Türkiye son bir aydır ne konuşuyor? TSK’ya göre bir kağıt parçasını, hükümete göre bir darbe planı belgesi.

Hukuka göre orjinali olmayan bir belge, yani fotokopi belge delil olarak geçerli sayılmıyor. Fotokopi belge üzerinden imzanın kriminal incelemesi yapılamadığı için. Ek olarak böyle sahte bir belge çok çok basit şekilde hazırlanabilir.

Hükümet bir bardak suda fırtına kopardı.

Niye diye durup bir düşünmek lazım?
Acaba gerçekten korktukları için mi? Yoksa orduyu yıpratıp, kötüleyip oy aldığı kesime hatta bu kesimin dışındaki insanlara bile bakın ordu bizi darbeyle indirecek, ülke geriye gidecek, cunta gelecek diye mazlumu mu oynuyor?

Bence açıkçası 2. seçenek doğru olan. Çünkü tüm toplumda ortak görüş artık darbe olmaz, demokrasi işlemeli hükümeti sadece millet oylarıyla değiştirmeli. Buna çoğu yazar, televizyoncu ve gazetecide katılıyor.

Ben ve benim yaşıtlarım darbe görmedikleri için sadece duyduklarıyla darbeyi tanıyor, biliyor. Yinede kötü birşey olduğu besbelli. Hem avrupa ve dünyada son yıllarda yarattığımız imajın ne hale geleceğini bir düşünün. Olası bir darbede öyle 5-10 yıl değil baya baya 50 yıl geri gider bu ülke.

Asıl konuya dönersek. Bu belgenin ortaya çıkarılmasında 2. ve 3. sebeplerde var.

Bu olay patlak vermeden önce ülkemizin yoğun gündeminde ne vardı?
Hemen hemen bütün kanallarda sabah-öğle ve akşam haberlerini kaçırmayan annem bile bu soruya yanıt veremedi. " Gündem her gün çok değişiyor oğlum" diye ap ayrı bir yaraya parmak bastı. Bende ona "mayın temizleme konusu" dedim. Haa evet ne oldu hakikaten o dedi.

İnanın her gün gazete alıp gündemi takip ediyorum ama bir satır yazı bile görmedim son bir aydır mayın temizleme konusuyla ilgili. Oysa bu olay patlak vermeden önce mayınlarla yatıp mayınlarla kalkıyorduk. Türkiye 3-5 mayını temizleyemez mi? Asker bu işin üstesinden gelemez mi? Biz o kadar beceriksiz bir ülke miyiz? diye herkes ortalığı ayağa kaldırmıştı haklı olarak. Kan döktüğümüz canımızı verip düşmana bir santimini vermediğimiz topraklarımızı. Kendi elimizle teslim ediyorduk. Ettik mi, edecek miyiz? Son durum nedir tam olarak bende bilmiyorum.

3. Sebep ise askere sivil yargı yolunu açmak. Hani muhalefet uyudu da yasa gece yarısı 1:38 sularında meclisten geçirildi ya işte o. Ki bu muhalefetin tepki gösterdiği kadar kötü bir şey değil gibi geliyor bana. Muhalefetimiz körü körüne sadece hükümete karşı olmak için karşı oluyor bazen. Hani "çarşı her şeye karşı" sloganındaki gibi.  Reis-i Cumhurumuz Abdullah gülde yasayı şak diye onayladı. Askerin rahatsız olduğu konularda düzenleme yapın diyerek. Bu söylediği sözün hiçbir yasal yaptırımı yok. Sadece ağızdan çıkan öneri mahiyeti taşıyor. Yasayı onaylamak yerine şu şu yerler üzerinde yeniden görüşün diyerek veto etmesi daha yakışır bir hareket olacaktı. Ama maalesef AKP içinden gelen Abdullah Gül AKP tarafından çıkartılan bütün yasaları muhalefetin tabiriyle "noter" gibi onaylayıp duruyor.

—————————-


Türkiye bu karışık gündem içinde ekonomik krizle boğuşup duruyor. İşçi emeklisine 11 lira zam yapıldı. Yani 1 kilo kıyma bile alamayacağınız bir para. Günlere böldüğünüzde 35 kuruş civarı bir para yapıyor. Ki dilenciye vermeye utanırsınız bu devirde. Ama hükümet bu zammı emeklisine, yıllarca çalışmış didinmiş işçisine bunu layık görüyor. Evet bütçe kısıtlı olabilir, imkanlar yetersiz olabilir. Ama ne olursa olsun kaynak yaratılmalıydı. Emekliye en azından hiç olmadı 50 lira civarı bir zam yapılmalıydı.  Babam işçi emeklisi olduğu için durumu çok iyi biliyorum. Evin nasıl zor şartlarda çekip çevrildiğini. Emekliye en azından yaşayabileceği kadar bir zam yapılmalı veya geçtiğimiz dönemde vaat edilmiş olan alışveriş çeki verilmeli.

—————————-

Güzel İzmir’in güzel bir insanı geçtiğimiz hafta tüm ülkeye ders verdi denebilir. Yakınının vefatı üzerine başsağlığı için yakınının evine gelen Abdullah Gül’ü alkışlayanlara çıkıştı bizim kız. Orasını herkes haberlerde, gazetelerde gördü ama şöyle bir şey var. Düşünün bir yakınınız öldü dışarıda millet alkış yapıp, slogan atıyor. Bu meftaya saygısızlık değil de nedir?

—————————-


Çin’deki özerk Uygur bölgesinde Uygur Türklerine yapılan katliamda 1000 kişi hayatını kaybetti diye haberler geliyor.  Fotoğraflarda yollarda öldürülmüş insanlar, tecavüz edilen kadınlar görülüyor. Ve dünya bu katliama, bu soykırıma sessiz kalıyor. Her milletin insan hakları var. Fakat Türk iseniz hele hele Müslüman iseniz asla bir hakkınız yok. En doğal hakkınız olan Allah’ın size verdiği yaşama hakkınızı bile elinizden alsalar tüm gelişmiş sözde insan hakları koruyucusu ülkeler sus pus olur, görmezden gelir.

Davos Fatihi israilin yaptıklarına çıkıp tepki gösterdi. Halk cuma namazı çıkışlarında Filistin yanlısı gösteriler yaptı. Filistin ile tek bağımız aynı dine mensup olmamızdı. Yardım etmek, israilin yaptığı kötü muameleye tekpi göstermek. İnsanlığa yapılan bir hizmettir elbet olmalı. Ama sen gidip Arapları korur, özbe öz Türkleri korumazsan (ki 3 gün sonra açıklama yaptı ama fatih değil kedi gibi) bunda art niyet ararım.

Çin ile ithalatımız varmış falan gibi şeyleride anlamam. 5. Kalite mal üreten Çin’den alacağımız malı almayalım. Hem israilden aldığımız  çinden aldığımız gibi leblebi nohut değil. Silah, uçak, mühimmat yani olmazsa olmaz şeyler. Çine ambargo koyulamasa bile en azından belirli ürün gruplarında yasaklama, belirli ürün gruplarında ise kota koyulması belki akıllarını başlarına getirir. Ve bu sayede birazda olsa Türk üreticiler piyasada rekabet edebilir hale gelir.

Bir Cevap Yazın