Çok değil, bundan birkaç yıl öncesine dönecek olursak bile sadece birkaç yıl içerisindeki değişimin
olumsuzluğunu gençlerde gözlemleyebiliriz. Daha iyiye gitmesi umut edilmiş olan gençlik, maalesef
kötüye gitmektedir.Gerek eğitim düzeyi olarak, gerek değer yargılarına sahip çıkma, gerek saygı,
gerek sevgi gibi birçok konuda; eskiden bulunduğumuzdan daha kötü bir konumdayız..
Bunun temel nedeni büyüyen nüfus, ve tabii gelişen teknoloji olabilir..
Eskiden her biri birer güneş olan gençler yetişiyordu şimdi ise başka güneşlerin ışığına muhtaç, gölge
olup kalmış gençler görüyoruz.Kendini dahi aydınlatamamış ki, ileride ülkesine, vatanına yararı olsun..
Üzülüyoruz…
Çünkü bu olmamalı emanet edilene sahip çıkacak olan.. çünkü önce kendisi olabilmeli
Kendini bulamamış hangi bireyden, olgun tutum ve davranışlar, doğru kararlar bekleyebilir ve ona
güvenebilirsiniz ki?
Günümüzde kaç genç tarihini çok iyi biliyor? Nereden gelip, nerede olması gerektiğini ve ne
yapacağını?
Türkiyemiz nereye gidiyor bilmiyorum. Geçen gün Tarih dersinde “Türkiye Nasıl
Kazanıldı?” başlığına aldığım cevaplar gözlerimi yaşarttı. Halkımızın
Türkiye’yi Türkiye yapmak için uğraşları adeta destan. Bir annenin “Vatan” uğruna
çocuğunu gözden çıkarması ne kadar acı değil mi? Türkiye bağımsız olduğundan mı
bu kadar kötüye gidiyor şartlar. Örneğin gençler, çocuklar (yani bizler); o kadar
bilinçsiz yetişiyoruz ki akıl alır gibi değil. 15 Yaşında askere giden “Koca Adamlar”
ve “Biz” aramızdaki fark dünyadan büyük. Onlar ellerinde kalemlerini bırakıp savaşa
gidiyorken biz teknolojinin peşinden sürükleniyoruz.
Peki neden bu vahim hale geldik Türkiye olarak. 15 Yaşında kalem tutan eller askerken,
şimdiki çocuklar ne peşinde nereye gidiyor? Teknolojinin gelişmesi Türkiyemizi
olumsuz mu etkiliyor? Bence öyle. Benim yaşım on dokuz. Ben bile bu dağlar kadar
farkı görebiliyorum. Çocuklar artık bahçede, sokakta ve ya parkta değil.
Kaç genç kitap okuyor severek?
Kaç genç uzak kalabiliyor gelişen teknolojiden..? Kaçı bunu yapmayı istediği için uzak kalıyor?
Kaçı değer biliyor? kaçı ciddi anlamda çalışıyor? ve merak ediyorum; kaçı başarıyor?..
Hayır bu demek değildir ki, hiçbir şey yapmıyorlar yahut hiçbir çaba sarf etmiyorlar..
sadece bir gerçek var ki, ciddiye alınmıyor eskisi kadar ne geçmiş ne gelecek..
Çıkar peşinde insanlar çoğalıyor.. yalanlar çoğalıyor.. Kendi kardeşine düşman kesiliyor bir diğeri ..
Eskiden zekasıyla tanınanlar şimdi görünüşüyle belleğe kazınıyor ve yer ediniyorlar içlerinde
bulunmayı sectikleri toplumlarında.. Oysa; zeka konuşabilmeli “converse” marka ayakkabılara fırsat
doğmadan.. Oysa; gerçekten sahip çıkabilmeli bir genç kendi değerlerine, başkalarınınkine çıkmadan
önce…. Aileye karşı gelmeyi marifet bilmek.. Teknolojik gelişime olması gerektiğinden fazla önem
verip, tembelliğe alışmak; hep önüne hazır yemek konması, üretememek, ve aslında en zayıf nokta
olan gençlerin hedef seçildiklerini bilememeleri, görememeleri, düşünememeleri gerçekten çok çaresiz
bir durum..
Parası olmayan küçümseniyor ve dışlanıyor doğruyu konuşan…
Hak etmeyen insanları hak etmedikleri tahtlara oturtanlar, başarıyı bu denli basite indirgeyenler,
haksızlıklara göz yumanlar hatta bizzat haksızlık yapanlar, menfaatler için gençleri zehirleyenler, bu
eğitim sisteminin başındakiler, aileler… beş para etmez tv programları yapımcıları, ve o tv
