Geçen yüzyıllardan kalma bir konu daha. Bilgi paylaşımı! Bu konuya geçen yüzyıllardan kalma diyorum çünkü günümüzde bilgi paylamı diğer tüm o özlenen hoş paylaşımlar gibi yapılmamakta. Doğrusu bu biraz bencilce oldu. Aslında bilgi paylaşımları oluyor tabii. Ancak doğruluğu biraz tartışılır. Yani gündelik hayatta paylaşılan bütün bilgiler bir tez haline gelmiş durumda. Üstüne üstlük bu tezler karşıdaki kişiye yapıştırılmaya ve beynine kazıtılmaya çalışılmakta. Saygı denen unsur en alt seviyede. Savunulan bir bilgiyi karşısındaki insanın aynı konudaki bildiği başka bir bilginin yanlış olduğunu iddia etmekle kalmayıp sesini yükseltiyor. Bu bilgi paylaşımı süresince iki tarafta sanki bildikleri şeyi ilk bilen insanlarmış gibi gırtlak zorlayarak bağırıyor ve birkaç günlük küslükle son buluyor. Birbirlerini özlemeye başlayıp barışmayla birlikte, hasret kalma durumu olduğu için, uzun bir süre bir konuda tartışılmıyor.  Bu sayede bilgi paylaşım aralığının da ne kadar uzun olduğunu da söylemiş bulunduk. Yani kişiler artık yaşamanın sadece yaşamaktan ibaret olduğunu ve tartışmanın da çok önemli olmadığını düşünüyor. Tartıştığı zaman ise tamda böyle oluyor işte.

Konumuza dönecek olursak bir önceki yazımda verdiğim örneğin üzerinde tekrar duracağım. Sofistlik! Yani önceki yazımı okumayanlar için kısaca, üçkâğıtçılar diyebiliriz. Para karşılığında insanlara bilgi veren ancak insanların istediği biçimde söyleyen ve aynı bilgiyi farklı farklı anlatan ikiyüzlü insanlar. Bu konu üzerinde çok fazla durmak istiyorum. Tabii hepsi bu yazımda olmayacak.  Çünkü sofistliği bir çok konuyla bağdaşlaştırabiliriz.

X kişinin Alman olduğunu söyleyen bir adamla, Y kişinin Norveçli olduğunu söyleyen başka bir adam arasında, bilgisi, kanıtı ve güvenilirliği fazla olan adam, bilgi paylaşımından karşısındaki kişiyi X kişinin Alman ya da Norveçli olduğu konusunda aydınlatmış olur. Ancak günümüz bilgi paylaşımında, bilgisi, kanıtı ve güvenilirliği olan insan değil, inatçılığı, ısrarcılığı ve çirkefliliği olan insan hep aydınlanmakta direndiği için yazının ortasında söylediğim gibi çatışmalar oluyor ve konu bağrışmalarla son buluyor.

İnsanın paylaşmayı öğrenmesi zor olabilir. Bu yüzden ilk önce egolarını yenmelidir.

Bir Cevap Yazın