  3. Sizi bilmem ama bu tarz filmleri ben çok seviyorum. Belki pempe bir hayal dünyasını bize sunduğu için hjosuma gidiyor bilemiyorum :) Ama bazı insanlar gerçekten güzel bir aşk hikayesi yaşamak ister yada olmadı hayal etmek, bu tarz filmlerde bunu hissedebilmek onların hoşuna gider :D benim gibi..

Bir Cevap Yazın