programlarından medet uman ebeveynler!! Şimdi cevap verin bana, gençlik mi kötüye gidiyor? Yoksa
sürükleniyor mu?
Geçmişten bugüne..
Gençlik kötü…Hazırlayın kendinizi çünkü daha kötü olacak.
Asfaltı bozulmuş izlenen yolun, yol ilerledikçe. Durup baştan yapmaya cesaret gerek. Cesareti
gösterecek olanlar gerek..
Yok..
Bunun yanı sıra kilit nokta bence “ahlak”. Toplumumuz ne kadar ahlaklı olursa işler o derece iyiye gidecektir. Ahlaktan nasibimiz azaldıkça , gördüğümüz rezillikleri dahi arar hale gelebiliriz.
Bir başka örnek: Peki ya cep telefonları ? Hani uğrunda artık farkında olmadan kambur yaşamayı
göze aldığımız cep telefonları …
Hastane, devlet dairesi, havaalanı fark etmiyor… Bekleme salonları başları önlerine eğik, ellerinde cep
telefonu, bir şeylerle uğraşan insanlarla dolu artık. Bilmem ki, cep telefonlarının icadından sonra
insanlardaki tırnak yeme alışkanlığı sona ermiş midir artık?
Amerikan Başkanı Rutherford B. Hayes’e atfedilen bir söz var; “Çok güzel bir buluşa benziyor ama
Tanrı aşkına bunu kim, niye kullanmak istesin ki?” diyor telefonu ilk gördüğünde… Bugünkü gelinen
durumu bizzat cihazın mucidi bile tahmin etmemiştir sanırım…
Hayat gittikçe ceplerimize, küçücük bir cihazın içine doğru yöneliyor. Büyük bir ordunun fethi gibi,
ne varsa önüne katıyor, yaşamı hallaç pamuğu gibi savuruyor cep telefonları. Büyük bir kara delik gibi
önüne ne gelirse yutuyor… Tabii bu musibetten gençler hakettiğinin bin katı kadar zararı çoktan
görmüş oluyorlar.
Netice itibariyle ;
Parklarda grup halinde kavgaya hazır gençlere mi yansak, gömleğin eteklerini
havalandırmış kravatı iyice gevşetmiş sallana sallana yürüyen sorumsuz, lakayt
gençliğe mi yansak, küfürlü konuşup bağıra çağıra yürüyen ahlak yoksunu tertemiz
gençliğe mi ağlasak, yoksa yavaş yavaş kararan geleceğimize mi?
Sözün özü :
Nereye gidiyoruz? Biz ne yapıyoruz? Merak ettiğim konu şu bir savaş çıksa ne
yapacağız? Ninelerde, dedelerle, torunlarla, tosunlarla kazandığımız Canım Türkiye’
mizin altın anahtarını verecek miyiz? Bu kadar kolay mı? Bunları yapalım diye mi o
kadar savaştı Atalarımız. Belkide böyle olacağını bilseydi çocuğunu, gözünün nurunu
gözden çıkarmazdı o analar. Tek söyleyeceğim şey kaldı geriye. En azından Asil
Türk kanını tanıyan kendini bilmezlere… Sizin okullarda gülerek okuduğunuz “İstiklal
Marşı’nı” birgün birisi değiştirmeden sahip çıkacak en azından biraz düşünmeye, biraz
daha duyarlı olmaya mecbursunuz. Vatanınız,kendiniz ve aileniz için…
Alışık olduğunuz türden ” kib, bye “…
Alışık olmadığınız şekilde ise “ALLAH’a Emanet Olun…”.

PAYLAS
Önceki İçerikTrafik kazalarının önlenmesinde sürücülerin etkisi
Sonraki İçerikBaşarıyı getiren şey çalışmaktır !
Size hiçbir somut malzeme veya hayal veremem. Vermek de istemem. Evet, boyum posum belli, özüm sözüm halli. Benim size kendimi tanıtmamdansa siz gelin beni tanıyın isterim, bu karşılıklı kelam ettiğimiz ortak bir süreç olsun dilerim. Neden derseniz, ben bir düşünce işçisiyim. Düşünüp, istedikçe de yazarım.

2 YORUMLAR

  1. telefonu, bir şeylerle uğraşan insanlarla dolu artık. Bilmem ki, cep telefonlarının icadından sonra
    insanlardaki tırnak yeme alışkanlığı sona ermiş midir artık?
    Amerikan Başkanı Rutherford B. Hayes’e atfedilen bir söz var; “Çok güzel bir buluşa benziyor ama
    Tanrı aşkına bunu kim, niye kullanmak istesin ki?” diyor telefonu ilk gördüğünde…

    Gerçekten düzel derleme Ellerinize sağlık:))

Bir Cevap Yazın