Her zaman ki günlerden birine uyanmıştım. Saat 12 gibiydi sanırım. Geceden kalmalığın verdiği sersemlikle kendimi koltuğa attım. Yapacak bir şey yoktu. Televizyonu açtım. Saçma sapan kadın programlarıyla doluydu. Biraz gezdikten sonra kapattım. İnsanlar bunları nasıl izliyorlar bilmiyorum ama geceden kalmalığın sersemliğiyle bile çekememiştim. Görüyordum aslında bu olayları dışarıda artık insanlar televizyonlaşıyorlardı. Salaklaşıyorlardı.

Psikoloji okumaya çalıştığım sevgili okulum Nöropsikiyatri İstanbul Hastanesi’nde başhekimin yanındaydım. Ortam çok temizdi ve tertipliydi tıpkı başhekime gibi güzeldi. O konuşurken gözlerim istemsizce bacaklarına kayıyordu. Aslında ne kadar salakça bir haraket olduğunun farkındaydım ancak kendimi alıkoyamıyordum. O ince bacakları naylon çorapların içinden bana parlıyordu adeta. Uzun uzun konuştuğu kişiyle işi bittikten sonra bana baktı ve oturmamı istedi.

Kendime geliyordum. Ödevim olduğunu ve hastalardan biriyle görüşmek konuşmak istediğimi ilettim. Şaşırmadı. artık alışmış gibiydi. Kim bilir neleri geliyordu buraya. O güzel bacakları kimlere sunuyordu. Ateş adında bir dalkavuğu çağırdı. Dazlaktı ama ona karşı kanım ısınmıştı. Bana bir şeyleri anımsatıyordu. Başhekime ona bir hasta numarası söyledi ve konuşmamda sakınca olmadığını iletti.

Koridorlardan geçerken sıkılmıştım. Merak ettim acaba neden bu hastaydı. Sordum.

“Bir taksideyken televizyonu kırmış ve sonra da camdan atmış. Yetmemiş bir de arabadan inip sokaklarda bağırarak koşturmaya başlamış. Yani anlayacağın deli.”

Deli çok ağır bir kelime gibi gelmişti. Cevap verme gereği duymadım bu yüzden. İçeriye girdim. Arkamdan kapıyı kilitleyip gitti. Deli dedikleri adam bu muydu? Dışarıda görsem ceoluk yaptığını düşünebileceğim bir tipi vardı. Şaşkındım ilk defa bir hastayla konuşacaktım ve hastaya benzemiyordu!

“Merhaba ben Aziz” dedim ancak duymazdan geldi.
“Bir kaç soru soracağım sadece.” dediğimde çılgına döndü. Gözlerinde görebiliyordum.
“Sende onlar gibisin. Dinlemeden beni yargılayacaksın, doğruları söylediğim için bana deli diyeceksin.”

Korkmuştum. – neredeyse işeyecektim – “Yo yo ben sadece ödevim için konuşmak istemiştim.” – o. başhekime bilerek yapmıştı bunu eminim ki kameradan beni izleyip eğleniyordu. Ama yine de o vücut aklımdan çıkmazdı herhalde. –

Komidinde duran kumandayı hızlı bir hareketle aldı. Ben donakalmak zorundaydım. Kapı kilitliydi lanet olsun.

“Sen hiç uğraşma ben anlatayım neden burada olduğumu. Bu illet yüzünden düştüm buraya. Basit bir teknoloji gibi gözüküyor değil mi zararsız bir şey, eğlence aracı. Ama aslında bu kadar basit bir şey değil. Baştaki adamların elinde bunlar ve bizi yönetiyorlar. Şimdi benim buraya düşmemle ne alakası var anlayamadın demi? Çok basit bu durumu fark eden ve özgünleşmeye çalışanlara izin vermemeleri lazım ki halkı kölesi gibi kullanabilsin. Ben kölelikten çıkmak üzereyken yakalandım işte… Ve şimdi elim kolum bağlı.” dedi. Şaşırdım ve bir cevap veremedim.

Daha sonra bu ödevi yazıp anlatmak zor geldi. Belki de delirmekten korktum…

PAYLAS
Önceki İçerikMutsuz Huzurum
Sonraki İçerikİsim Hakkı Kimin?

Bir Cevap Yazın