Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetimizin ilanı ile çatı siyaset yoludur. En köklü siyasi partidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün vefatından sonra CHP nasıl bir başarı sağlamıştır sorusuna şahsi düşüncem olarak siyasetin bir çorbaya donüşmesi benzetmesini alaylı bir şekilde düşünerek gelenler gideni arattı diyebilirim.Siyaset düzleminde Atatürkçü düşünürlerin CHP’ye oy kullanması atatürkün kurduğu parti olmasının etkeni büyüktür.CHP Atatürk’le simgelenmiş bir partidir fakat atatürk’ün ölümünden sonrası ve günümüz 2016 yılı için Atatürk bugun yaşasaydı CHP’nin siyasi yolunu,sunduğu politikayı hoş karşılarmıydı bu çok büyük bir tartışma konusu olabilir.

.Atatürkün ölümünden sonraki CHP ile 1923’deki CHP aynı seviyedemiydi? Günümüz 2016 CHP yönetimiyle 1938’e kadar olan CHP aynımı ? Mustafa kemal Atatürk’de ,Cumhuriyet’de, Vatanda, Toprakda ,Halkçılıkta ,Ulusculukta, artık her şey bir koltuğa bağlanmış oturanın kalkmama savaşı bir CHP, Partinin ,Devletin,Ülkenin onuru bir kenara atılmış. Rütbe,unvan, koltuk, devletten alınan maaşlar, mecliste gösterişlik olsun diye boş tartışmalar ve bu sebepler için sinsi siyaset oyunları ön plana taşınmıştır.Siyasette iktidara gelmekte bir başarı yok. Halkın desteğini güvenini kazanmakta nekadar başarılı?

CHP’nin yolu sol düşünce , peki ozman neden sol oyların desteği partilere parçalanmış bir bütün olamamıştır.Sorun CHP’de mi yönetenlerde mi ? Siyasette karşı parti iktidarda olabilir fakat CHP, Cumhuriyetin ilanının partisidir.Halkın partisidir.Türkiye’nin Türkiye olması için tarihin ilk emek partisidir.Halka ilk hizmet partisidir. Atatürk’ün  bu ülkeye demokrasi içinde hizmet emaneti’dir.CHP ,halkın desteğini kaybetmemesi gerekmektedir.Nufus artıyor CHP nin oyları’da destekçi halkıda düşüyor.
1923 den 2010 ‘a kadar CHP tarihine bakalım…
CHP, 9 Eylül 1923’te kurulmuştur., Atatürkçü, sosyal demokrat ve sosyal görüşlerini,ilkelerini,hürriyeti,özgürlüğü,cumhuriyeti,halkın yaşamının önemini,modern ve çağdaş görüşe ışık yolu yapan,ulusçuluğu,halkçılığı,devrimciliği benimsemiş bir merkez sol Türk siyasî partisidir. Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulup Cumhuriyet döneminin ilk siyasi partisi olma özelliğini taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi, 1923’ten 1950’ye kadar aralıksız iktidarda kalmış ve 1946’ya değin kısa aralıklar dışında genellikle tek parti yönetimini uygulamıştır.Türkiye’de en uzun süre iktidarda bulunmuş siyasi partidir.”Halk Fırkası” adıyla kurulan partinin adının başına 1924’te “Cumhuriyet” sözcüğü eklenmiş, 1935’teki 4. Kurultay’da da bugünkü “Cumhuriyet Halk Partisi” adı benimsenmiştir

 

Mustafa Kemal Atatürk döneminde kurulan CHP hükümetleri:
İsmet İnönü Hükûmeti (30 Ekim 1923 – 6 Mart 1924)
II. İsmet İnönü Hükûmeti     (6 Mart 1924 – 22 Kasım 1924)
Ali Fethi Okyar Hükûmeti (22 Kasım 1924 – 3 Mart 1925)
III. İsmet İnönü Hükûmeti    (3 Mart 1925 – 1 Kasım 1927)
IV. İsmet İnönü Hükûmeti (1 Kasım 1927 – 27 Eylül 1930)
V. İsmet İnönü Hükûmeti (27 Eylül 1930 – 4 Mayıs 1931)
VI. İsmet İnönü Hükûmeti (4 Mayıs 1931 – 1 Mart 1935)
VII. İsmet İnönü Hükûmeti  (1 Mart 1935 – 1 Kasım 1937)
I. Celal Bayar Hükûmeti (1 Kasım 1937 – 11 Kasım 1938)

