Yaşamınızın kısa olduğunu düşünüyorsunuzdur. Evet, bence de öyle. Ama çoğu kişiyle kesiştiğim bir yer var doğrusu. Oda bu kısa yaşamda boş bir insan olup hayatta bir sıfır bırakmak mı, yoksa kaliteli bir insan olup, parmakla gösterilecek bir insan olmak mı istenmesidir. Ben daima ikincisi için uğraşmışımdır. Yapmak istediğim ve sizinde yapmanızı istediğim şeyde budur. Peki, ben bunun için ne mi yapıyorum? Yaptığım şey çok açık. Hayatta sürekli karşıma fırsatlar çıkmasını beklemeyip. Hayattaki her şeyi bir fırsat olarak görüyorum. Fırsatlar daima geleceğinize ışık yakar.

Hayatta karşınıza bin bir türlü fırsat çıkar. Yaşadığınız bölgeye gelen bilir bir kişi, okulunuzda yapılan bir konferans, televizyonda sergilenen bir program veya yakında olacak olan bir sergi. Bunlar tamamıyla en belirginleri. Aslında ben bu fırsatların bunlardan ibaret olmadığını düşünüyorum. Fırsatlar hep vardır. Bunları bulmak ise bizim elimizdedir.

Bu fırsatlar insanların karşısına çok nadir çıktığı söylenilir. Hatta dinde bile buna yer verilmiştir. Allah Müslüman olmayan insanlara hakikati(Allah’ın varlığını) bir veya iki kere gösterir denir. Bu kadar büyük bir şey, neden kendisine inanmayan birisine hakikati bir veya iki kere göstersin ki. Allah her kuluna her an her saniye fırsat, şans sunuyordur zaten. Bu yüzden bu tip şeyler kesinlikle asılsızdır. Fırsatların insanların karşısına çok nadir çıktığını söyleyen insanlar, güneşin dünyadan daha küçük olduğunu söyleyen bir insandan farksızdır.

Zengin bir odanın içinde bulunan her şey size bir fırsat, şanstır. Bu sözüme katılmıyor olabilirsiniz ancak inanın biraz arayışta olan insan istediğini bulur. Örneğin odaya giren bir mühendis veya inşaat işçisi ise, ilk defa gördüğü evin bir odasında, duvarın eğimlerinden kullanılan malzemeye kadar fikir sahibi olmuş olur. Yok, bir ressam ise, odada duran tablodaki fırça darbelerinden renklere kadar fikir sahibi olur. Müzisyen ise odanın içindeki veya dışındaki seslere odaklanır ve bu seslerin ahengini hisseder. Eğer bir doktorsanız odanın içinde yatan hasta kadına yardım eder ve sorunlarını sorarsınız, böylelikle bilginize bilgi katarsınız, daha da güzeli meraklı bir doktorsanız odanın içindeki saksıda duran çiçeğe bir göz atıp incelersiniz. Fırsatlar hiçbir zaman elinizden gitmez alışılmışın dışına çıkıp biraz olsun kendinizi şanslı saymalısınız. Yani fırsatlar sadece karşınıza Platon’un veya Sokrates’in çıkması değildir. Hayattaki her şey size bir fırsattır.

Yaşamınız doğanın içinde geçer kuşkusuz. Peki ya siz bu doğadan yaşama mücadelesi dışında ne alıyorsunuz. Bundan beş bin yıl önce, merak konusu olan bir takım ana felsefi sorular şimdi insanların aklına bile gelmeyen konular halini aldı. O dönemlerde merak etmeyen sorgulamayan insanlara aptal gözüyle bakılırken, şimdi merak eden düşünen sorgulayan ve her an arayış içerisinde olan insanlara, bilge ve zeki insanlar olarak bakılıyor. Hayır! Doğru olan zaten bu. Tamam, bu koşullarda yaşamamıza rağmen sorgulamaya çalışan insanlar tabii ki zekidir. Ama zaten bütün herkesin sorgulayabilecek kadar zekâsı vardır. Yani bu insanlar sizden kesinlikle farksızdır. Düşünmek isteyen her insan düşünebilir ve gerçekleri algılayabilir.

Fırsatlar önünüzde, görmek ise sizin elinizde…

2 YORUMLAR

  1. “Hayatta sürekli karşıma fırsatlar çıkmasını beklemeyip. Hayattaki her şeyi bir fırsat olarak görüyorum. Fırsatlar daima geleceğinize ışık yakar.”

    çok yerine ve guzel bir yaziydi, tekrar aramizda gormek isteriz yazilariniz ve sizi.. Tesekkurler.

Bir Cevap Yazın