İsmet İnönü’nün” CHP” Başkanlık Dönemi 1938-1972 yıllarına kadar sürmüştür. 14 Mayıs 1972 yılında , Bülent Ecevit’in 3. Genel Başkan olması ile İsmet İnönü devri kapanmıştır.
İsmet İnönü, bazı konularda Atatürk’le anlaşmazlığa düşerek başbakanlıktan istifa edince, Ekim 1937’de Bayar bu göreve getirildi. İnönü’nün istifası ve Bayar’ın başbakanlığa getirilmesi, aslında Atatürk’ün devletçilik anlayışı konusunda Bayar’dan yana ağırlık koyması olarak da yorumlanabilir. Ama yeni hükümet genel politikada köklü bir dönüşüm gerçekleştiremedi. Hükümetin bileşiminde de önemli bir değişiklik yapılmadı, ekonomi politikası değiştirilmedi. Bayar hükümeti döneminde devletçi yaklaşımı sürdüren Denizbank Kanunu çıkarıldı, birkaç devletleştirme yapıldıysa da bu alanda önemli bir girişim olmadı. Atatürk’ün ölümünden (10 Kasım 1938) sonra cumhurbaşkanı seçilen İnönü’nün yeniden başbakanlığa atadığı Bayar’ın bu görevi kısa sürdü, Ocak 1939’da istifa ederek başbakanlıktan ayrıldı.1939’da Almanyanın, Polonya’ya saldırması ile 2.Dünya savaşı yangını kıtalara yayıldı. Türkiye bu büyük yangının dışında kaldı. Ancak savaş Türkiye’yi iktisadi yönden sıkıntıya soktu.
II. Dünya Savaşı yıllarında kurulan CHP hükümetleri:
II. Celal Bayar Hükümeti (11 Kasım 1938 – 25 Ocak 1939)
I. Refik Saydam Hükümeti (25 Ocak 1939 – 3 Nisan 1939)
II. Refik Saydam Hükümeti (3 Mart 1939 – 9 Temmuz 1942)
I. Şükrü Saraçoğlu Hükümeti (9 Temmuz 1942 – 9 Mart 1943)
II. Şükrü Saraçoğlu Hükümeti (9 Mart 1943 – 7 Ağustos 1946)
4.Başbakan Refik Saydam 1939-1942 yılları arasında Türkiye Başbakanı olarak görev yaparken, sağlık konusuna, bakanlığı dönemindeki gibi önem verdi. “Devlet idaresi A’ dan Z’ ye bozuktur, düzeltmek ister.” diyerek devlet yönetiminde köklü bir reform taraftarı olduğunu dile getirdi. 8 Temmuz 1942 tarihinde İstanbul’da besin sorununun düzenlenmesi için yaptığı inceleme gezisinde hayatını kaybetti.
II.Dünya savaşında türkiyenin  savaşın dışında kalması için politikalara yön veren ve aynı zamanda 1934 ile 1950 arasında Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığını yapmış Şükrü Saraçoğlu ‘dur.1946 seçimlerinden sonra hem yaşadığı sağlık sorunları hem de CHP içinde kan değişikliğine gitmek isteyen İsmet İnönü’nin kararıyla başbakanlığı Recep Peker’e bıraktı (7 Ağustos 1946).

TBMM’ de şükrü Saraçoğlu hükümetine 7 kişi güvensizlik oyunu verdi. Bu isimler; Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan, Emin Sazak, Hikmet Bayur, ve Recep Peker’di. Bu 7 isim mecliste çok partili siteme geçiş için bir kıvılcım yarattı.  Bu küçük kıvılcımın dört ismi Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü 7 Haziran 1945 günü Dörtlü Takrir adlı önergeyi CHP Grup Başkanlığı’na sundular. Cumhuriyet Halk Partisi’nin TBMM grubu Dörtlü Takrir’i reddedince takrirde imzaları bulunan Adnan Menderes ve Fuat Köprülü Vatan Gazetesi’nde muhalif yazılar yazmaya başladılar. CHP bu davranışı etik bulmayarak bu iki ismi 21 Eylül 1945’te partiden ihraç etti. Bu karara tepki gösteren Celâl Bayar 28 Eylül günü milletvekilliğinden istifa etti. İsmet İnönü 1 Kasım 1945 günü yaptığı konuşmada ülkenin tek eksiğinin iktidar partisi karşısında bir muhalefet partisi bulunmaması olduğunu söyledi ve muhalif isimlere parti kurmaları için yolu açtı. Bunun üzerine Celâl Bayar 1 Aralık’ta parti kuracaklarını açıkladı ve 3 Aralık günü CHP’den istifa etti. 7 Ocak 1946’da Celâl Bayar genel başkanlığında Demokrat Parti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yepyeni bir devir açılmış oldu.
1946-1950 yılları arası kurulan CHP hükümetleri:
Recep Peker Hükûmeti (7 Ağustos 1946 – 10 Eylül 1947)
I. Hasan Saka Hükûmeti (10 Eylül 1947 – 10 Haziran 1948)
II. Hasan Saka Hükûmeti (10 Haziran 1948 – 16 Ocak 1949)
Şemsettin Günaltay Hükûmeti (16 Ocak 1949 – 22 Mayıs 1950)

  • ayıs 1950 tahihi cumhuriyet halk partisinin ilk firesidir. Yurt genelinde %53 oy ile DP iktidarı CHP’nin elinden almaktadır. Oyları %39 a düşen CHP 27 sene boyunca tek parti olarak iktidarda iken siyasi gücünü zayıflatarak iktidar yönetimini partiden çıkarılan celal bayarın partisi DP ’ ye verilmekteydi. Atatürk’ten sonra 11,5 yıldır cumhurbaşkanı olanİsmet İnönü artık muhalefet lideriydi.Meclis başkanlığına DP kurucularından Refik Koraltan seçildi. Demokrat Parti, Cumhurbaşkanlığı için Genel Başkanları Celâl Bayar seçildi.. Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk ve İnönü’den sonra 3. cumhurbaşkanı seçilen Celal Bayar,bu siyaset yolunun merdivenlerini beraber kurduğu, Aydın Milletvekili Adnan Menderes’e iktidar kurma görevini vermiştir.

    18 Şubat 1952’de TBMM, NATO’ya girişi onayladı. 1953’te CHP’nin malları hazineye devredildi. Bu karara karşı CHP lideri İsmet İnönü TBMM’de Demokrat Partili’lere şöyle seslendi: Işıktan korkuyorsunuz.
    1954’seçimlerinde ise CHP’nin Oyları %35 lik bölümle gerileme sürecine devam etti. DP artık güven kazanmıştı,Seçimi tekrar kazanan Celal Bayar hükümeti kurma görevini yeniden Adnan Menderese vermişti.

    Demokrat Partinin bu yükseliş dönemlerinde yapılan CHP kurultaylarını İnönü kazanarak Genel başkanlık koltuğunu korumaktaydı. 27 Ekim 1957 tarihi CHP için önemli bir dönüm noktasıdır. 1957 milletvekili genel seçimi sonuçlarına göre DP %47.9 oyla 424 CHP ise %41.1 oy oranıyla 178 milletvekilliği kazanmıştı. Demokrat Parti ilk defa halkın mutlak çoğunluğundan az oyla iktidardaydı.
    1954’ seçimlerinden sonra  DP  hizmetini yerine getirmekte zorluklar yaşamıştır.Ekonomi gerileyerek aksilikler yaşatıyor,Dış borçların artması devletin yükünü ağırlaştırıyordu. DP ağır eleştiriliyor ve güç kaybediyordu.
    CHP tam 18 ilde tam liste halinde seçimleri kazandı. Bazı illerde CHP oyları diğer küçük partilerle birleştiğinde DP önemli farkla geride kalıyordu. Ancak ittifaklara izin verilmemesi ve çoğunluk sistemi sandalye dağılımında adaletsizliğe neden oluyordu. Yine 31 olan milletvekili sayısını yaklaşık 6 katına çıkarak 178 milletvekilliği kazanması ve %35 olan oy oranını %41’e yükseltmesi 1957 seçimlerinde CHP’nin önemli bir başarısı olmuştur. 1957 seçimleri halkın DP’ye karşı en ciddi uyarısı olmuştur.

    CHP’liler 1959 bahar aylarında Batı Anadolu illerini kapsayan ve Büyük Taarruz adı verilen bir seçim kampanyası başlattılar. Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi. Bu geziler sırasında İnönü, Uşak’ta taşlı saldırıya uğradı. Devlet güçleri olaya müdahale etmediler. Siyasette CHP-DP kavgası gitgide su üstüne çıkıyordu. 1960 yılı başlarında basına uygulanan sansür de artmıştı. CHP’nin yayın organı Ulus Gazetesi kapatılmıştı. 2 Nisan 1960’ta Kayseri’ye giden İnönü’nün treni durduruldu. İsmet Paşa kurulan barikatları elleriyle yararak şehre ulaştı ve kendisini Kayseri’de 50 bin kişi karşıladı. 1960 yılının Nisan ayında DP Meclis Tahkikat Encümeni’ni kurdu. 18 Nisan günü CHP Önderi İsmet İnönü, TBMM’de Tahkikat Komisyonu hakkında tarihi bir konuşma yaptı ve Demokrat Partili’lere “Biz demokratik rejim dedik, bu rejim kurulmuştur. Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp, baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilal, meşru bir haktır.”  İstanbul ve Ankara’da hükümete karşı öğrenci olayları yapıldı, ölenler oldu. İki kentte de sıkıyönetim ilan edildi. Menderes olaylardan CHP ve İnönü’yü sorumlu tuttu. 3 Mayıs’ta Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel hükümeti bir mektupla uyardı.

    DARBE
    27 Mayıs 1960 günü Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki 37 kişilik vatansever grubu Demokrat Parti’nin ülkeyi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğünü görerek ülke yönetimine el koydu. Anayasa feshedildi. Başta Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve Başbakan Adnan Menderes olmak üzere DP’liler, pek çok bürokratlar ve DP’ye yakın olduğu düşünülen generaller tutuklandı.

    Devlet Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerini Org. Cemal Gürsel üzerine aldı. Gürsel Millî Birlik Komitesi ile ülkenin tek hakimi olmuştu. Yeni anayasa hazırlanması ve siyasi yapıların kurulması için çalışmalar başladı. Demokrat Parti kapatıldı. Yeni anayasa hazırlanması için kurulan kurucu meclise CHP lideri İsmet İnönü de seçildi. 27 Mayıs sonrası CHP’nin 1959 tarihli “İlk Hedefler Beyannamesi”ndeki pek çok husus da hayata geçirilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi darbeden sonra bütün gücüyle yeni anayasanın hazırlanmasına çalıştı ve bir an önce demokratik düzene geçilmesini savundu. 27 Mayıs 1960, bu dönemde Milli Birlik Komitesi ve CHP çevrelerinde genellikle “27 Mayıs Devrimi” olarak anıldı.
    Dönem sonrası İsmet İnönü’nün kurduğu üç koalisyon hükümeti:
    VIII. İnönü Hükûmeti (20 Kasım 1961 – 25 Haziran 1962)
    IX. İnönü Hükûmeti (25 Haziran 1962 – 25 Aralık 1963)
    X. İnönü Hükûmeti (25 Aralık 1963 – 20 Şubat 1965)

12 Ekim 1969 Milletvekilliği Genel Seçimlerinde CHP beklediğini bulamadı. İktidardaki AP %46,5 oy alarak 256 milletvekilliği kazandı ve tek başına iktidarını sürdürdü. Buna karşın CHP %27.3’le 143 milletvekili kazanabilmişti  AP tekrar büyük çoğunlukla iktidardaydı. Ancak fazla kalamayacaktı. 12 Mart 1971 günü Türk Silahlı Kuvvetleri hükümeti bir muhtırayla uyardı ve Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Yeni hükümeti eski CHP’li Nihat Erim kuruyordu ve Ecevit, bu askerî müdahaleye karşı olduğundan CHP’nin bu hükümette yer almasını istemiyordu. İsmet İnönü muhtıraya karşı ılımlı bir tavır takınınca ve hükümete destek vereceğini belirtince Genel Sekreter Bülent Ecevit istifa etti. Yerine Şeref Bakşık geçti. Ancak Ecevit’in bu muhalefeti onu toplumda büyük prestij sahibi yapmış, partide de oldukça güçlendirmişti. İnönü Haziran 1972’deki olağan kurultay öncesinde 5 Mayıs 1972’de              V. Olağanüstü Kurultay’ı toplama kararı aldı. Maksadı il ve ilçe kongrelerini birer birer kazanan Ecevit’i Kurultay’da yenmekti. 5 Mayıs günü geldiğinde Türkiye çok gergindi. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın hakkında verilen infaz cezalarının uygulanması beklenmekteydi. THY‘nin bir uçağı Sofya‘ya kaçırılmıştı. Gerilim Genel Başkan İsmet Paşa’ya da yansıdı. İnönü kalp krizi geçirmişti. Kurultay bir gün sonrasına ertelendi. 6 Mayıs 1972 günü Genel Başkan İsmet İnönü ve Bülent Ecevit karşı karşıya geldi. İnönü açılış konuşmasında açık konuşarak Ya ben ya Bülent dedi ve kararı partiye bıraktı. Ecevit de taviz vermez şekilde cevap verince oylama beklenmeye başladı. 7 Mayıs günü yapılan oylama sonucunda Ecevit’in parti meclisi listesi 709 oyla güvenoyu aldı. İnönü 507 oyda kalmıştı. Sonuç açıktı; CHP’de İnönü devri kapanmıştı. 33 yıldır Genel Başkan olarak CHP’yi yöneten İsmet İnönü 8 Mayıs 1972’de genel başkanlıktan istifa etti. 14 Mayıs 1972 günü yapılan genel başkanlık seçimi özel kurultayında 51 il başkanının adayı Bülent Ecevit 913 delegeden 828’inin oyuyla Atatürk ve İnönü’den sonra CHP’nin III. Genel Başkanı seçildi.

30 Haziran 1972’de toplanan 21. Olağan Kurultay’da partideki büyük iktidar değişiminin bir sonucu olarak, CHP Tüzüğünün 35 maddesi birden değiştirildi. Kurultay, Genel Başkanlıktan istifa eden İsmet İnönü’nün CHP Kurultayına son katılımına sahne oldu. Bülent Ecevit, 1085 delegeden 1032’sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkanlığa seçildi.

6 Kasım’da İsmet İnönü partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. İnönü, anayasanın eski cumhurbaşkanlarına verdiği Tabii Senatör olma hakkını kullanarak TBMM’de tabii senatör olarak çalışmalarına devam etti. 28 Mart 1973’de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev süresi bitti. Org. Faruk Gürler’i seçtirmek isteyen demokrasi dışı güçlere karşı CHP ile AP işbirliği yaptı. 6 Nisan 1973’te Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçildi.

14 Ekim 1973 Milletvekilliği Genel Seçimleri’nde CHP, özlenen zaferi elde etmeyi başardı. 1965’te İnönü’nün başlattığı Ortanın Soluhareketini Demokratik Sol’a dönüştüren ve kitlelere benimseten Bülent Ecevit CHP’yi birinciliğe taşıdı. Cumhuriyet Halk Partisi bütün yurtta oyların % 33’ünü alarak 185 milletvekilliği kazandı ve birinci parti oldu. Ecevit’in en büyük rakibi Süleyman Demirel’in Adalet Partisi ise %29 oy almış ve 149 milletvekili kazanmıştı

12 Eylül 1980 sabahı Türk halkı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sesi ile uyandı. Ordu yönetime el koydu ve TBMM, hükümet ve anayasa feshedildi. Tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Siyasi partilerin, derneklerin ve sendikaların etkinlikleri durduruldu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi ülkenin tek hakimiydi. CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve AP Genel Başkanı Süleyman Demirel Gelibolu’daki Hamzaköy tesislerinde gözetim altına alındı. MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ise İzmir-Uzunada’ya gönderildi.

30 Ekim 1980 günü Bülent Ecevit, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. 21 Şubat 1981’den itibaren Arayış dergisini çıkardı. Buradan ya da başka kanallarla verdiği demeçlerden dolayı yargılandı ve cezaevine girdi. MGK bir yıl sonra, 16 Ekim 1981’de tüm siyasi partilerle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’ni de kapattı. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde CHP’nin ilk dönemi sona erdi.
Bülent Ecevit’in 1970’lerde kurduğu CHP hükümetleri:
I. Ecevit Hükümeti (26 Ocak 1974 – 17 Kasım 1974)
II. Ecevit Hükümeti (21 Haziran 1977 – 21 Temmuz 1977)
III. Ecevit Hükümeti (5 Ocak 1978 – 12 Kasım 1979)

9 Haziran 1992’de 12 Eylül rejiminin ürünü eski siyasi partilerin aynı adla tekrar açılmasını engelleyen yasa kaldırıldı ve eski partilerin yeniden açılabilmesi sağlandı. Bu karar en fazla CHP tabanını etkiledi. 3 Mayıs 1992’de CHP’nin hayatta olan son genel yönetim kurulu üyeleri bir bildiri yayımladılar. “Cumhuriyet Halk Partisi” yeniden açılıyordu.
9 Eylül 1992’de, bir önceki kurultay olan 1979’daki 8. Olağanüstü Kurultay delegelerinin büyük çoğunluğunun katılımı ve oybirliği ile tekrar açılan partinin 25. Olağan Kurultay’ında, Deniz Baykal ve Erol Tuncer’in girdiği genel başkanlık yarışını 679 oyla Deniz Baykal kazanırken Tuncer 425 oy alabildi. Böylece Baykal; Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’ten sonra dördüncü CHP genel başkanı oluyordu.

1993 dönemlerinde sol partiler açılmaktaydı.Bülent Ecevit, (Erdal İnönü,Tansu Çiller) sol oylarını almaktaydı Chp büyük çoğunlukta sol halkın oylarını kaybetmekteydi bu sebepten dolayı birleşme izlenimi grup oluşturma izlenimi takip etmiştir. Sosyal Demokrat Halkçı partisi çatısı altında birleşmeler gerçekleşti. Şubat 1995’te CHP ile SHP’nin birleştiği kurultayda  Hikmet Çetin CHP genel başkanlığına seçildi, bu görevi aynı yılın eylül ayına kadar devam ettirdi.Birleşme dağıldıktan sonra Deniz Baykal sonraki kurultayda yeniden başkan seçildi.
CHP’nin 1990’larda katıldığı hükümetler:
I. Tansu Çiller Hükümeti (25 Haziran 1993 – 5 Ekim 1995)
III. Tansu Çiller Hükümeti (30 Ekim 1995 – 6 Mart 1996)
30 Ekim’de DYP ve CHP ülkeyi seçime götürecek yeni bir koalisyon hükümeti kurdu. Bu hükümette CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak yer aldı. TBMM seçimlerin 24 Aralık 1995’te yenilenmesi kararını aldı. 24 Aralık 1995 milletvekilliği seçimlerinde CHP yüzde 10 barajını kılpayı aşarak TBMM’ye girdi. Seçimlerin galibi ise Necmettin Erbakan’ın başında bulunduğu Refah Partisi olmuştu. 30 Haziran 1997’de kurulan ANAP-DSP-DTP azınlık koalisyonu hükümetini CHP dışarıdan destekledi.
18 Nisan 1999 günü yapılan genel ve yerel seçimlerde Bülent Ecevit’in DSP’si oyların %22.18’ini alarak birinci parti oldu ve 136 milletvekilliği kazandı. (MHP:129, FP:111, ANAP:86, DYP:85, Bağımsızlar:3). Sol oyların bu şekilde DSP’de toplanması CHP’yi askeri darbeler dönemi dışında ilk defa meclis dışına itti. CHP %8.71 oy almış ancak %10 barajını geçemediği için TBMM dışında kalmıştı. Seçimlerden sonra koalisyon pazarlıkları başladı ve 28 Mayıs 1999’da Bülent Ecevit başbakanlığında DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti kuruldu.Deniz Baykal seçim yenilgisinden kendisinin sorumlu olduğunu belirterek 22 Nisan 1999’da genel başkanlıktan istifa etti.  Altan Öymen genel başkanlığa seçildi.  30 Eylül 2000 Deniz Baykal yeniden başkanlığa seçildi.2002 seçim döneminde güç toplayan CHP lideri baykalın koltuğuğunu sallayan Mustafa sarıgül oldu,Genel başkanlık için mitingler düzenledi bunun üzerine Baykal kurultay topladı ve güven oyunu kazandı.M.Sarıgül disiplin kuruluna sevk edilerek partiden ihraç edildi. 2007 sonrası Abdullah Gülün kurduğu AKP hükümeti iktidarında güç kazanmaya devam etmekteydi

2009 yerel seçimlerine yaklaşılırken SHP genel başkanı Murat Karayalçın partisinin genel başkanlığından ayrılarak 5 Aralık 2008 günü CHP’ye katıldı ve partinin Ankara büyükşehir belediye başkan adayı olarak ilan edildi. 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisindeki oy oranları itibarıyle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin oy oranı %7.8 düşerken, CHP, kazandığı %23.12’lik oranla 2007 milletvekili seçimlerine göre Türkiye genelindeki oy oranını %2.24 artırdı. 2010 döneminde baykalın skandal kasetlerinin medyaya girmesinden ötürü istifası verildi. Kemal Kılıçlaroğlu dönemi 2010 da başlamış oldu.

 

 

Bir Cevap Yazın